İran-ABD/İsrail savaşı hem bölgenin güvenlik mimarisini hem de Körfez devletlerinin uzun vadeli ekonomik ve siyasi yönelimlerini etkileyebilecek bir potansiyele sahiptir.
İran-Suudi Arabistan uzlaşısına rağmen KİK için İran bir tehdit olmaya devam etmektedir. Bu noktada Türkiye ve Orta Asya devletleri ile ilişkiler daha stratejik hâle gelmiştir.
İran’ın son dönemlerde attığı ilgi çekici dış politika adımlarında, ABD ile küresel boyutta sorunlar yaşayan Çin ve Rusya gibi ülkelerin uzlaştırıcı ya da çatıştırıcı etkilerini görebilmek mümkün.
Çin’in ara buluculuğunda gelişen İran ve Suudi Arabistan arasındaki diplomasi girişimi, bölge dinamiklerinin tetiklediği ve Çin’in bunu avantaja çevirdiği bir sürecin sonucudur.
Abdullahiyan, Çin-İran 25 Yıllık Kapsamlı İş Birliği Anlaşması’nda yol haritasının tam uygulanması konusunda iki cumhurbaşkanı arasında çok iyi anlaşmalara varıldığını açıkladı.
Cinping’in Riyad ziyareti, 2018’den bu yana Doğu’ya Bakış politikası kapsamında Çin’i mutlak müttefik olarak gören İran’da, bu politikayı eleştiren kesimlerin elini kuvvetlendirecektir.
Türkiye ulusal çıkarları gereği, Orta Doğu’nun iki önemli devleti olan Suudi Arabistan ve İran’a eşit mesafede yaklaşmaktadır.
İran ve Katar arasındaki ilişkilerin bir ayağını Viyana görüşmeleriyle ilintili konular, diğerini Rusya ve Avrupa arasındaki krizden kısa süreli avantaj sağlama arzusu oluşturmaktadır.
Çin merkezli diplomatik aktivizmin merkezinde, Orta Asya’nın istikrarına ilişkin artan endişeler ve Viyana’da devam eden müzakereler başta olmak üzere birçok önemli mesele bulunmaktadır.