Zarif’in istifası, İran’da muhafazakârlar ile reformist-ılımlı cenah arasında grift bir denge olduğunu ve mevcut koşullarda olası bir hükûmet krizinin İran’ın başını fazlasıyla ağrıtacağını göstermiştir.
Din adamları, siyaset sahnesinden çekilmedikleri sürece onlara duyulan güvendeki erozyon devam edecektir.
ABD Başkanı Trump’ın Suriye’den çekilme kararı alması Suriye’de yeni bir süreç başlattı. Bu gelişme, 2015 yılından itibaren Suriye iç savaşında Şam rejiminin yanında aktif bir rol üstlenen Rusya’nın da Suriye politikasını etkileyecektir.
1979 Devrimi ve sonraki yıllarda öğrenci faaliyetlerinin hız kazanmasıyla bu faaliyetleri bastırmak için yeni yöntemler devreye sokulmuştur.
Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti, adli bir vaka olmaktan çıkarak uluslararası kamuoyunda politik sonuçlar doğurmaya başlamıştır.
Amerika’nın İran’a yönelik yeniden yürürlüğe koyduğu yaptırımlar, Esed rejimine koşulsuz destek vermeyi ilke hâline getiren İran dış politikasını şüphesiz sekteye uğratacaktır.
Ekonomik sorunların aşılamaz hâle geldiği bir dönemde yönetimin reformist ve muhafazakâr elitler arasında bir siyasi çekişmeye sahne olması İran halkını, ülke dışında yaşanan olaylardan daha fazla etkileyecektir.
Ağustos 2017’den itibaren Çin’de mukim İran vatandaşlarının bankalarda açtırdıkları hesaplarla ilgili bazı sorunlarla karşılaştıklarına yönelik haberler İran basınında yer almaya başladı.
Rusya ve İran, Bağımsız Devletler Topluluğu oluşumuna kadar birbirlerini tehdit olarak görmüşlerdir.