İran’ın vekil güçlere desteğini tamamen kesmesi beklenmese de savaş sonrası dönemde kaynaklarını daha çok iç istikrar ve konvansiyonel caydırıcılık kapasitesine yöneltmesi öngörülmektedir.
ABD ve İran devlet başkanları tarafından imzalanan, 60 gün süreyle geçerli olan ve iki ülke arasında kapsamlı müzakerelerin önünü açan mutabakatın İsrail’de birçok kesimin ezberini bozduğu görülmektedir.
İran’ın yaklaşımı müzakere taktiğinden ziyade hayatta kalma ve caydırıcılık eksenli bir stratejik zorunluluktur.
Nükleer dosya, İran açısından savaş sonrası pazarlık sürecinin bir parçası hâline gelirken ABD açısından ise savaşın başlıca başarı alanlarından biri olmayı sürdürmektedir.
Gelinen noktada, önümüzdeki dönem daha çok ABD'nin ve elbette İsrail'in İran'ı nükleer ve bölgesel güç olarak kabul etmeyi hazmetme süreci de olacak.
Yaptırımlar sebebiyle İran, yoğun diplomatik faaliyetlere rağmen çeşitli ülkelerden borçlarını tahsil edememektedir.
ABD ve İran, gerilimlerin azaltılmasına karşılıklı olarak ihtiyaç duyuyor. Viyana’da gerçekleşecek olan önümüzdeki KOEP müzakerelerine tedbirli bir iyimserlikle yaklaşılabilir.
İran hükûmeti yedi ayın sonunda Güney Kore bankalarındaki petrol gelirlerine erişim hakkını kazanmış gibi görünse de bu sorunun tamamen çözüldüğüne yönelik somut bir kanıt bulunmamaktadır.
Geçtiğimiz ay yapılan bazı anketler Joe Biden'in başkanlık yarışında Donald Trump'tan daha popüler olduğunu gösterdi.