ABD-İran arasında son birkaç haftadır arka kanal diplomasisi işlediğine dair spekülasyonlar artmış ve Umman, geçici bir uzlaşıya aracılık etmek üzere öne çıkan ülke olmuştur.
İran’ın son dönemlerde attığı ilgi çekici dış politika adımlarında, ABD ile küresel boyutta sorunlar yaşayan Çin ve Rusya gibi ülkelerin uzlaştırıcı ya da çatıştırıcı etkilerini görebilmek mümkün.
Grossi’nin ziyaretinin KOEP ve nükleer müzakerelere etkisi, UAEA ve İAEK arasında varılan siyasi mutabakatın teknik alanda da devam edip etmemesine bağlıdır.
İran Atom Enerjisi Kurumu (İAEK) Başkanı Muhammed İslami’nin açıklamaları, İAEK’ye istihdam edilecek atom enerjisi uzmanlarının, atom enerjisi okullarından seçileceğini ortaya koymaktadır.
Nükleer ve kimyasal silahların kullanımını yasaklayan fetvanın, veli-yi fakihin yetkilerinin yanında Düzenin Yararını Teşhis Konseyi gibi kanallar aracılığıyla kaldırılması mümkündür.
Cinping’in Riyad ziyareti, 2018’den bu yana Doğu’ya Bakış politikası kapsamında Çin’i mutlak müttefik olarak gören İran’da, bu politikayı eleştiren kesimlerin elini kuvvetlendirecektir.
Tarihten örneklere bakıldığında Batılı devletlerin kriz zamanı geçtikten sonra İran ile diplomasi yolunu seçtikleri görülmektedir.
UAEA’nın son toplantısı, İran’ın nükleer programına dair kritik veriler içerirken kontrolsüz bir İran’ın yaratacağı daha büyük sorunlar karşısında ABD ve Avrupa’nın KOEP’i canlandırma ihtimali kuvvetlenmektedir.
Kendilerini Black Reward olarak tanıtan bir grup İranlı bilgisayar korsanı; siber saldırıyı, İran'daki protestoculara destek amaçlı yaptıklarını belirtmiştir.
Geçmişte İran-Avrupa arasında Rüşdi meselesi ve Mikonos suikastı kriz yaratmışsa da Avrupa, tercihini diplomasiden yana kullanmıştır. Bugün de Nükleer Anlaşma’yı kurtarmak amacıyla benzer bir eğilimdedir.