Söz konusu ziyaretin ve varılan uzlaşının, bu hafta gerçekleşen UAEA Yönetim Kurulu toplantısında İran’a karşı atılacak aleyhte bir adımı engellediği söylenebilir.
Bağdat Zirvesi’nden de anlaşılacağı üzere İran’ın yeni dönem dış politika hedef ve önceliklerinde ekonomik iş birlikleri ve komşularla iyi ilişkiler belirleyici bir rol oynuyor.
Japonya, Orta Doğu’da ABD-Çin rekabetini fırsata çevirerek İran, İsrail ve Irak gibi bölge ülkeleri ile iş birliğini artırmaya çalışmaktadır.
Avrupalı esirlerin tutulduğu yer olarak da bilinen İran’daki Evin Hapishanesinin kamera görüntülerinin sızdırılması, Mercer Street krizi etkisinde gelişmiş olabilir.
Afganistan’da ABD ve NATO’nun çekilmesiyle ortaya çıkacak olan güç boşluğu birçok bölgesel aktörün hem iştahını kabartıyor hem de güvenlik kaygılarını artırıyor.
İran’da su kıtlığı iç gerilimlerin tetikleyicisi olmaya devam ederken komşu ülkelerle yaşanan su anlaşmazlıkları da sorunu derinleştiriyor.
Biden’ın, Irak’taki ABD askerî birliklerinin geri çekileceğine yönelik açıklaması, mevcut durumla tezatlık gösteriyor.
Viyana müzakerelerinde nihai bir anlaşmanın çıkmasını zorlayan koşullar yalnızca İran tarafı ile ilgili değildir.
İran aleyhine duraksayan Viyana görüşmeleri, Irak ve Suriye’deki ABD askerî varlığına karşı son zamanlarda artış gösteren roket ve drone saldırılarını açıklayabilir.
Körfez’deki dengeler açısından İran-Suudi Arabistan ilişkileri büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda Suudi Arabistan ve BAE arasında çıkan kriz, Reisi için bir fırsat niteliğindedir.
Rusya Enerji Bakanı Shulginov’ın, İran'ın Moskova Büyükelçisi Celali ile 2 Temmuz’da yaptığı görüşme; Rusya’nın, mevcut iş birliği çerçevesini ve mekanizmasını Reisi Dönemi’nde genişletmeyi hedeflediğini göstermektedir.
Seçimler sonrası Haşdi Şabi’nin Irak’ta askerî geçit töreni düzenlemesi, Hamas ve Hizbullah liderlerinin Lübnan’da görüşmesi direniş ekseninin yeni dönem İran dış politikasında önemsendiğini göstermektedir.