PKK’nın, PJAK üzerinden İran’a şantaj girişimlerinde bulunması, PJAK’ı PYD/YPG yerine “yeni yedek ve vekil güç” olarak araçsallaştırma ihtimalini kuvvetlendirmektedir.
Ulus devlete ve ulus ötesi siyasi hedeflere yapılan vurgular uzun vadede Mustafa Kazımi ve İran destekli milislerinin çatışan hedeflerini temsil ediyor.
ABD’nin benzer araçlarla baskı altına aldığı İran ve Venezuela yaptırımları etkisiz kılacak çözüm yolu arayışına girmiştir.
Biyo-güvenlik alanında öncü rol üstlenen organ, kurumsal kabiliyet ve yeterlilikler ile devlet yapısı ve biyo-güvenlik gereklilikleri arasındaki ihtilaflar; bu sürecin epey zorlu olacağını göstermektedir.
ABD ve İran'ın birbiriyle çatışan beklentileri ve İran yanlısı milis grupların Kazımi’ye güvenmedikleri gerçeği ilerleyen süreçte Kazımi’nin önünde ciddi engeller olarak duruyor.
Türbe Milislerinin bugüne kadar almış olduğu askerî-siyasi konumlanmanın ve ayrılış sürecinin Ayetullah Ali Sistani’nin vizyonunu yansıtmış olduğu görülmektedir.
Koronavirüs krizinin Tahran yönetimini kendi iç sorunlarına daha fazla yoğunlaştıracağı varsayılırken, İran’ın bölgedeki tehditkâr ve agresif davranışları daha fazla arttı.
Irak üzerindeki ABD-İran gerilimi ile Suriye’deki siyasi geçiş sürecinin belirsizliği bölgedeki istikrarsızlığı artırmakta, PKK ve DEAŞ gibi örgütlere zemin kazandırmaktadır.
2020 başında Irak’ta yeniden yükselen ABD-İran gerilimi sürecine ABD karşıtı yeni aktörler dâhil oldu.
Geçtiğimiz ay yapılan bazı anketler Joe Biden'in başkanlık yarışında Donald Trump'tan daha popüler olduğunu gösterdi.
ABD'nin Irak'taki güçlerini yeniden yapılandırması yeni sorulara yol açtı: ABD, İran destekli milis yapılanmalara yönelik bir saldırı hazırlığında mı, yoksa daha uzun vadeli bir askeri-siyasi strateji mi izliyor?
Adnan Zurfi’nin hükûmet kurma süreci, ABD-İran gerilimini etkileyecek yeni bir belirleyici faktör olarak ortaya çıktı.