Çifte vatandaşlık sahiplerinin üst düzey görevlerde bulunmasının yasaklanmasının ardından çocuklarının da çifte vatandaşlık, daimî ikamet ve Green Card sahibi olmaları İran kamuoyunda uzun süredir tartışılıyor.
İran ile ŞİÖ arasında imzalanan yeni mutabakat zaptı, Tahran ve ŞİÖ üyeleri arasında çeşitli siyasi ve ekonomik alanlarda iş birliğinin genişletilmesinin temelini oluşturacaktır.
Devletin mali yükünü azaltması beklenen özelleştirmenin, İran’da bir trajediye dönüştüğü söylenebilir.
Irak’taki son gelişmeleri irdeleyen İran basını, tırmandırma stratejisiyle hareket eden Sadr’ın “başarısızlığını” vurgularken Ayetullah Hairi’nin, Irak-İran Şiiliği mücadelesini başka bir boyuta eviren hamlesini öne çıkarmıştır.
İran’dan sporcu göçü, henüz yüksek seviyede olmasa da yükseliş seyrinde olup en fazla tekvando, satranç, güreş, judo ve jimnastik gibi branşlarda görülmektedir.
İran, Ukrayna Savaşı nedeniyle Rusya’nın Batı tarafından izole edilmesini, ilişkileri geliştirmek için önemli bir fırsat olarak görmektedir.
İran Petrol Bakanı Ovci’nin açıkladığı gelişmeler, iki ülke arasında enerji iş birliğinin yükseliş trendine girdiğini göstermektedir.
Din adamlarının ülkenin en ücra köyüne kadar ulaşabilme gücüne ve yapısına sahip olması, kitleleri harekete geçirme konusunda onlar için büyük bir fırsat olmuştur.
İran gazeteleri geçtiğimiz hafta; Pelosi’nin ABD-Çin gerilimini tetikleyen Tayland ziyareti, Sadr yanlılarının Irak’taki kaosu derinleştiren gösterileri, Zevahiri’nin öldürülmesi ve yeniden başlayan nükleer müzakereleri manşete taşımıştır.
Zevahiri’nin saklandığı Afganistan’da öldürülmesi, Taliban’ın içerisindeki rekabetin boyutlarını gözler önüne sermenin yanında örgütün başta ABD olmak üzere uluslararası toplumla ilişkilerinin geleceğini tehlikeye atmıştır.
İsrail’in gösterdiği agresiflik ve diğer gelişmeler alt alta konulduğunda İran’ın nükleer silah yapmaya oldukça yaklaştığını söylemek mümkündür.