İslamabad Mutabakatı nihai anlaşmaya giden yolda bir ön anlaşma, KOEP ise nihai bir anlaşmadır. Bu iki belgenin en temel ortak noktası her ikisinin de sorunları diplomatik yolla çözme arayışının ürünü olmasıdır.
İran, ABD’den gelecek ve sivil altyapıyı hedef alacak bir ikinci dalgadan kaçınmak isterken ABD ise savaşı daha maliyetli kılmadan Hürmüz ve nükleer meseleyi çözmek istemektedir.
İran’da yeni dini liderin Mücteba Hamaney seçilmesiyle birlikte yeni bir dönem başladı. Atacağı adımlar onun liderliğinin “şekli” mi yoksa “gerçek” mi olduğunu gösterecek.
Hamaney'in ölümü, kısa vadede rejim çözülmesinden ziyade elit konsolidasyonu ve güvenlik merkezli karar alma eğiliminin güçlenmesini beraberinde getirmiştir.
İran toplumu, rejime yönelik desteğin eridiği ancak tamamen çözülmediği, muhalefetin yaygınlaştığı ancak örgütsüz kaldığı, dış baskının ise toplumsal dinamikleri hem tetiklediği hem de karmaşıklaştırdığı bir dönemden geçiyor.
ABD’nin İran nükleer tesislerini hedef alması, uluslararası toplumu harekete geçirse de İran ile İsrail arasındaki çatışmanın seyrinde köklü bir değişim meydana getirmedi.
İran’da gösteriler sürerken, ülke içindeki reformcu kesim büyük ölçüde suskunluğa büründü, farklı siyasi gruplar da olayları özellikle Devrim Lideri Ali Hamaney sonrası siyaset sahnesinde güç paylaşma zeminine dönüştürdü.
İran toplumu, tarihsel ve kültürel nedenlerin de etkisiyle oldukça protest bir topluluk ve deyim yerindeyse devlet ile halk arasındaki makas sürekli açık.