ABD liderliğindeki Batı’yla sorunlar yaşayan ve yöneldiği Doğu ülkelerinden beklediği ölçüde destek göremeyen Tahran, son aylardaki bölgesel gelişmeler karşısında hazırlıksız yakalandı.
Uzun yıllar boyunca “Şii Hilali” stratejisi ile hareket eden İran, bugün gelinen noktada kendi açısından risk ve tehdit hilali ile karşı karşıya kalmıştır.
Uzun zamandır bölgesel rakipler olan İran ve Suudi Arabistan, Irak’ın ara buluculuğunda bir uzlaşı aracı olarak diyalog yoluyla sorunları çözmeye ve bölgesel gerilimi azaltmaya çalışıyor.
Bu ziyaretin, İran ve Azerbaycan arasında artan gerilimlerin ortasında gerçekleştiğini ve görüşmelerin temel konusunun Güney Kafkasya’daki gelişmeler olduğunu belirtmek gerekiyor.
İran-Azerbaycan sınırında ortaya çıkan gerilimin arka planında eğer İran’ın İsrail’le ilgili kaygıları yer alıyorsa bu endişeleri gidermenin yolu, diplomasi ve bölgesel iş birliğidir.
Ekonomi ve Maliye Bakanı Handuzi “ekonomide şeffaflık” düsturuyla önceki hükûmetin açıklarını kamuoyuyla paylaşarak Reisi hükûmetinin popülaritesini artırmak istiyor.
İran’da düşünce ve araştırma kuruluşlarında çıkan yazılar, Taliban liderliğindeki bir hükûmetin orta ve uzun vadede İran’ın ulusal çıkarları için tehdit olacağı yönündedir.
Uluslararası politik ekonominin gerçekleri ve üye devletlerinin çatışan gündemleri; ŞİÖ’ye üye olmanın, İran’ı uluslararası sistem nezdinde anlamlı bir şekilde güçlendireceği anlamına gelmiyor.
Henüz tavsiye niteliğinde olan yaptırımların kaldırılmasının doğrulanmasına ilişkin rapor, ileride Meclis tarafından hükûmeti bağlayan bir yasaya dönüştürülebilir.
Aralarındaki uzaklığa rağmen Irak, Afganistan’daki son gelişmelerden etkilenecektir.
İran ekonomisi, 2017 yılı ile karşılaştırıldığında son üç yılda yaklaşık %20 civarında daralmıştır.
Irak Başbakanı Mustafa Kazımi, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile çeşitli ekonomik ve bölgesel gelişmeleri ele almak için Tahran’a gitti.