Mozaik savunma, İran’ın askerî kapasitesini korumasına ve saldırılar karşısında direnç göstermesine katkı sağlamış olsa da tek başına savaşın sonucunu belirlemeye yeterli değildir.
Sistan-Beluçistan’daki şiddetin seyri, büyük ölçüde İran’ın bölgesel tehdit değerlendirmelerine bağlı olacaktır. ABD ve İsrail ile yeni bir çatışma ihtimali gündemde kaldığı sürece Tahran’ın ön alıcı operasyonlarını sürdürmesi, silahlı Beluç grupların da bu operasyonlara misilleme saldırılarıyla karşılık vermesi beklenebilir.
ABD-İran hattında gerilim artabilir ve gelişmeler sınırlı çatışmaları tetikleyebilir. Ancak sürecin kaçınılmaz olarak geniş çaplı yeni bir savaşa neden olacağını düşünmek yanlış olacaktır.
İran açısından temel soru, Irak’taki silahlı nüfuzunu korurken artan siyasi, askerî ve kurumsal maliyetleri ne ölçüde yönetebileceğidir.
İran, iki kritik deniz geçidinde baskıyı artırmanın ABD açısından mevcut durumu daha maliyetli hâle getireceğini ve özellikle ara seçimler öncesinde Washington üzerindeki siyasi ve ekonomik baskıyı artıracağını hesaplamaktadır.
Hizbullah’a yakın durmak İran’ın caydırıcılık kapasitesini güçlendirirken doğrudan saldırı riskini artırmakta, mesafe koymak ise güvenlik riskini azaltırken bölgesel etki alanını daraltmaktadır.
ABD’nin stratejisini askerî yöntemlerden ekonomik baskıya kaydırmasıyla birlikte İsrail’in savaşın seyri üzerindeki etkisi de sınırlanmıştır.
Pakistan’ın rolü bir uzlaşı dayatmak değil taraflardan herhangi birinin çatışmadan geri adım atmaya hazır olduğu anda kullanılabilecek diplomatik bir kanalın ve işler bir müzakere çerçevesinin açık kalmasını sağlamaktır.
28 Şubat’ta İran’da rejim değişikliği ve halk hareketi yaratma hedefiyle askerî harekâta başlayan ABD, aynı noktaya bu kez ekonomik baskı stratejisiyle dönmüştür. Yöntem değişmiş, ancak varılan nokta değişmemiştir.
“Ekonomik Dışlama Operasyonu”nun en önemli riski, İran’ı geri adım atmaya zorlamak yerine Tahran’ı, zamanın kendi aleyhine işlemesini önlemek amacıyla mevcut denklemi değiştirecek ve gerilimi yeniden artıracak adımlar atmaya yöneltmesidir.
Savaşın sonucu, tek bir muharebeden ziyade tarafların ekonomik, siyasi, toplumsal ve psikolojik dirençlerini ne ölçüde koruyabildiklerine ve bu direnci sürdürülebilir bir siyasi stratejiye dönüştürüp dönüştüremediklerine bağlı olacaktır.