Bu çalışma, tematik bir yaklaşımla İran’da COVID-19 üzerine ileri sürülmüş bir dizi analizin anlamsallığını incelemektedir.
Yusuf Sanei, Velayet-i Fakih teorisini eleştiren, tartışmalı fetvaları bulunan ve reformcu kanada yakın profil çizen bir din adamıydı.
Niyaveran halkasına göre sosyal adaletin inşası için İran’da şeffaf, rekabetçi piyasa ekonomisi ve demokratik bir politik sistem inşa etmek zorunludur.
Ayasofya’nın müzeden camiye dönüştürülmesine yönelik karar çeşitli dinamiklerden oluşan İran kamuoyunda farklı tepkilere neden olmuştur.
Zarif’in Meclise çağrılarak milletvekillerine açıklamalarda bulunması, İran’ın hem ülke içinde hem de uluslararası alanda kritik bir süreçte olduğu dönemde gerçekleşti.
Hamenei’ye yakın çevreler kendisinin Humeyni tarafından uygun görüldüğü için rehberliğe seçildiğine vurgu yaparak rehberin kendisinden sonraki ismi belirleyebileceğini ileri sürmektedir.
Katılımın düşük kalmasının sonucu olarak kahir ekseriyeti muhafazakâr milletvekillilerinden oluşan yeni Meclisin önünde önemli meydan okumalar bulunmaktadır.
Kiyan Halkası müesses nizamın benimsediği siyasi ve dinî akımdan uzaklaşarak Devrim’in ikinci on yılında entelektüel bir dönüşümle liberal eğilimlerin etkisi altında hareket etmiştir.
2004 ve 2020 Meclis Seçimleri radikallerin dönüşünü sağlamakla birlikte siyasal sistemin meşruiyetinin sorgulanmasını da beraberinde getirmiştir.
Direniş Cephesi kendisini Devrim ve Devrim Rehberi’nin en sadık takipçisi olarak görmektedir.
Hamenei’nin genç ve Hizbullahi iktidardan kastı; kendisinin belirlemiş olduğu politikaları esas alarak ülkeyi yöneten ve kendisine rağmen politika geliştirmeye kalkışmayan bir yönetimdir.
Hatemi’nin sözlerinin fazla yankı bulmaması ve sosyal medyada İranlıların tepkilerine maruz kalması; ülke içindeki makul seslerin giderek etkisini kaybetmeye başlaması olarak yorumlanabilir.