İran halkının gittikçe sistem içi değişimden ümidini kesmesinde iki temel etken olduğu görülüyor.
İran’da İslami Şûra Meclisi Seçimleri, ulusal iradenin mecliste temsil edilmesi ve İslam Cumhuriyeti’nin meşruiyeti bakımından önem taşıyan bir siyasal katılım sürecini ifade etmektedir.
ABD ile gerginliğin azalmayacağının farkında olan yönetim içerideki her türlü farklı görüşün ülkeye zarar vereceğini düşünüyor.
Her ne kadar seçimlere katılım düşük olacaksa da 11. Dönem Meclisi İran’ın siyasal yaşamında oldukça önemli bir rol ifa edeceğe benziyor.
Parlamento seçimlerinde yaşanacak muhtemel bir boykot, İran’da teokratik yönetimin meşruluğunu farklı bir tartışma boyutuna taşıyacaktır.
Genç ve hizbullahi parlamento, doğal olarak mevcut Ruhani hükûmetini, iktidarının son bir buçuk yılında daha da zayıflatacaktır.
Hamenei’nin konuşmasına bakıldığında konuşma, yaşanan hadiselerden sonra beklenenin aksine oldukça normal ve olağan bir çerçevede gerçekleşti.
Tahran yönetiminin halkın refahı için harcanması beklenen 200 milyon avroyu Kudüs Gücü’ne aktarması, ABD karşısında İran’ın, savunma alanında elinde bulundurduğu bütün kaynaklara ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.
İran Ulusal Konseyi (İUK), Halkın Mücahitleri Örgütü (HMÖ) ile birlikte İran’ın yurt dışı ulusal muhalefetinde ciddi etkisi olan iki aktörden biridir.
Toplumsal hareketlerin internet erişimi ile ilişkisi İran iç güvenlik doktrininde bir adaptasyon zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır.
İran’ın içerisine girdiği ekonomik dar boğaz dikkate alındığında önümüzdeki süreçte patlak verecek toplumsal olayların bastırılmasında yine Besic Teşkilatına önemli sorumluluklar düşmektedir.
Petrol gelirlerinin neredeyse sıfıra yaklaştığı İran’da kaynakların azalmış olması hükûmeti ülke yönetiminde zor durumda bırakmıştır.