Mozaik savunma, İran’ın askerî kapasitesini korumasına ve saldırılar karşısında direnç göstermesine katkı sağlamış olsa da tek başına savaşın sonucunu belirlemeye yeterli değildir.
Sistan-Beluçistan’daki şiddetin seyri, büyük ölçüde İran’ın bölgesel tehdit değerlendirmelerine bağlı olacaktır. ABD ve İsrail ile yeni bir çatışma ihtimali gündemde kaldığı sürece Tahran’ın ön alıcı operasyonlarını sürdürmesi, silahlı Beluç grupların da bu operasyonlara misilleme saldırılarıyla karşılık vermesi beklenebilir.
Savaşın Washington’a çıkardığı fatura her geçen gün kabarıyor. Ara seçimlerin ardından Trump’ın vereceği karar, bütünlüklü bir stratejiden veya ABD yönetiminin ortak bir değerlendirmesinden ziyade, ABD Başkanı’nın bu faturayı nasıl ödemeyi tercih ettiğini gösterecek.
İran açısından temel soru, Irak’taki silahlı nüfuzunu korurken artan siyasi, askerî ve kurumsal maliyetleri ne ölçüde yönetebileceğidir.
İran, iki kritik deniz geçidinde baskıyı artırmanın ABD açısından mevcut durumu daha maliyetli hâle getireceğini ve özellikle ara seçimler öncesinde Washington üzerindeki siyasi ve ekonomik baskıyı artıracağını hesaplamaktadır.
İran’ın son hamlelerini değerlendirirken temel soru, Tahran’ın yeni bir savaş isteyip istemediğinden çok neden beklemenin artık daha yüksek bir risk taşıdığına inandığıdır.
Savaşın sonucu, tek bir muharebeden ziyade tarafların ekonomik, siyasi, toplumsal ve psikolojik dirençlerini ne ölçüde koruyabildiklerine ve bu direnci sürdürülebilir bir siyasi stratejiye dönüştürüp dönüştüremediklerine bağlı olacaktır.
DMO ve askerî-güvenlik bürokrasisi, Mücteba Hamenei döneminde de İran siyasetinde ve stratejik karar alma süreçlerinde etkili bir güç merkezi olmayı sürdürecektir.
Atamaların, birbirinden bağımsız kadro tercihleri değil yeni savunma ve caydırıcılık stratejisinin gerektirdiği kurumsal yapılanmayla bütünlük arz eden bir planın parçası olduğu görülmektedir.
İran’ın silahlı Kürt örgütlere yönelik kuvvet kullanımı, İKDP, Komala ve PAK’a karşı sınır ötesi hassas vuruş ve sürekli baskıya, PJAK’a karşı ise İran topraklarındaki doğrudan güvenlik operasyonlarına dayanan farklılaşmış bir nitelik taşımaktadır.
Harekât, Haşdi Şabi içerisindeki farklı eğilimler arasındaki gerilimi artırarak silahsızlandırma sürecinin iç dinamiklerini daha da karmaşık hâle getirebilir.