Joe Biden’ın yönetimi devralmasıyla birlikte ABD’nin Nükleer Anlaşma’ya dönebileceği sinyalleri Çin’i, İran ile olan ilişkilerini artırma yönünde teşvik etmiş görünüyor.
Rusya, Orta Doğu’daki sorunların çözümü için İran’dan ziyade Arap ülkeleriyle yakınlaşmak istiyor.
Avrupa’nın Nükleer Anlaşma’ya yönelik verdiği mesaj, İran aleyhine değişmiş gibi görünmektedir.
İran gibi drone, füze ve insansız sistemlerle düzenlediği saldırılarla ön plana çıkan büyük bir kapasite, Körfez’in en küçük ülkelerinden biri olan BAE’yi bu endişesini giderecek çözüm arayışlarına sevk etmekte.
Eğer İran politika değişikliğine giderek ABD’nin Suriye’de yaptığı gibi Irak’ta PKK’nın hamiliğine soyunmayı düşünüyorsa bu durumun etkileri stratejik boyutta olacaktır.
Karabağ Savaşı’nın ortaya çıkardığı yeni jeopolitik durumun, toprak sorunlarını çözmenin yollarını arayan Gürcistan’ın iç siyasetini de etkileyeceği söylenebilir.
İran Meclisi, hükûmeti yargıya şikâyet ederek UAEA ile yapılan anlaşmanın feshedilmesi çağrısında bulundu.
2021 yılında İran’ın fosil enerji ihracatında artış yönlü gelişmeler olsa da tahminler, bu artışın sınırlı ve temkinli bir seyir izleyeceği yönünde.
İran tarafından Venezuela’ya gönderilen ve ABD tarafından el konulan dört petrol gemisinin yükleri, ABD’de satılmış ve elde edilen paralar “Devlet Destekli Terör Fonu”na yatırılmıştır.
Biden yönetiminin zihninde, 2015’te imzalanan anlaşmaya dönülmesinden çok, İran’ın bölgesel politikalarının ve füze teknolojisinin de parçası olduğu daha kapsamlı bir anlaşma bulunduğunu söylemek mümkün.
Biden yönetiminden İran’a yönelik herhangi bir olumlu açıklama gelmemişken Yeni Delhi’nin İran’a ekipman teslimatı yapması, Çabahar Limanı Projesi’ni geliştirmedeki istekliliğini göstermektedir.
İran, ABD yaptırımlarıyla büyük ölçüde zarar görmüş ekonomisini zenginleştirilmiş uranyum faaliyetleriyle kurtaramayacaktır.