Gelinen aşamadan sonra ABD’nin geri adım atması İran’ı bölgesel politikaları konusunda daha cüretkâr yapabilir.
ABD'nin bölgeye 120 bin kişilik güç gönderme planları yaptığına ilişkin haber yalanlansa da, Trump’ın gerekirse bundan daha büyük bir güç göndermekte tereddüt etmeyeceklerini açıklaması, askeri çatışma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu gösteriyor.
ABD’nin genellikle NATO müttefikleri ve İsrail’le sınırlandırdığı “meşru müdafaa hakkına” yönelik desteği Hindistan’a da vermesi oldukça ender görülen bir durumdur.
Avrupa bir bütün olarak aynı duruşu sergileyebilecek mi yoksa bazı Avrupa ülkeleri ABD’yi haklı bulup İran yaptırımlarına katılacak mı soruları bu 60 günlük süre içerisinde cevap bulacaktır.
İranlı yetkililerin verdikleri rakamların doğru olup olmaması bir yana söz konusu yetkilerce mültecilerin nükleer anlaşma çerçevesinde bir pazarlık veya tehdit unsuru olarak öne sürülmesi ne etik ne de gerçekçidir.
İran zamanın aleyhine işlediğini bildiği için söz konusu süreci belki de ötesini edilgen bir şekilde beklemeyecektir. Yine de ABD’yi zorlamak için atacağı adımlarda oldukça dikkatli davranması gerekmektedir.
İran’ın nükleer anlaşmadan doğan iki sorumluluğunu yerine getirmeyeceğini açıklaması anlaşmadan çekilmesinin başlangıcı olarak nitelendirilebilir.
İran ve Rusya, kısa vadeli hedefleri olan Esed’i rejimin başında tutmayı ve muhalifleri mağlup etmeyi başarmışsa da iki ülkenin Suriye’deki orta vadeli hedefleri birbirine ters düşmektedir.
ABD’nin İran’a yönelik baskıcı politikaları İran’ın dünyayla olan ilişkilerini olduğu gibi uluslararası aktörlerin de İran’la olan ilişkilerinde belirleyici bir rol oynamıştır.
Orta-uzun vadeli tarihsel devamlılıklar ve seçim sonrasındaki siyasal gündeme bakıldığında İsrail’in İran’a yönelik sıcak bir hamle yapma ihtimali oldukça zayıf görünmektedir.
Trump yönetiminin Devrim Muhafızları Ordusu kararı, büyük bir adım olsa da ABD’nin İran stratejisinin nihai amacı belirsizliğini koruyor.
Trump’ın İran’a yönelik stratejisinde sürekli el yükselttiği ve Tahran’ın kabul etmek istemediği her şartın yerine bir süre sonra çok daha ağırlarını öne sürdüğü görülüyor.