Mevcut göstergeler, İran’ın NPT’den çekilmenin ağır maliyetlerini karşılayacak bütüncül bir hazırlık sergilemediğini düşündürmektedir. Bu nedenle İran’ın gerçekten NPT’den çekilmesi ihtimali, mevcut koşullarda sanıldığı kadar güçlü görünmemektedir.
Bu kararın İran için en önemli riski, NPT yükümlülüklerini açıkça ihlal ederek ülkeyi uluslararası hukuk açısından çok daha savunmasız bir konuma getirmesidir.
Müzakerelerin ilerlemesi ve olumlu bir sonuca ulaşması için ya ABD’nin maksimalist tutumundan vazgeçmesi ya da tarafların uranyum zenginleştirme konusunda karşılıklı kabul edilebilir bir uzlaşı noktası bulması gerekmektedir.
ABD-İran arasında son birkaç haftadır arka kanal diplomasisi işlediğine dair spekülasyonlar artmış ve Umman, geçici bir uzlaşıya aracılık etmek üzere öne çıkan ülke olmuştur.
Tahran yönetiminin; refah, siyasal katılım ve ekonomik şeffaflık alanında gösterdiği başarısız performans, halkın devlete karşı küskünlüğüne neden olmuş ve devlet ile millet arasındaki mesafeyi artırmıştır.
Devletin mali yükünü azaltması beklenen özelleştirmenin, İran’da bir trajediye dönüştüğü söylenebilir.
Viyana görüşmeleriyle yaptırımlar üzerindeki denetim gevşese de son aylarda İran, petrol ticaretini sürdürmek amacıyla takas mekanizmasını kullanmaktadır.
Reisi hükûmeti, İran’ın orta ve uzun vadede ülke politikalarının izleğini sunması bakımından önem atfedilen 200 günü geride bıraktı.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile İran arasındaki iş birliği, İran nükleer krizinin çözümünde önemli bir adım olarak görülebilir.
İran’daki su krizinin; iklim değişikliği, kuraklık, nüfus yoğunluğuyla alakası olmakla birlikte krizin esas nedeninin kötü su yönetiminden kaynaklandığı görülmektedir.