Ruhani Döneminde İran-ABD İlişkileri

İran'da 2013 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini hem iç hem dış siyasette ılımlılaşma, ihtiyat ve itidali savunan Hasan Ruhani kazandı. İran’ın Batı ve komşuları ile yapıcı etkileşim içinde olması gerektiğini savunan Hasan Ruhani’nin seçim zaferi yeni dönemde ülkenin giderek derinleşen iktisadi ve dış politika krizlerine çözüm bulunacağına dair umut ve beklentileri canlandırdı. Nükleer krizin diplomatik müzakereler ile çözümlenmesi ve İran’a uygulanan ağır yaptırımların kaldırılması Ruhani’nin dış politika gündeminin öncelikli meselesiydi. 2015’te İran ve P5+1 ülkeleri arasında varılan tarihi uzlaşı neticesinde imzalanan nükleer anlaşma ile İran-ABD ilişkilerinin son dönemdeki en girift krizi de diplomasi ile çözüm buluyordu. Bu makalenin amacı Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde İran-ABD ilişkileri açısından bir milat sayılabilecek nükleer anlaşma sonrasında ilişkilerin seyrini İran siyasetinde doğan beklentiler ve sonrasında yaşanan süreç üzerinden tahlil etmektir. Nükleer Anlaşma ilişkilerin normalleşmesi adına olumlu bir zemin yaratsa da, ikili ilişkilerdeki derin güvensizlik, nükleer programa ilişkin çok taraflı yaptırımların kalkmasına rağmen, ABD’nin doksanlı yıllardan beri uyguladığı tek taraflı yaptırımların İran’ın küresel sisteme entegrasyonunda yarattığı zorluklar ve nükleer mesele dışında çözümsüz kalan ikili ve bölgesel sorunlar nedeniyle ilişkilerde normalleşmenin gerçekleşemediği görülmektedir. Gelinen son noktada 2013-2017 yılları arasında yaşanan kısa süreli ümitvar süreç Donald Trump’ın başkanlığı ile yerini hızlı bir şekilde yeniden ilişkilerin geleneksel unsuru olan kriz ve restleşmeye bırakmıştır.