İran'ın Biden'dan beklentilerinin başında kuşkusuz Washington'ın Kapsamlı Ortak Eylem Planı olarak bilinen 5+1 ve İran arasında imzalanan anlaşmaya
Irak’ın 20 Ocak’tan önce ABD-İran çatışmasının sahnesi olacağına dair iddialar artarken sürece Kudüs Güçleri Komutanı Kaani ve Irak Başbakanı Kazımi son hamleleriyle dâhil oldu.
İran, ABD’de Biden’ın başkanlık görevini resmen devralmasından sonra İran’a yönelik petrol ambargolarının kaldırılmasını ummakta ve bu çerçevede şimdiden müzakereler yapmaktadır.
Afganistan’da merkezî hükümetle Taliban arasındaki barış görüşmelerinin başlamasından bu yana Tahran-Kabil hattındaki diplomasi trafiğinin yoğunluğu dikkat çekici boyutlara ulaştı.
İran, Avrupa’da düzenlediği örtülü operasyonlarla hükûmet karşıtlarını hedef alırken diğer yandan Esedi davasının görülmesi, İran'a bir mesaj niteliği taşımaktadır.
Sosyal memnuniyetsizliklerin önüne geçemeyen İran, bu alanlarda muhalif tavır sergileyen sembolik isimleri idam ederek süreci önlemeyi amaçlamaktadır.
Dağlık Karabağ sürecine ilişkin politika üretmekte başarısız olan İran, Moskova tarafından da bölgede istenmeyen aktör olarak görülmektedir.
Güç mücadelelerinin ışığında önümüzdeki yıl İran iç politikası, en az dış politikası kadar hareketli geçeceğe benziyor.
İran yanlısı Haşdi Şabi grupları, Irak’taki etkinlikleri sonucunda meşruiyetlerini kaybetmekten endişe duymaktadır.
Milyonlarca Sünni Suriyeli zorla yerinden edilerek mülteci durumuna düşürüldü. Esed rejimi Lübnan’da kalan ve özellikle Şam ve Humus’un kenar mahallelerine dönmek isteyen çok sayıda Suriyeli mültecinin geri dönüşüne izin vermiyor.
Suudi Arabistan’ın geleneksel rakibi İran’ın duruşu, üretim kesintisi kararının devam etmesi yönündedir.
Tahran yönetimi, savaş sürecini “Kafkasya’ya cihatçı gruplar taşınıyor” gibi manipülatif bir yaklaşımla idare edemediği gibi savaş sonrası yeni jeopolitik denklemde Ermenistan’la beraber kaybedenler kulübünde görünüyor.