İranlı analistlerin yazılarında ve söylemlerinde Türkiye’yi; NATO, ABD, İsrail ve Suudi Arabistan’ın yanında İran’ı bölmek isteyen bir “dış mihrak” olarak konumlandırdıkları görülmektedir.
Protestolarda gözaltına alınanların yaş ortalamalarının 14-18 yaş arası olması, protestolara katılanların büyük çoğunluğunun Z kuşağı gençliği olduğunun ispatı gibidir.
Müesses nizam, mevcut politikalarından ödün vermemekte kararlı gözükmekte ve şahlık rejiminin gösterdiği zaafın sistemin devrilmesine mal olduğu deneyiminden yola çıkarak bu kararlılığını sürdüreceğinin altını çizmektedir.
Mevcut krizin, teokratik cumhuriyetin gelecekteki yol haritası üzerinde önemli ve uzun vadeli bir etki bırakması bekleniyor.
Mehsa Emini’nin gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesinin ardından başlayan olaylar sonrasında zorunlu örtünme yasası ve İrşat Devriyeleri, en çok tartışılan konulardan biri olmuştur.
İran toplumu, tarihsel ve kültürel nedenlerin de etkisiyle oldukça protest bir topluluk ve deyim yerindeyse devlet ile halk arasındaki makas sürekli açık.
Müesses nizam destekçileri tarafından; protestoların planlı bir senaryo olduğu, Devrim düşmanları tarafından organize edildiği, gösterilere öncülük edenlerin arasında HMÖ’nün eğittiği şahısların bulunduğu iddia edilmektedir.
Hâlihazırdaki perakende gösteriler büyüme kapasitesine sahipse de yönetimin bunun önünü alma kabiliyeti bulunuyor.
Muhalefet pozisyonundaki reformcu medya, İrşat Devriyelerine ilişkin politikaların reformu için çağrıda bulunurken sistemle iltisaklı ve muhafazakâr medya, reel politik denklemlerle örtüşmeyen ideolojik bir perspektif sunmaktadır.
Başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle gözaltına alınıp ahlak polisleri tarafından darp edilen Emini’nin hayatını kaybetmesi, ülke ve dünya genelinde pek çok kişinin tepkisine neden olmuştur.
Müesses nizam içerisindeki bazı odakların; Mücteba’nın rehberliğini, rehberlik olmasa dahi rehberin yetkileri bir şûraya devredilirse şûra üyesi olmasını arzuladığı anlaşılmaktadır.