Erdoğan’ın Tahran ziyareti ve üçlü zirveyi mercek altına alan İran basını, Rusya-İran iş birliği ve dostluğunu vurgularken Erdoğan’a yönelik nahoş bir üslupla Türkiye’yi hedef almıştır.
Durumlarından hoşnutsuz meslek gruplarının da sokağa dökülmesiyle İran, çok katmanlı ve dağınık bir kitlesel gösteriler sarmalına girmiştir.
Yemen’de barışın kolay bir şekilde sağlanması ve durumun kısa vadede düzelmesi pek mümkün gözükmemektedir.
Ses kaydı, muhafazakârların kendi içerisindeki iktidar mücadelesini açığa çıkarırken Kudüs Gücünün finansal desteğinin teminini ve Kalibaf’ın bundaki rolünü açıkça ortaya koymuştur.
Direniş Cephesi, ileriye dönük siyasi hesapları doğrultusunda nükleer dosya özelinde Reisi hükûmetine karşı eleştirilerini artırmaktadır.
Reisi hükûmeti, İran’ın orta ve uzun vadede ülke politikalarının izleğini sunması bakımından önem atfedilen 200 günü geride bıraktı.
Birçok uzman savaş nedeniyle riske giren Rus kaynaklarına alternatif olarak İran doğal gazını vurgulasa da böyle bir durum gerçekçi değil.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etme amacıyla başlatmış olduğu savaş, başta güvenlik alanında olmak üzere siyasi ve ekonomik alanda İran için bazı fırsatlar yaratmış durumdadır.
Sızdırılan ses dosyasını, muhafazakârların arasındaki rekabetin bir parçası olarak okumak gerekir.
Viyana anlaşması İran içi güç dengelerini etkileyecek olmasına rağmen asıl etkisi bölgesel politikalar konusunda olabilir.
İran yasaları 99 makam sahibinin müçtehit olmasını şart koşmaktadır. Anayasada belirtilen 10 makamın mutlak müçtehit, diğer yasalarda belirtilen makamların mütecezzi müçtehit olması gerekmektedir.
İran’da önde gelen kimi akademisyenlerin görevlerine devam edememeleri, yeni hükûmetin bir önceki iktidar ve seçkinleriyle olan mücadelesinin üniversite camiasına sirayet ettiğini gösteriyor.