İran, Ukrayna Savaşı nedeniyle Rusya’nın Batı tarafından izole edilmesini, ilişkileri geliştirmek için önemli bir fırsat olarak görmektedir.
İran Petrol Bakanı Ovci’nin açıkladığı gelişmeler, iki ülke arasında enerji iş birliğinin yükseliş trendine girdiğini göstermektedir.
Din adamlarının ülkenin en ücra köyüne kadar ulaşabilme gücüne ve yapısına sahip olması, kitleleri harekete geçirme konusunda onlar için büyük bir fırsat olmuştur.
İran gazeteleri geçtiğimiz hafta; Pelosi’nin ABD-Çin gerilimini tetikleyen Tayland ziyareti, Sadr yanlılarının Irak’taki kaosu derinleştiren gösterileri, Zevahiri’nin öldürülmesi ve yeniden başlayan nükleer müzakereleri manşete taşımıştır.
Zevahiri’nin saklandığı Afganistan’da öldürülmesi, Taliban’ın içerisindeki rekabetin boyutlarını gözler önüne sermenin yanında örgütün başta ABD olmak üzere uluslararası toplumla ilişkilerinin geleceğini tehlikeye atmıştır.
İsrail’in gösterdiği agresiflik ve diğer gelişmeler alt alta konulduğunda İran’ın nükleer silah yapmaya oldukça yaklaştığını söylemek mümkündür.
İran’da zorunlu örtünmeye dair kamusal alandaki uygulamalar, toplumsal bir gerilim alanı olarak günden güne belirginleşiyor.
Maliki; sızdırılan ses kaydında, destek için kendisine başvuran silahlı gruba Hamenei’nin Irak’taki faaliyetleri DMO Kudüs Gücüne devrettiğini belirterek DMO’ya müracaat etmelerini tavsiye etmektedir.
İran ve Suudi Arabistan arasındaki köklü anlaşmazlıklar dikkate alındığında henüz olgunlaşmamış bu görüşmelerin büyük bir uzlaşıyla sonuçlanma ihtimali düşüktür.
Reisi'nin ekonomi ekibi üyelerinin görüşlerindeki farklılıklar, Reisi hükûmetinin ekonomideki başarısızlığının nedenlerinden biri olarak kabul edilebilir.
Türkiye’nin, Suriye’deki muhtemel bir operasyonuna karşı İran’dan üst perdeden gelen açıklamalar, Türkiye açısından caydırıcı olmaktan ziyade iki ülke arasındaki güven zeminini aşındırıyor.