İran’da faaliyet gösteren silahlı gruplar incelendiğinde, bu ülkenin çok farklı motivasyonlara sahip silahlı grupların etkinlik gösterdiği bir coğrafya olduğu görülmektedir.
Güç mücadelelerinin ışığında önümüzdeki yıl İran iç politikası, en az dış politikası kadar hareketli geçeceğe benziyor.
İran yanlısı Haşdi Şabi grupları, Irak’taki etkinlikleri sonucunda meşruiyetlerini kaybetmekten endişe duymaktadır.
Muhammed Yezdi, Velayet-i Fakih teorisini destekleyen, reform hareketini eleştiren ve önemli makamlarda görev alan bir din ve devlet adamıydı.
Almanya, Fransa ve İngiltere’den oluşan Avrupa üçlüsü, geçtiğimiz dört yıl boyunca izlediği pasif tavrını terk ederek yeni dönemde İran meselesinde daha önemli bir rol üstlenme çabasındadır.
Fahrizade suikastının ilk somut neticesi, Nükleer Anlaşma’nın kaderini belirleme kapasitesine sahip Kanun’un onaylanması olmuştur.
Milyonlarca Sünni Suriyeli zorla yerinden edilerek mülteci durumuna düşürüldü. Esed rejimi Lübnan’da kalan ve özellikle Şam ve Humus’un kenar mahallelerine dönmek isteyen çok sayıda Suriyeli mültecinin geri dönüşüne izin vermiyor.
Rusya’nın Fahrizade’ye düzenlenen suikast karşısındaki pasif tutumu, İran’ın nükleer programı sürecinde kendisini “ikincil aktör” olarak nitelendirmesiyle ilgilidir.
Suudi Arabistan’ın geleneksel rakibi İran’ın duruşu, üretim kesintisi kararının devam etmesi yönündedir.
Sosyoekonomik sorunlar, İran toplumunu kötü etkilese de çocuklarda intihar sebebi olarak ön plana çıkmaya başlaması, durumun kritik boyutlara ulaştığının işareti olarak görülebilir.