İran Güvenlik Politikalarında Yeni Dönem: Savunma Konseyi

İran Güvenlik Politikalarında Yeni Dönem: Savunma Konseyi
İran-İsrail çatışmasının hemen ardından kurulan ve en üst düzey güvenlik bürokratlarını bir araya getiren Savunma Konseyi, bazı çevrelerce ülkenin sürekli teyakkuz halinde bulunmasını sağlayacak “daimi bir savaş odası” olarak tanımlanmaktadır.
Yazı boyutunu buradan ayarlayabilirsiniz

İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi (MGYK) 3 Ağustos 2025’te yaptığı açıklamada, Savunma Konseyi adıyla yeni bir konseyin kurulduğunu duyurdu. MGYK’nın açıklamasında, konseyin temel görevinin “ülkenin karşı karşıya bulunduğu acil tehditlere karşı savunma stratejileri geliştirmek ve İran silahlı kuvvetlerinin muharip kapasitesini artırmak” olduğu kaydedildi. Böyle bir konseyin kurulması, ülkenin son dönemde yaşadığı en büyük güvenlik krizlerinden biri olan İran-İsrail çatışmasıyla doğrudan ilişkilidir.

Haziran 2025’te meydana gelen ve resmi söylemde “dayatılmış savaş” olarak anılan 12 günlük çatışma, İran’ın altyapısına yönelik saldırılarla sınırlı kalmayarak güvenlik sistemlerindeki yapısal kırılganlıkları da ortaya çıkarmıştır. İsrail’in İran’ın stratejik öneme sahip askerî ve nükleer tesislerine saldırı düzenleyebilmiş olması, hava savunma sistemlerinin devre dışı kalması, güvenlik kurumları arasındaki koordinasyon eksiklikleri ve karar alma mekanizmasındaki dağınıklık gibi hususlar, mevcut savunma sisteminin ve güvenlik kurumlarının etkinliğine dair ciddi soru işaretleri doğurmuştur. Bu yapısal sorunlar yalnızca muhalif çevrelerin değil, devlet kurumlarına yakın medya organlarının ve yönetime yakın siyasi figürlerin de gündemine girmiştir.

Dolayısıyla Savunma Konseyi’nin kurulması, teknik bir yeniden yapılanma olmanın ötesinde güvenlik ve savunma politikalarında önemli bir değişimin işareti olarak değerlendirilmektedir. İran-İsrail çatışmasının hemen ardından ve en üst düzey güvenlik bürokratlarını bir araya getirerek kurulan bu yapı, bazı çevrelerce ülkenin sürekli teyakkuz hâlinde olmasını sağlayacak “daimi bir savaş odası” olarak nitelendirilmektedir.

Konseyin Yapısı ve İşleyişi

Savunma Konseyi, İran İslam Cumhuriyeti Anayasası’nın 176. maddesi uyarınca, MGYK bünyesinde oluşturulmuştur. İlgili anayasal düzenleme MGYK’ya görev alanı doğrultusunda alt konseyler kurma yetkisi tanımaktadır. Bu çerçevede kurulan Savunma Konseyi, ülkenin savunma ve askerî stratejilerini planlamak, kriz yönetimini kurumsallaştırmak ve savunma kurumları arasında koordinasyonu sağlamak amacıyla tesis edilmiştir.

Basında yer alan bilgilere göre, konseyin daimi üyeleri; yasama, yürütme ve yargı erkinin başkanları, Devrim Rehberi’nin iki temsilcisi, İstihbarat Bakanı, Genelkurmay Başkanı, İran Ordusu Genel Komutanı, Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı ve Hatemü’l-Enbiya Merkezî Karargâhı Komutanı gibi stratejik kurumları temsil eden üst düzey siyasi ve askerî isimlerden oluşmaktadır. Gerektiğinde, ilgili bakanlık temsilcileri ile uzman askerî yetkililer de konsey toplantılarına davet edilebilecektir. İran basınında yer alan haberlere göre, eski MGYK Genel Sekreteri Ali Ekber Ahmediyan’ın Savunma Konseyi Genel Sekreterliği görevine getirileceği, Eski Meclis Başkanı Ali Laricani’nin ise MGYK Genel Sekreterliği görevine atanmasının, Savunma Konseyi ile MGYK arasındaki kurumsal koordinasyonu güçlendirmeyi hedeflediği belirtilmektedir.

Her ne kadar Savunma Konseyi yeni bir yapı gibi görünse de benzeri bir oluşum İran-Irak Savaşı (1980-1988) sırasında da mevcuttu. 1979 Devrimi sonrasında Şah dönemine ait askerî yapının dağılmasıyla ortaya çıkan güvenlik boşluğunu doldurmak amacıyla, Mart 1979’da “Yüksek Savunma Konseyi” kurulmuştu. Bu konsey, İran-Irak Savaşı’nın yönetiminde merkezi bir rol oynamış ve özellikle silahlı kuvvetlerin yeniden yapılandırılması ve savaş stratejisinin belirlenmesi görevlerini üstlenmişti. Ancak 1989 Anayasa değişikliğiyle feshedilerek yetkileri MGYK’ya devredildi. Yeni Savunma Konseyi, 1980’lerdeki Yüksek Savunma Konseyi ile yapısal benzerlikler taşısa da görev tanımı ve fonksiyonları bakımından farklılıklar göstermektedir.

Yeni Bir Paralel Kurum mu?

İran’ın siyasi ve idari yapısında, benzer yetkilerle donatılmış paralel kurumların varlığı sık rastlanan bir durumdur. Özellikle savunma ve güvenlik konularında karar alma süreçlerinde yetkileri örtüşen veya çatışan kurumlar, bürokratik ve siyasi dengeleri karmaşıklaştırmaktadır. Bu eğilimin son örneği olan Savunma Konseyi de çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Konseyin, Genelkurmay Başkanlığı, Hatemü’l-Enbiya Merkezi Karargâhı ve MGYK gibi kurumlarla yetki çatışması yaşayabileceği yönünde ciddi endişeler dile getirilmektedir.

Geçmişte, istihbarat ve dış politika alanlarında faaliyet gösteren paralel kurumlar ciddi koordinasyon sorunları ve yetki çatışmaları yaratmıştır. Örneğin, İstihbarat Bakanlığı ile Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatı arasındaki rekabet, karar alma süreçlerinde belirsizliklere ve güvenlik açıklarına neden olmuştur. Dış politikada ise Dışişleri Bakanlığı’ndan bağımsız hareket eden, doğrudan Devrim Rehberi’ne bağlı Kudüs Gücü’nün etkisi, Dışişleri Bakanlığı ile DMO arasında yetki çatışmalarına yol açmıştır. Bu nedenle, Savunma Konseyi karmaşıklığı daha da artırma potansiyeli bulunmaktadır.

Ayrıca, MGYK’da doğal üye olan bazı bakanlıkların –özellikle içişleri ve dışişleri bakanlıklarının– Savunma Konseyi’nde yer almaması, yürütmenin belirli unsurlarının süreç dışında bırakıldığı algısını doğurmuştur. Bu durum, Savunma Konseyi’nin hem anayasal sınırları aşabileceği hem de yürütmenin bazı önemli organlarını dışladığı yönünde eleştirilere neden olmaktadır.

Anayasa, Savunma Konseyi’ni bir danışma organı olarak tanımlasa da mevcut uygulamalar bu yapının fiilen karar alma süreçlerinde etkili olabileceğini göstermektedir. Konseyin genel sekreterlik makamıyla temsil edilmesi ve yapısal olarak MGYK’ya denk bir konumda yer alması, onu zamanla daha merkezi bir aktöre dönüştürülebilir. Özellikle Devrim Rehberi’nin iki temsilcisinin konseyde bulunacak olması, bu yapının politik ağırlığını artırmaktadır.

Savunma Konseyi bağlamında öne çıkan bir diğer husus, yasama organının konumudur. Meclis Başkanı konseyin daimi üyeleri arasında yer alsa da bazı milletvekilleri, bu konseyin yürütme üzerindeki yasama denetimini zayıflatabileceği endişesini dile getirmektedir. Karar alma süreçlerinin merkezileşmesi ve güvenlik alanında yürütmeye tanınan geniş takdir yetkisi, Meclis’in etkisizleşeceğine yönelik eleştirileri beraberinde getirmektedir.

Sonuç olarak, Savunma Konseyi’nin kurulması İran’ın güvenlik politikasında yaşanan dönüşümün ve İran-İsrail çatışması sonrasında ortaya çıkan yeni güvenlik ihtiyaçlarının bir yansımasıdır. Bu yeni kurum, güvenlik kurumları arasında koordinasyonu artırma ve hızlı karar alma amacıyla tasarlanmıştır. Ancak mevcut kurumsal karmaşıklığı derinleştirme riski de taşımaktadır. Bunun yanında, bazı çevreler bu gelişmeyi yalnızca güvenlik politikalarında değil İran’ın dış politikasında da bir paradigma değişikliğinin işareti olarak görmektedir. Dış politikada sertlik yanlılarının etkisini sınırlayabilecek ve iç politikada reform taleplerine uyum sağlayabilecek bir figür olarak görüldüğü için Ali Laricani’nin MGYK Genel Sekreterliğine atanması, bu değişimin somut bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, konseyin kurulmasıyla birlikte hem iç reform beklentilerinin karşılanması hem de dış politikada daha pragmatik ve esnek bir yaklaşımın benimsenmesi yönünde bir beklenti oluşmuştur.