Asimetrik ve hibrit yapılı yükselen tehditler, Ukrayna Savaşı’nın seyrini değiştirebilecek etkiye sahip olabilir.
Tahran yönetiminin; refah, siyasal katılım ve ekonomik şeffaflık alanında gösterdiği başarısız performans, halkın devlete karşı küskünlüğüne neden olmuş ve devlet ile millet arasındaki mesafeyi artırmıştır.
İsrail-Lübnan Deniz Sınırı Anlaşması, bölge ülkelerinin atılgan enerji politikalarının yeni aşamasını başlatan bir trigger olmuştur.
Yapılan tahminler ve spekülasyonlar bir tarafa; Hamenei’nin halefinin kim olacağı üzerinde muhtemelen çalışılmış ve bu konuda rızaya dayalı bir mutabakat şimdiden sağlanmıştır.
İran gazetelerinde geçtiğimiz hafta, genel itibarıyla son protestolar kapsamında yaşanan gelişmelerin ele alındığı görülmektedir.
Emini’nin ölümü üzerinden yürütülen etnik siyaset, sessiz ve sokağa çıkma konusunda kararsız İranlıların tereddütlerini artırıyor.
İranlı analistlerin yazılarında ve söylemlerinde Türkiye’yi; NATO, ABD, İsrail ve Suudi Arabistan’ın yanında İran’ı bölmek isteyen bir “dış mihrak” olarak konumlandırdıkları görülmektedir.
İran’ın; Irak Kürt bölgesine yönelik saldırıları doğrudan üstlenmesi ve asimetrik saldırılarla birlikte konvansiyonel eğilimlere yönelmesi, İran güvenlik doktrininde meydana gelen mecburi değişimlere işaret etmektedir.
Geçmişte İran-Avrupa arasında Rüşdi meselesi ve Mikonos suikastı kriz yaratmışsa da Avrupa, tercihini diplomasiden yana kullanmıştır. Bugün de Nükleer Anlaşma’yı kurtarmak amacıyla benzer bir eğilimdedir.