ABD yaptırımlarının nedeni olarak açıklanan İran'ın davranışlarının değişmesi hedefi şu an itibarıyla tamamen gerçekleşmemiş olsa da bu konuda birtakım değişikliklerin yaşandığı gözlerden kaçmıyor.
İran’ın Kovid-19 döneminde küresel siber etkinliğini artırdığı görülüyor. Bu dönemde ABD, İsrail gibi devletlerin yanı sıra DSÖ gibi uluslararası kuruluşlar da İran kaynaklı siber saldırıların hedefi oldu.
Doğu Akdeniz’e ulaşmak ve bu alan üzerinde kontrol sağlamak İran’ın jeopolitik hedefleri arasındadır.
İsrail'in benimsediği Suriye stratejisi çerçevesinde, daha önce sınır bölgeleriyle kısıtlı olan hava saldırılarını Suriye ve Lübnan'da İran destekli gruplara ait hedeflerin tamamını içerecek şekilde genişlettiği görülüyor.
Tahran bir yandan zayıf noktası olan Körfez’deki hava savunma altyapısını geliştirirken diğer yandan da taarruz kabiliyetini artırmak amacıyla bir askerî teknoloji hamlesi yürütüyor.
ABD’nin İran’a 2015 yılından beri uygulanan silah ambargosunun kaldırılmasını önlemeye ilişkin çabasında kararlı olduğu görülüyor.
Koronavirüs krizinin Tahran yönetimini kendi iç sorunlarına daha fazla yoğunlaştıracağı varsayılırken, İran’ın bölgedeki tehditkâr ve agresif davranışları daha fazla arttı.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Rus medyasının Esed'e yönelik saldırıları Moskova'nın rejime karşı güvensizliğinin göstergesi olarak değerlendirilebilir. Ancak bu saldırılar Putin'in yakın gelecekte Esed'i desteklemeyi bırakacağı anlamına gelmemektedir.
DMO'nun fırlattığı roketin 425 kilometre yüksekliğe ulaşabilmesinin ve yörüngeye yerleşen uydunun askerî keşif kabiliyetlerinin Orta Doğu jeopolitiği için çeşitli sonuçları olacaktır.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Türkiye, Libya politikasıyla Akdeniz’de yeni bir süreç başlattı. Trablus’u ele geçirmeye çalışan Hafter güçlerini durdurduğu gibi onun arkasındaki aktörleri caydırarak politikalarını başarısız kıldı.