İran, Ukrayna Savaşı nedeniyle Rusya’nın Batı tarafından izole edilmesini, ilişkileri geliştirmek için önemli bir fırsat olarak görmektedir.
İran basınında geçtiğimiz hafta, Duhok’ta Türkiye’ye karşı yürütülen kirli operasyonun yanında ülke genelinde yaşanan sel felaketi ve %95’i kuruyan Urmiye Gölü irdelenmiştir.
İsrail’in gösterdiği agresiflik ve diğer gelişmeler alt alta konulduğunda İran’ın nükleer silah yapmaya oldukça yaklaştığını söylemek mümkündür.
İran ve Suudi Arabistan arasındaki köklü anlaşmazlıklar dikkate alındığında henüz olgunlaşmamış bu görüşmelerin büyük bir uzlaşıyla sonuçlanma ihtimali düşüktür.
Türkiye’nin, Suriye’deki muhtemel bir operasyonuna karşı İran’dan üst perdeden gelen açıklamalar, Türkiye açısından caydırıcı olmaktan ziyade iki ülke arasındaki güven zeminini aşındırıyor.
Erdoğan’ın Tahran ziyareti ve üçlü zirveyi mercek altına alan İran basını, Rusya-İran iş birliği ve dostluğunu vurgularken Erdoğan’a yönelik nahoş bir üslupla Türkiye’yi hedef almıştır.
Tahran, resmi seviyede Türkiye'nin terör örgütü PKK ile olan mücadelesine destek veriyor ancak pratikte farklı angajmanlara girebiliyor.
Sadr Hareketi’ne bağlı milletvekillerinin istifasıyla birlikte, Sistani’nin siyasal düzen zarar görmeden reform yapılmasını öngören projesinin çöktüğünü belirtmek mümkündür.
Varil başına yaklaşık 30 dolara varan indirimle Asya ülkelerinin piyasalarına tedarik edilen Rusya petrolü, yine indirimlerle satılan İran petrolünü bu piyasadan kısmen çıkarmaya başlamıştır.
İran-İsrail arasında sabotaj ve suikastların arttığı süreçte üst düzey bir figürün görevden alınması, İran basınının gündemini meşgul ettiği kadar ülkedeki güvenlik zafiyeti tartışmalarına da ivme kazandırmıştır.
Türkiye ulusal çıkarları gereği, Orta Doğu’nun iki önemli devleti olan Suudi Arabistan ve İran’a eşit mesafede yaklaşmaktadır.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler