Çağatay Balcı

İran’ın Kürt bölgeleri, gösterilerin başladığı tarihten itibaren şiddet sarmalı ve terörizm tuzağının net biçimde kendisini gösterdiği alanlara dönüşmüştür.

PKK/PJAK’ın, “Jin, Jiyan, Azadi” sloganıyla edindiği kitleselliği Türkiye’ye ihraç etme potansiyeli; terör örgütünü, Türkiye’de kaybettiği etkinliğini “kadın özgürlük hareketi” temasıyla yeniden tesis etme hedefine yönlendirebilir.

Kadın özgürlük hareketi argümanları ile ideolojik olarak ciddi bir yakınlık gösteren PJAK, bu süreçte daha fazla ön plana çıkmış ve alan kazanmıştır.

2020 yılında gerçekleşen 2. Karabağ Savaşı bölgesel aktörler açısından, konjonktür değişimi ve yeni bir jeopolitik durumun oluşum süreci olarak değerlendirilmiştir.

Sincar Anlaşması’nın ilanının ardından KCK/PKK ve İran destekli milis gruplardan gelen açıklamalar, bu Anlaşma’nın tümüyle reddedildiği bir tutum ortaya koymuştur.

3-5 Ocak aralığındaki saldırıları, İran destekli milis grupların eş zamanlı ve çok-hedefli saldırı gerçekleştirebilme kapasitesini sergileme çabası olarak değerlendirmek mümkündür.

Uzun yıllar boyunca “Şii Hilali” stratejisi ile hareket eden İran, bugün gelinen noktada kendi açısından risk ve tehdit hilali ile karşı karşıya kalmıştır.

Besic-i Mustazafin (Ezilenlerin Savunma/Direniş Gücü) yapılanması, 1979 İran İslam Devrimi sürecinde kurumsal ve motivasyonel kökleri oluşmuş olan bir yapılanmadır.

İran’ın söz konusu taktiksel değişimi nihai olarak Türkiye’nin, Irak’ın kuzeyindeki terörle mücadele harekâtlarına yönelik karşıt tutumun sonuçsuz kalması dolayısıyla gelişmektedir.

Rusya, İran ve Çin’in Basra Körfezi’nde düzenlemeyi planladığı tatbikatı; bu üç ülkenin Körfez’deki etkisini ve varlığını ortaya koyma girişimi olarak nitelendirmek mümkündür.

Reisi’nin; ekonomik zorlukların çözümü, halk-devlet ilişkisinin onarımı ve 1988 idamlarına yönelik açıklamaları müesses nizam açısından değerlendirildiğinde İran iç güvenlik politikasının yönü saptanabilmektedir.