İran’dan gelen tepkilerde, Azerbaycan ve Türkiye yönetimlerine yönelik tehditkâr ve manipülatif bir yaklaşım göze çarparken İran Türkleri ve Azerbaycan halkına karşı bütünleştirici bir perspektif gözlemlenmiştir.
İran’ın Kürt bölgeleri, gösterilerin başladığı tarihten itibaren şiddet sarmalı ve terörizm tuzağının net biçimde kendisini gösterdiği alanlara dönüşmüştür.
İran basınında, İstiklal’de yaşanan menfur saldırı ile İran içerisinde yaşanan olaylar arasında paralellikler yaratmaya yönelik bir çaba olduğu görülmektedir.
İran Meclisinde hâlihazırda bekleyen bir yasa taslağından anlaşıldığı üzere ülke genelindeki göçmenlerin idaresinden sorumlu olacak “Ulusal Göç Kurumu” isimli bir merkezî yapının kurulacağı öngörülmektedir.
Ürdün’ün, İran’a diyalog çağrısı yaparak ikili ilişkileri güçlendirmek istediğini belirtmesinin hemen akabinde İran’ın Ürdün’le sağlık konusunda iş birliğine gitmek istemesi, tesadüfen gelişmiş bir konu değildir.
Kazakistan, geliştirdiği ikili ilişkilerin yanında Azerbaycan ve Türkiye ile TDT kapsamında; İran’la ise ŞİÖ ve hatta AEB kapsamında ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştirmektedir.
İran'ın, Ukrayna krizi sırasında Rusya ile Güney Asya ülkeleri arasındaki ilişkilerin genişlemesinde “köprü” rolü oynadığı söylenebilir.
İran’da göçün en yüksek olduğu dönemler, büyük siyasi çalkantılar sonrası olurken yakın vadede göçün en fazla yaşandığı dönemlerden biri, 2009 protestoları sonrası yaşanmıştır.