İran Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve İslam Devrimi Güçleri Halk Cephesi

Mehmet Koç İç Politika Koordinatörü

Siyasal yaşamın partiler üzerine kurulu olmadığı İran’da ‘cephe’ olarak adlandırılan oluşumlar politik örgütlenmelerin esasını oluşturmaktadır. Özünde siyasal amaçlara dayanan bu yapıları siyasal partilerden ayıran temel özellik cephelerin çoğunlukla belirli bir süre için bir araya gelen benzer toplumsal bileşenlerden oluşmasıdır. Cepheler bu anlamda bir ‘ittifak’ zemini olarak düşünülebilir. İran’ın dünyadaki birçok parlamenter sistemde görülen geniş bir toplumsal taban ve teşkilatlara dayalı bir örgütlenmeye sahip olmayan sağ ve sol cenahları her seçim sürecinde yeni ittifak ve koalisyon arayışları içerisine girmektedirler. Çoğu zaman sosyo-politik fikir benzerliği üzerinden teşekkül eden cepheler bazen de daha esnek davranışlar sergilemekte ve farklı iki kanadın birbirine yakın kesimleri arasında da geçici ittifaklar kurulduğu görülmektedir.

İran İslam Cumhuriyetinin kendine özgü sosyo-politik yapısı, ortaya girift siyasi ilişkiler çıkarmakta ve bu durum ülkedeki iç politika dinamiklerini ve çıkar ilişkilerini açıklamayı güçleştirmektedir. Mevcut Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 2013 seçimlerini reformist parti ve gruplar ile ılımlı muhafazakâr parti ve grupların ortak çıkarlar ekseninde kurdukları Ümid Koalisyonunun desteği ile kazanmıştır. Şubat 2016 tarihinde gerçekleştirilen genel seçimlerde ise meclise Ümid Koalisyonundan ve muhafazakarlardan seçilenlerinkine yakın sayıda bağımsız milletvekilinin girmiş olması bu ittifakların değişkenliğinin somut bir örneğidir. Diğer bir ifadeyle, İranlı seçmenlerin oy tercihleri de oluşan ittifaklara bağlı olarak değişkenlik gösterebilmektedir.  

19 Mayıs 2017 Cuma günü gerçekleştirilecek olan cumhurbaşkanlığı seçimleri için hazırlıkların devam ettiği İran’da sürekli yeni senaryolar üretilmektedir. İran iç siyasetini anlamak ve birtakım öngörülerde bulunabilmek bu ülkedeki dernekleri, baskı ve çıkar gruplarını, sivil toplum kuruluşlarını ve basını yakından takip etmeyi gerektirmektedir. Bu hareketlilik özellikle seçim süreçlerinde had safhaya ulaşmakta ve cepheler başat olarak seçim döneminde oluşmaktadır. Örneğin 1997 seçimlerine giden süreçte reformcu lider Muhammed Hatemi’yi desteklemek üzere Cebhe-i Moşareket (Katılım Cephesi) kurulurken, 2005 cumhurbaşkanlığı seçimleri döneminde Mahmud Ahmedinejad’ı desteklemek üzere Cebhe-i Mottehid-i Usulgerâ (Muhafazakar Birlik Cephesi) teşekkül etmiştir. 2013 seçimlerinde ise devrim sonrası modern sağın fikir babası olarak bilinen ve 8 Ocak 2017 tarihinde yaşamını yitiren ılımlı muhafazakar Haşimi Rafsancani ile modern solun en önde gelen simalarından olan Hatemi’nin ittifakı ile Ruhani seçimleri kazanmayı başarmıştır. Son olarak, 19 Mayıs 2017 seçimleri sürecinde ortak adayda birleşemeyen muhafazakarlar Cumhurbaşkanı Ruhani’nin karşısına daha güçlü bir şekilde çıkmak amacıyla Cebhe-i Merdomi-yi Niruha-yi İnkılabi-yi İslami’yi (İslam Devrimi Güçleri Halk Cephesi - İDGHC) kurmuşlardır. Öncelikli olarak güçlü bir muhafazakar aday çıkarma hedefi güden bu oluşum, başarıya ulaşılması durumunda kabinenin şekillenmesinde ve dört yıllık faaliyet programının belirlenmesinde etkin olmayı amaçlamaktadır. İran’daki cephelere dair fikir vermesi açısından taze bir girişim olarak İDGHC’ye daha yakından bakmak öğretici olacaktır.

25 Aralık 2016 tarihinde kuruluşu resmen açıklanan İDGHC’nin başkanlığını Kum’daki Cemkeran Mescidi Vakfı başkanı Hüccetü’l İslam vel-Müslimin Muhammed Hasan Rahimiyan ve sözcülüğünü ise Merziye Vahid Destcerdi yürütmektedir. Cephenin kurucu üyeleri arasında muhafazakar çevrenin tanınan isimleri de yer almaktadır. Rahinmiyan ve Destcerdi’nin yanı sıra Tahran Belediye Meclisi Başkanı Mehdi Çamran, Ahmedinejad döneminde Eğitim ve Öğretim Bakanlığı görevini yürütmüş olan Hamid Rıza Hacı Babai, Rafsancani dönemi Sağlık Bakanlarından Ali Rıza Merendi ve eski Tahran Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yahya Al-i İshak cephenin popüler isimleri arasında sayılabilir. Bu noktada, cephenin siyasi pozisyonunu daha net ifade etmek için İDGHC’nin Devrim Rehberi’nin politik çizgisine çok yakın bir siyaset anlayışına sahip olduğunu ve gayriresmî olarak Rehberlik Ofisi ile dirsek temasında bulunduğunu belirtmek yeterli olacaktır.

Cephe’nin kuruluş felsefesine ve amaçlarına yönelik açıklamalar sözcü Destcerdi’den gelmiştir. İDGHC sözcüsü, ülkenin sahip olduğu zengin kaynaklar ve İslam Devrimi’nin kazanımlarına rağmen, İran halkının hak ettiği ekonomik kalkınmanın sağlanamadığına ve müreffeh yaşam düzeyine ulaşamadığına vurgu yapmıştır. Destcerdi ayrıca ülkenin yolsuzluk, rant ve yozlaşma sarmalında olduğunu vurgulayarak söz konusu cephenin temel amacının ülkede etkin bir yönetim kurmak, halkın ekonomik durumunu iyileştirmek, yolsuzluklarla mücadele etmek ve ülkeyi kalkındırmak olduğunu ifade etmiştir. Kurulduğu ilk günlerde pek dikkat çekmeyen İDGHC’ye katılımların son dönemde giderek arttığı görülmektedir. Aralarında politikacı, akademisyen, aydın ve sivil toplum önderlerinin yer aldığı önce 210 kişi ve ardından 360 kişi daha bu cepheye katılımını ve desteğini açıklamış bulunmaktadır. Destek veren isimler arasında dört dönem milletvekilliği ve 9. Dönem Meclis Başkan Vekilliği yapmış olan Muhammed Hasan Ebu Turabi gibi tanınan şahsiyetler başta olmak üzere birçok eski ve yeni sağcı milletvekilleri, akademisyenler ve aydınlar bulunmaktadır.

Bir taraftan merkezdeki oluşumunu tamamlamaya çalışırken diğer taraftan da ülke genelindeki yapılanmasını hızla sürdüren İDGHC’de 23 Şubat tarihinde üç bin kişinin katılımıyla gerçekleştirilen kongrede otuz kişilik Merkez Konseyi seçilmiştir. Ayrıca bu kongrede 19 Mayıs seçimlerinde aday olacak isimlerin belirlenmesi için sonuçları kamuoyuyla paylaşılmayan bir temayül yoklaması da yapılmıştır.

İDGHC Merkez Konseyi, temayül yoklamasında ilk ona girecek adaylarla ülke yönetimine ilişkin plan ve programlarını tartışmak üzere yüz yüze mülakatlar gerçekleştirmeyi ve bu görüşmeler sonucunda on isimden beşini desteklemeyi amaçlamaktadır. Bu noktada sorulması gereken soru Cephe’nin tek bir aday belirlemek yerine neden beş adayla seçimlere gitmek istediğidir. Burada en olası amacın birinci turda oyların dağılmasını sağlayarak seçimleri ikinci tura taşımak ve bu aşamada tek aday etrafında kenetlenerek Ruhani’ye karşı başarı sağlamak olduğu söylenebilir. Böylesi bir tercihin yapılmasında muhafazakar cenahın belirgin bir dağınıklık içerisinde olmasının ve muhafazakarlar arasındaki tartışmaların kısa sürede sonlanacak gibi görünmemesinin de etkisi vardır. İDGHC yukarıdaki amacını gerçekleştirmek için İran siyasetinde merkez-çevre ilişkisini esas alarak Ruhani’nin kentli nüfus arasındaki üstünlüğünü çevreden gelecek oylarla dengelemek istemektedir. Çevrenin tamamı üzerinde etkili olabilecek tek aday bulunmadığının farkında olan İDGHC farklı bölgelerde etkili olabilecek beş adayı destekleyerek oyların Hasan Ruhani’de toplanmasını engellemek istemektedir. Böylelikle, seçimlerin ikinci turunda beş adaydan en yüksek oy almış ismin blok olarak desteklenmesi amaçlamaktadır.

İDGHC’ye dair en net hususlardan bir tanesi destekleyeceği adayların siyasi perspektiflerinin Devrim Rehberi Ali Hamenei çizgisinde olacağıdır. Bu anlayış, ülkede demokratikleşme, siyasi açılımlar ve uzlaşı kültürünü geliştirmekten ziyade kültürel ve ekonomik sorunların ön planda tutulduğunu ortaya koymaktadır. Ekonomik alandaki sıkıntılarda Ruhani dezavantajlı olduğu için İDGHC bu durumu değerlendirmek istemektedir. Dahası, İDGHC’nin devrimin temel ilkelerinden uzaklaşıldığı, ülkede kültürel yozlaşma yaşandığı, halkın temel ekonomik ihtiyaçlarının karşılanmadığı ve rant, yolsuzluk ve adam kayırma gibi sorunların hakim olduğu söylemlerini merkeze alması Ahmedinejad’ın 2005 seçimlerinde takip ettiği söylem stratejisiyle benzeşmektedir.

Diğer yandan, Ahmedinejad’ın ve Devrim Rehberi’nin dış politika yaklaşımı dikkate alınırsa İDGHC’nin destekleyeceği adaylardan birinin kazanması durumunda İran dış politikasının daha çatışmacı bir yöne kayacağı söylenebilir. Nükleer Anlaşma konusunda İran’ın taahhütlerini yerine getirmesine rağmen diğer ilgili tarafların özellikle ABD’nin üzerine düşeni yerine getirmediğini öne süren İDGHC çizgisini, seçimleri kazanması durumunda önemli dosyalar beklemektedir. İran’da seçimlerden olası bir muhafazakâr zafer çıkması durumunda, Orta Doğu’daki müttefikleri ile beraber İran’ı kısıtlamasına kesin gözüyle bakılan ABD’nin yeni yönetiminin daha sert söylem ve uygulamalara yöneleceği kesindir.

Şu ana kadar basına yansıdığı kadarıyla öne çıkan on isim arasında Astan-i Kudsi Rezevi Vakfı Başkanı İbrahim Reisi’nin seçimlerde aday olmayacağı yönünde ofisinden gelen açıklamalara rağmen resmi adaylık başvuru süresi dolmadan bu konu hakkında kesin konuşmak zordur. Zira Hamenei’nin bir işareti ile Reisi’nin aday olması mümkündür. Öte yandan, Reisi’nin 1988 yılındaki toplu idamları gerçekleştiren ve muhaliflerce “Ölüm Komitesi” olarak tanımlanan yapının içerisinde yer almış olmasının iç politikada önemli bir sorun oluşturması beklenmiyorsa da bu durum Reisi’nin uluslararası konumunu zayıflatacaktır. İDGHC’nin desteklemesi muhtemel adaylar arasında Tahran Belediye Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da vardır. Kalibaf daha önce birkaç defa cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmuş ancak hiçbirini kazanamamıştır. Son dönemlerde adı Tahran Belediyesindeki arsa yolsuzluklarına karıştığı için zor bir dönem geçiren Kalibaf’ın imajı, Tahran’daki Plasko İş Merkezi’nde 19 Ocak 2017 tarihinde meydana gelen yangına yapılan müdahaledeki yanlışlar ve gökdelenin çökmesi sonucu birçok itfaiyecinin hayatını kaybetmesi ile daha da zedelenmiştir. İslam Devrimi Güçleri Halk Cephesi’nin muhtemel listesinde öne çıkan diğer önemli isimler arasında İran Radyo ve Televizyon Kurumu eski Başkanı İzzetullah Zerkami, eski DMO komutanlarından ve halen Düzenin Yararını Teşhis Konseyi sekreterliği görevini yürüten Muhsin Rızai, Ahmedinejad’ın Petrol Bakanı Rüstem Kasımi ve eski Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri ve Nükleer dosya baş müzakerecilerinden Said Celili yer almaktadır.

Sonuç olarak, İDGHC kurucuları kendilerine cumhurbaşkanlığı seçimlerinde etkili olmakla sınırlı olmayan ve ülke siyasetinde kalıcı olmayı amaçlayan bir misyon yükleseler de bunda başarılı olmaları cephenin seçimlerdeki performansına bağlıdır. Etkin yönetim sloganı ekseninde siyaset yapacaklarını belirten bu cephenin siyasi anlayışı henüz olgunlaşmayı beklemektedir. Zira, İDGHC ortaya henüz net bir program koymuş değildir. Öte yandan Ruhani’yi destekleyen ve 2013 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yanı sıra 2016 genel seçimlerinde dikkat çekici bir başarı sağlayan Reformist-Ilımlı cephenin pozisyonunda bir değişik olmamıştır. Reformist-Ilımlı cephe aynı başarıyı 19 Mayıs seçimlerinde de sergilemeyi ummaktadır. Mevcut verilere göre, Reformist-Ilımlı ittifakının yegâne adayı konumunda Ruhani’nin karşısına muhafazakâr kanattan henüz güçlü bir rakip çıkmamıştır. İDGHC’nin bu tabloyu değiştirme stratejisinin sonuç vermesi ise dolaylı siyasi stratejilerden ziyade son kertede destekleyeceği beş adayın arasına güçlü bir ismi dâhil etmesine bağlıdır. İran’da seçimler yaklaştıkça siyasi gündemin tansiyonu artmaya devam edecektir. Dosya savaşları ile başlayan süreç, cephe savaşları ile devam etmektedir.

Ruhani Hükümetinin Yeni Yıl Bütçe Tasarısı Reddedildi

Mehmet Koç

Ruhani Hükümetinin yeni yıl bütçe tasarısının kabul edilmemesi ne anlama geliyor?

İran'da Meclise Saldırı

Süleyman Gündede

İran’ın başkenti Tahran 7 Haziran Çarşamba günü sabah saatlerinde eş zamanlı terör eylemleriyle sarsıldı

echo 'test';