İran’da Sızdırılan Ses Dosyası ve Yolsuzluk Tartışmaları

Mehmet Koç Kıdemli Uzman

Sızdırılan ses dosyasını, muhafazakârların arasındaki rekabetin bir parçası olarak okumak gerekir.

İran’da, İslam Devrimi’nin 43. yıl dönümü olan 11 Şubat’a bir gün kala eski Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı Muhammed Ali Caferi ve eski DMO Ekonomi ve Kalkınma İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Sadık (Mirza Hasan) Zulkadir Niya arasında yapılan gizli bir toplantıya ait yaklaşık 50 dakikalık bir ses kaydının basına sızması, İran siyasetinin gündemine oturdu. Zira söz konusu kayıt; DMO’nun en üst düzey komutanlarının gizli toplantısını kimin ve neden kaydettiği, kimin basına sızdırdığı ve en önemlisi de ses kaydının içeriği gibi nedenlerden dolayı önemliydi. Ayrıca ses dosyasında, yolsuzluklarla bağlantılı olarak eski Tahran Büyükşehir Belediye Başkanı (2005-2017) ve hâlihazırda Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani gibi ileri gelen isimler de geçmekteydi.

Kayıtlara Yas Holding yolsuzluk dosyası (2013-2016) olarak geçmiş olan bu dosyada, DMO’nun önemli bir ekonomik kuruluşu olan Yas Holding ile Tahran Büyükşehir Belediyesi arasında yapılan anlaşmalar çerçevesinde ortaya çıkan yolsuzluklar yer almaktadır. Dönemin Tahran Büyükşehir Belediye Başkanı Kalibaf ve Yas Holdingin gelirlerinden pay tahsis edilmiş olan DMO’nun sınır dışı faaliyetlerini yürüten Kudüs Gücünün adının geçtiği dosyada, birçok yolsuzluk arasında yalnızca bir anlaşma kapsamında 4 milyar dolarlık bir yolsuzluk olduğu ileri sürülmektedir. Ayrıca Kalibaf’ın belediye başkanlığı döneminde DMO’nun ekonomik alanda en büyük çatı yapılanması olan Hatemü’l-Enbiya İmar Karargâhı ile Tahran’ın altyapı projelerini yüklenmesi amacıyla 20 trilyon tümenlik (6 milyar 111 milyon dolar) anlaşma imzaladığı da bilinmektedir

Yas Holding yolsuzluk dosyası, Eylül 2017’de yargıya intikal etmiştir. İddiaların bir tarafında DMO bağlantılı kuruluşların olması nedeniyle zanlılar askerî mahkeme tarafından yargılanmış ve haklarında verilen karar, Mart 2021’de Yüce Divan tarafından da onaylanarak öngörülen cezalar infaz edilmeye başlanmıştır. Bu kararlar arasında Kalibaf’ın yardımcısı İsa Şerifi’nin 20 yıl hapis ve nakdi para cezasına çarptırılmış olması öne çıkmıştır. Bu ceza, İran kamuoyunda birtakım tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Zira böylesi büyük anlaşmaların, dönemin Belediye Başkanı Kalibaf’ın onayı olmadan yapılmış olması mümkün gözükmediğinden kendisinin hiçbir şekilde yargılanma sürecine dâhil edilmemesi, kamu vicdanını rahatsız etmiştir. 

Siyasi Hesaplaşma Aracı Olarak Yas Holding Dosyası

Yas Holding yolsuzluk dosyası her daim Kalibaf’ın sırtında bir yük olarak gözükse de siyasi kariyerinde Meclis başkanlığına kadar yükselmesine engel olamamıştır. Söz konusu dosya sadece reformcu veya ılımlı çevreler tarafından Kalibaf’a karşı bir baskı aracı olarak kullanılmamıştır. Şubat 2021 Genel Seçimlerinde Meclisin dörtte üçünü ele geçiren muhafazakârlar da belediye başkanlığı döneminde isminin büyük yolsuzluklarla anılmasını gerekçe göstererek Kalibaf’ın Meclis başkanlığına engel olmaya çalışmışsa da bir sonuç elde edememişlerdir. Öte yandan dosyanın diğer ucunda DMO’nun önemli bir kuruluşunun yer alıyor olması, muhafazakâr çevrelerin bu baskı aracını Kalibaf’a karşı kullanırken ihtiyatlı davranmalarını elzem kılmıştır. 

Daha önce Kalibaf’ın belediye başkanlığı dönemindeki yolsuzluklarının üzerine gitmekte kararlı gözüken halefi reformcu Muhammed Ali Necefi, müesses nizam tarafından istifaya mecbur bırakılmıştır. Necefi’nin istifasından sonra da üzerindeki baskılar bitmemiş ve iddialara göre DMO istihbaratının kumpası ile kendisine yakınlaşan ve daha sonra evlenmek zorunda kaldığı ikinci eşi Mitra Ostad’ı öldürmesine kadar varan gelişmeler yaşanmıştır

Son olarak 2021 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde yine Yas Holding yolsuzluk dosyası ekseninde muhafazakâr cenahın kendi içerisinde bir kez daha bazı hesaplaşmalar meydana gelmiştir. Devrim Rehberi Hamenei tarafından dosyayı soruşturmakla görevlendirilen dönemin Hatemü’l-Enbiya İmar Karargâhı Başkanı Said Muhammed’in, nihai raporunda Kalibaf’ın yaşanan yolsuzluklarda payının olduğunu belirten açıklamalara yer vermiş olması, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday adaylığı sürecinde Muhammed’i destekleyen kesimler ile Kalibaf ve çevresini karşı karşıya getirmiştir. Reisi’nin aday olmasıyla onun lehine aday olmaktan vazgeçtiğini belirten Muhammed, seçim süreci boyunca Reisi lehine illeri tek tek gezerek faaliyetlerde bulunmuştur. Muhammed, bu iş birliğine karşılık kabinede önemli bir mevkide görev almayı beklerken Kalibaf’ın baskısıyla kabinede hiçbir göreve getirilmemiş ancak küstürülmemek amacıyla Cumhurbaşkanı’nın Serbest Ticaret-Sanayi ve Özel Ekonomik Bölgelerden sorumlu danışmanı yapılmıştır. 

Sistem Tartışmalarının Gölgesindeki İddialar

Yurt içinden kimi kaynaklar, dosyanın bugün tekrar gündeme getirilmiş olmasının arkasında sistem değişikliğine gidileceği yönünde bazı tezler ileri sürmektedir. Söz konusu kaynaklara göre Cumhurbaşkanı Reisi, görevini yürütmekte yetersiz kaldığından İran, bu yıl veya gelecek yıl içerisinde sistem değişikliğine gidebilir. Buna göre anayasada reform çerçevesinde cumhurbaşkanlığı makamının kaldırılarak karma bir yönetim sistemine sahip İran’ın, parlamenter sisteme geçeceği ifade edilmektedir. Böylelikle cumhurbaşkanlığı makamının kalkmasıyla İbrahim Reisi, Mücteba Hamenei ve Ali Rıza Arafi gibi isimlerin de yer aldığı bir üst düzey Rehberlik Danışmanlığı Konseyinin kurulacağı ve Muhammed Bakır Kalibaf’ın da başbakanlık koltuğuna geçeceği öngörülmektedir. Kalibaf’a biçilen yeni rolden memnuniyet duymayan muhafazakâr çevrelerin ses kaydını sızdırdığı da iddialar arasındadır.
Kudüs Gücüne Kaynak Aktarımı

Yas Holding yolsuzluk dosyası Kudüs Gücünün DMO’ya bağlı bir kuruluş olarak ülke dışında gösterdiği faaliyetlerin kaynaklarını nasıl temin ettiği konusunda da ipucu sunmaktadır. DMO’nun gerek Yas Holding gerekse diğer ekonomik kuruluşları üzerinden Kudüs Gücüne kaynak aktarmış olması kuvvetle muhtemeldir. Zira DMO’ya bağlı ekonomik kuruluşların yurt içinde ve yurt dışında geniş çaplı faaliyetleri bulunmaktadır ve DMO, yurt içinden kaynak aktarımı sıkıntıya girse bile yurt dışındaki kuruluşlar üzerinden bunu sürdürme kapasite ve imkânına sahiptir. İran’ın yurt dışında desteklediği örgütlere sağladığı mali destekler yüzünden ABD tarafından terörizmi destekleyen ülkelerin başında geldiği bilinen bir gerçektir. Müesses nizam, söz konusu ekonomik ilişkilerin ortaya çıkmaması için FATF’ı onaylamamakta ısrar etmektedir. 

DMO’nun Yıpratıldığı İddiaları

ABD tarafından öldürülmesinin ardından ülkede bir “millî kahraman” olarak ilan edilen Süleymani’nin isminin bu vesile ile söz konusu yolsuzluk dosyası ile anılması, kimi çevrelerde rahatsızlığa neden olurken DMO’nun en üst düzey komutanlarının adının karıştığı dosyanın gündeme getirilerek ülkenin artık sadece güvenlik ve ekonomik gelişmelerinin belirleyici aktörü değil aynı zamanda siyasetinin de başat aktörü hâline gelmesinden dolayı kurumun yıpratılmaya çalışıldığı ileri sürülmektedir. 

Sonuç olarak DMO, her bakımdan bugün gücünün zirvesine ulaşmış durumdadır. Güvenlik, siyaset, ekonomi ve kültürel tüm alanlarda baskın bir şekilde yer almaktadır. Ancak 2020 Genel Seçimler ve 2021 cumhurbaşkanlığı ve yerel seçimlerin ardından sistemin reformcu ve ılımlı politikacı ve aktörlerden arındırılmasından sonra baş başa kalan muhafazakâr çevreler, bu kez de kendi aralarında güç ve iktidar mücadelesine girmiş bulunmaktadır. Sızdırılan ses dosyasını bu rekabetin bir parçası olarak okumak daha gerçekçi olacaktır. Ancak ileri sürüldüğü gibi İran’ın yakın zamanda bir sistem değişikliğine gidip gitmeyeceği konusunda henüz kamuoyuna yansıyan güçlü bir emare olmamakla birlikte bu iddiayı görmezden gelmemek gerekir.
 

İran’da Muhafazakârların Hesaplaşmaları ve İfşa Olan Sırlar

Mehmet Koç

Ses kaydı, muhafazakârların kendi içerisindeki iktidar mücadelesini açığa çıkarırken Kudüs Gücünün finansal desteğinin teminini ve Kalibaf’ın bundaki rolünü açıkça ortaya koymuştur.

Direniş Cephesinin Nükleer Müzakerelere Yaklaşımı

Mehmet Koç

Direniş Cephesi, ileriye dönük siyasi hesapları doğrultusunda nükleer dosya özelinde Reisi hükûmetine karşı eleştirilerini artırmaktadır.