ABD ve İran, gerilimlerin azaltılmasına karşılıklı olarak ihtiyaç duyuyor. Viyana’da gerçekleşecek olan önümüzdeki KOEP müzakerelerine tedbirli bir iyimserlikle yaklaşılabilir.
Ilısu Barajı ve HES’in tamamlanması, İran basınında kendine oldukça geniş bir yer bulmuş ve ciddi ithamlar üzerinden bir kamuoyu yaratılmaya çalışılmıştır.
İran’daki su krizinin; iklim değişikliği, kuraklık, nüfus yoğunluğuyla alakası olmakla birlikte krizin esas nedeninin kötü su yönetiminden kaynaklandığı görülmektedir.
Marib şehrinde bulunan kabileler arasında ikilik yaratarak şehri düşürmeyi deneyen Husiler, bu girişimde başarılı olamadığı gibi aşiretlerin daha da kenetlenmesine yol açmıştır.
Menendez’in, KOEP karşıtı bir tavır sergilerken Dağlık Karabağ konusunda Türkiye ve Azerbaycan karşıtı bir tutumla İran’daki Fars milliyetçileri ile paralellik göstermesi dikkat çekicidir.
İran’da yerel yatırımın azlığı, yabancı yatırım ihtiyacını artırırken FATF, ABD ambargoları ve bazı yerel değişkenler sebebiyle ülkede yabancı yatırım krizi yaşanıyor.
Devletlerin ortaya koydukları tepkilerin orantısız olduğu ve krizin doğru yönetilmediği durumlarda, ekonomik ilişkiler kısa ve orta vadede siyasi krizlerden olumsuz etkilenmektedir.
Körfez ve İran arasındaki üç ada anlaşmazlığı güncelliğini korurken İran’ın nükleer dosyası, bölgedeki Arap ülkeleri için endişe kaynağı olmayı sürdürmektedir.
Hizbullah, müttefiki İran’dan Lübnan’a akaryakıt getirmeyi başarmış ve nakliye sırasında hassas davranarak ülkenin ulusal çıkarlarını göz ardı etmediğini vurgulamıştır.
Irak Başbakanı Mustafa Kazımi, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile çeşitli ekonomik ve bölgesel gelişmeleri ele almak için Tahran’a gitti.
Söz konusu ziyaretin ve varılan uzlaşının, bu hafta gerçekleşen UAEA Yönetim Kurulu toplantısında İran’a karşı atılacak aleyhte bir adımı engellediği söylenebilir.