İran ve Katar arasındaki ilişkilerin bir ayağını Viyana görüşmeleriyle ilintili konular, diğerini Rusya ve Avrupa arasındaki krizden kısa süreli avantaj sağlama arzusu oluşturmaktadır.
Viyana anlaşması İran içi güç dengelerini etkileyecek olmasına rağmen asıl etkisi bölgesel politikalar konusunda olabilir.
Afganistan’da çok önemli maden yatakları bulunmaktadır ve bu madenlerin değerinin 3 trilyon dolar olduğu tahmin edilmektedir.
BAE saldırıları, asimetrik tehditlerin ne derecede ilerlediğine açık bir örnek oluştururken hava savunma sistemlerinin işlevselliği konusu bir kez daha gündeme gelmiştir.
İran’da; kuraklık, ağır ekonomik şartlar ve artan nüfusla beraber kaynak kıtlığının belirginleşmesi; orta vadede İran’da büyük kitleleri harekete geçirebilir.
Reisi ve taraftarları, Doğu’ya yönelik adımları ülkenin dış politikası için stratejik bir başarı olarak görürken muhalif cephe bu gelişmelere karşı eleştirilerini artırdı.
Biden Dönemi’nde yaptırımlarda yumuşamaya gidilmesi, Batı Asya’da 2021 yılının en önemli değişikliklerinden biri olmuştur.
Çin merkezli diplomatik aktivizmin merkezinde, Orta Asya’nın istikrarına ilişkin artan endişeler ve Viyana’da devam eden müzakereler başta olmak üzere birçok önemli mesele bulunmaktadır.
3-5 Ocak aralığındaki saldırıları, İran destekli milis grupların eş zamanlı ve çok-hedefli saldırı gerçekleştirebilme kapasitesini sergileme çabası olarak değerlendirmek mümkündür.
Gelinen noktada, önümüzdeki dönem daha çok ABD'nin ve elbette İsrail'in İran'ı nükleer ve bölgesel güç olarak kabul etmeyi hazmetme süreci de olacak.
Finans ve döviz piyasalarındaki türbülans uzunca bir süre devam etmiş ve artan risk algısı ve ayrıca yaptırımların İran’ın ihracat gelirlerini çok ciddi oranda düşürmesi ile birçok ekonomik göstergede son derece kötü performanslar gözlemlenmiştir.