İran’da düşünce ve araştırma kuruluşlarında çıkan yazılar, Taliban liderliğindeki bir hükûmetin orta ve uzun vadede İran’ın ulusal çıkarları için tehdit olacağı yönündedir.
Uluslararası politik ekonominin gerçekleri ve üye devletlerinin çatışan gündemleri; ŞİÖ’ye üye olmanın, İran’ı uluslararası sistem nezdinde anlamlı bir şekilde güçlendireceği anlamına gelmiyor.
Henüz tavsiye niteliğinde olan yaptırımların kaldırılmasının doğrulanmasına ilişkin rapor, ileride Meclis tarafından hükûmeti bağlayan bir yasaya dönüştürülebilir.
Aralarındaki uzaklığa rağmen Irak, Afganistan’daki son gelişmelerden etkilenecektir.
Körfez ve İran arasındaki üç ada anlaşmazlığı güncelliğini korurken İran’ın nükleer dosyası, bölgedeki Arap ülkeleri için endişe kaynağı olmayı sürdürmektedir.
Hizbullah, müttefiki İran’dan Lübnan’a akaryakıt getirmeyi başarmış ve nakliye sırasında hassas davranarak ülkenin ulusal çıkarlarını göz ardı etmediğini vurgulamıştır.
Reisi’nin açıkladığı yol haritası; hükûmeti, “vaatlerinde duran ve adaleti temin etmeye çalışan” bir konuma taşıma gayreti olarak görülebilir.
İran ekonomisi, 2017 yılı ile karşılaştırıldığında son üç yılda yaklaşık %20 civarında daralmıştır.
Kazımi’nin yeniden seçilme motivasyonuyla birlikte Irak, diplomasinin ağır bastığı yeni bölgesel bağlamda uzlaştırıcı ve ara bulucu ülke olma rolünü güçlendirmeye çalışmaktadır.
Irak Başbakanı Mustafa Kazımi, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile çeşitli ekonomik ve bölgesel gelişmeleri ele almak için Tahran’a gitti.
ABD, Afganistan’dan çekildikten sonra Taliban ve bölgeye yönelik stratejilerinde, Körfez müttefiklerinin kesintisiz desteğini almayı hedefliyor.