İran, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın patlak vermesinden bu yana gerek söylemde gerekse BM’de yapılan oylamalarda Rusya’yı destekleyen ülkelerden biri olarak ön plana çıktı.
Viyana görüşmeleriyle yaptırımlar üzerindeki denetim gevşese de son aylarda İran, petrol ticaretini sürdürmek amacıyla takas mekanizmasını kullanmaktadır.
Direniş Cephesi, ileriye dönük siyasi hesapları doğrultusunda nükleer dosya özelinde Reisi hükûmetine karşı eleştirilerini artırmaktadır.
Riyad’ın, İran’ın Suriye’de savaştırdığı Pakistanlı militanları Husi saflarında savaşmak üzere Yemen’e göndereceğini iddia ederek Pakistan’a bu konuda sert adımlar atması için baskı yaptığı iddia edilmektedir.
Söz konusu koridor, İran’ın Basra Körfezi’ndeki Bender Abbas Limanını, Azerbaycan toprakları üzerinden Gürcistan’ın Karadeniz’deki Batum Limanına bağlayacaktır.
Birçok uzman savaş nedeniyle riske giren Rus kaynaklarına alternatif olarak İran doğal gazını vurgulasa da böyle bir durum gerçekçi değil.
ABD’nin, İran’a verdiği iddia edilen tavizler ve UAEA’nın son raporunu görmezden geldiği düşünülürse Biden yönetiminin ne pahasına olursa olsun Nükleer Anlaşma’yı canlandırmak istediği söylenebilir.
Catherine Shakdam olayının, Fahrizade suikastından Natanz’a kadar birçok noktada İran’da yaşanan psikolojik yenilgiyi körüklediği yorumu yapılabilir.
Umman Denizi'nde Hürmüz Boğazı'nın doğusundaki jeopolitik konumu ile Cask Limanı; ekonomi, enerji güvenliği ve askerî-güvenlik açısından İran için stratejik önem taşımaktadır.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etme amacıyla başlatmış olduğu savaş, başta güvenlik alanında olmak üzere siyasi ve ekonomik alanda İran için bazı fırsatlar yaratmış durumdadır.
Karun’dan su transfer projelerinin durdurulmaması ve su kaynakları yönetiminin daha çok lobilere ve etnik çıkarlara dayanması, Huzistan’ın hidropolitiğini daha girift bir hâle getirmektedir.
İran ve Katar arasındaki ilişkilerin bir ayağını Viyana görüşmeleriyle ilintili konular, diğerini Rusya ve Avrupa arasındaki krizden kısa süreli avantaj sağlama arzusu oluşturmaktadır.