Yaklaşık bir aydır devam eden ABD-İran arasındaki dolaylı görüşmelere yönelik gelen son açıklamalar, müzakerelerdeki ihtilafın derinliğine işaret etmektedir.
Zarif’in açıklamalarında yeni olan, sistemin sürekli gizlemeye ya da inkâr etmeye çalıştığı bazı ayrıntıların açığa çıkması ve diplomasi aygıtının başındaki kişinin olayları itiraf etmiş olmasıdır.
Rusya, Zarif’in sözlerini iç siyasete yönelik olarak görse de bu sözlerin, Kremlin’in Nükleer Anlaşma’yla ilgili savlarını yalanlıyor olmasının Moskova’yı rahatsız ettiği söylenebilir.
Eğer bu saldırılar İsrail'in iddia ettiği gibi tamamen kaza ve tesadüf eseri ise bile iç kamuoyunun misilleme taleplerinden bunalan Tahran'ı rahatlatacağı kesindir.
ABD Senatosunun İran karşıtı lobi faaliyetlerinin etkisi altına girmesi ve İran’ın, Biden yönetimi ile karşı karşıya gelmesi yüksek bir olasılık olarak belirmektedir.
İran Nükleer Anlaşması’nın geleceği hakkında Viyana’da başlayan diplomasi trafiğine en büyük muhalefeti, 2022 ABD Senato Ara Seçimlerini kaybetmek istemeyen Demokratlar ve Cumhuriyetçiler gösterecektir.
Müzakerelerde İran Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar bir ilerleme kaydedilmesi beklense de olumlu bir gelişmenin kısa vadede gerçekleşmesi, teknik ve politik engellerden dolayı mümkün gözükmemektedir.
İran, Avrupa’da düzenlediği örtülü operasyonlarla hükûmet karşıtlarını hedef alırken diğer yandan Esedi davasının görülmesi, İran'a bir mesaj niteliği taşımaktadır.
ABD’nin İran’a 2015 yılından beri uygulanan silah ambargosunun kaldırılmasını önlemeye ilişkin çabasında kararlı olduğu görülüyor.
Mart 2020’de üretim kesintisinde anlaşamayan OPEC ve OPEC dışı ülkeler Meksika hariç, koronavirüsün etkisi ve siyasi baskılar sonucu üretimi azaltma konusunda anlaşmaya vardı.
OPEC+ ülkelerinin petrol üretim kesintisi ile ilgili uzlaşamamaları özelde Basra Körfezi’nde genelde Orta Doğu’da ekonomik, siyasi ve jeopolitik sonuçlar doğuracaktır.
Avrupa her ne kadar Tetik Mekanizması ile İran’ı sıkıştırmayı hedeflese de birtakım yapıcı adımlar da atmaktadır.