ABD Senatosunun İran karşıtı lobi faaliyetlerinin etkisi altına girmesi ve İran’ın, Biden yönetimi ile karşı karşıya gelmesi yüksek bir olasılık olarak belirmektedir.
Beş Göz Grubu’na ilaveten NATO ve AB gibi uluslararası aktörlerin de Rusya’ya yönelttiği siber casusluk suçlamaları, bugüne kadar örneği olmayan bir durumu ifade ediyor.
Kazakistan’daki Çin varlığı yükselişini sürdürürken İran’ın yakınlarda gerçekleştirdiği Kazakistan ve diğer Orta Asya ülkeleri ziyaretleri, ülkenin ve bölgenin jeopolitik önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.
Lübnan’da istikrardan yana olan Rusya, ülkede tırmanan krizin Lübnan’daki siyasi aktörler tarafından çözülmesini istiyor.
Rusya, Orta Doğu’daki sorunların çözümü için İran’dan ziyade Arap ülkeleriyle yakınlaşmak istiyor.
Eğer İran politika değişikliğine giderek ABD’nin Suriye’de yaptığı gibi Irak’ta PKK’nın hamiliğine soyunmayı düşünüyorsa bu durumun etkileri stratejik boyutta olacaktır.
Afganistan’da merkezî hükümetle Taliban arasındaki barış görüşmelerinin başlamasından bu yana Tahran-Kabil hattındaki diplomasi trafiğinin yoğunluğu dikkat çekici boyutlara ulaştı.
Haf-Herat demir yolu bağlantısıyla birlikte İran-Afganistan ticari ilişkilerinin artması beklenmektedir.
Venezuela’nın, İran’a uygulanan BM silah ambargosunun ekim ayında kalkmasından sonra İran’ın uluslararası arenada silah ticareti yapabileceği birkaç ülkeden biri olması iki ülkenin ilişkileri açısından önemlidir.
3 Kasım Salı günü gerçekleşen seçimlerin galibi kim olursa olsun, ABD’nin İran’a yönelik politikalarında yeni bir dönemin başladığını ifade etmek gerekiyor.
Yeni Kuveyt yönetiminin bölgesel gelişmelere yönelik takip edeceği dış politika, önümüzdeki dönemde İran-Kuveyt ilişkilerinin seyrini belirleyecektir.
İran’ın büyüklüğü, nüfusu, Şiilik formülasyonu ve Arap devletlerindeki eylemleri tarihsel olarak BAE’nin stratejik düşüncesini etkilemiştir.