İran diasporası 28 Aralık protestolarına hızlı ve çok yönlü tepki vermiştir. Rıza Pehlevi, Batı medyasında en görünür muhalif ses olarak öne çıkmıştır. Ancak diaspora içindeki derin bölünmeler ortak bir liderlik oluşmasını engellemiştir.
Yaşanan Protestolara İran Diasporası Ne Tepki Verdi?
28 Aralık 2025 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’da ekonomik krizin tetiklediği protestoların kısa sürede ülke geneline yayılması, diasporadaki İran muhalefetinin de kapsamlı bir mobilizasyona girmesine yol açmıştır. Protestoların ilk gününden itibaren ABD, Kanada ve Avrupa’daki İranlı topluluklar koordineli eylemler düzenlemeye başlamış, özellikle sürgündeki veliaht prens Rıza Pehlevi’nin liderliğinde örgütlenen kanat, görünürlük kazanmıştır.
Protestoların başlamasının hemen ardından Rıza Pehlevi, sosyal medya ve Batı medyası üzerinden yoğun bir iletişim kampanyası yürütmeye başlamıştır. 1 Ocak 2026 tarihinde X hesabından yaptığı ilk kapsamlı açıklamada, İran rejimini “tarihinin en zayıf, en bölünmüş ve en kırılgan noktasında” şeklinde nitelendirmiş ve uluslararası topluma “İran halkının yanında sadece sözle değil, eylemle durma” çağrısında bulunmuştur. 2 Ocak’ta ise ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik açıklamalarının ardından teşekkür mesajı yayınlamıştır. Farsça video mesajında Tahran halkına “küçük ve uyumlu arkadaş grupları halinde” şehir merkezlerine yürüme çağrısı yapmıştır.
5-6 Ocak tarihleri, Pehlevi’nin Batı medyasındaki görünürlüğünün zirve yaptığı günler olmuştur. Wall Street Journal’a verdiği röportajda 12 günlük çatışma sürecindeki tutumundan ayrışan bir söylem geliştirmiş ve “İran’daki değişim nihayetinde İran halkının ellerinde” ifadesini kullanarak dışarıdan askerî müdahaleye karşı çıkmıştır. Bununla birlikte “rejim çöküyor, bunun için özel operasyon gerekmez” değerlendirmesinde bulunmuştur. Washington Post’ta yayımlanan makalesinde ise protestocuların özgürlük ve ulusal birlik çağrılarıyla birlikte kendi adını haykırdığını belirtmiş, ancak bunu “iktidar talebi olarak değil, derin bir sorumluluk olarak” taşıdığını vurgulamıştır. Aynı makalede “İran Refah Projesi” adlı geçiş planından ve 100’den fazla uzmanla hazırlanan “Acil Durum Kitapçığı”ndan söz etmiştir. Bütün bunlar Pehlevi’nin 12 günlük çatışma sırasında İran bombalanırken halka yaptığı isyan çağrıları sebebiyle yöneltilen “işbirlikçilik” ve “başkasının gücüyle iktidara gelme” eleştirilerini dikkate aldığını ve stratejisini değiştirdiğini göstermektedir.
6-7 Ocak tarihlerinde Pehlevi, protestolara yönelik ilk somut eylem çağrısını gerçekleştirmiştir. 8 ve 9 Ocak akşamları saat 20.00’de koordineli slogan atılmasını talep etmiş, “ister sokaklarda ister evlerinizden, tam bu saatte haykırmaya başlayın” mesajını iletmiştir. Güvenlik güçlerine ayrı bir mesaj göndererek “tarihin hangi tarafında duracaksınız” sorusunu yöneltmiş ve “binlerce rejim mensubunun” altı ayda kurulan Ulusal İşbirliği Platformu’na katıldığını iddia etmiştir. Fox News Hannity programında yaptığı açıklamada da “tüm bu yıllarda İran’da bugünkü gibi bir fırsat görmedim” değerlendirmesini yapmıştır. Pehlevi’nin bu çağrısı, diaspora içindeki bazı gruplar tarafından “sorumsuzluk” olarak nitelendirilmiştir. Bu çevrelere göre söz konusu çağrı, göstericilerin güvenliğini riske atma potansiyeli taşımaktadır. Nitekim geçmişte İran güvenlik güçlerinin sosyal medyada paylaşılan görüntülerden hareketle bazı kişileri gözaltına aldığı ve hatta bu süreçlerin ölümle sonuçlandığının iddia edildiği vakalar, bu eleştirilerin gerekçesi olarak ileri sürülmüştür.
Organizasyonel Altyapı ve Medya Ağı
Pehlevi’nin çağrılarının arkasında, yıllar içinde oluşturulmuş kurumsal bir yapı bulunmaktadır. İran Ulusal Konseyi (INC), 2013 yılında Paris’te kurulmuş olup Kaliforniya’nın Woodland Hills bölgesinde de ofisi bulunan ve Pehlevi’nin siyasi platformu işlevi gören organizasyon olarak öne çıkmaktadır. Phoenix Projesi (Simurg’a atıfla), 2019’da George Washington Üniversitesi’nde düşünce kuruluşu olarak başlatılmıştır. Enerji, ekonomi, güvenlik ve tarım alanlarında rejim sonrası planlar geliştirmeyi amaçlamaktadır. Ulusal İran Demokrasi Birliği (NUFDI), Washington merkezli kâr amacı gütmeyen kuruluş olarak politika savunuculuğu yapmaktadır. Instagram’da 105.000 takipçisi bulunan örgüt, Temmuz 2025’te Pehlevi’yi “Ulusal Ayaklanma Lideri” olarak belirleyen “Acil Geçiş Hükümeti Planı” yayımlamıştır. Büyük bir trol ordusunu da yönetmektedirler.
Medya altyapısı bakımından, Londra merkezli Iran International ve Los Angeles merkezli Manoto TV Farsça yayın yapan kanallar olarak protestoları yoğun biçimde aktarmıştır. Pehlevi, internetin kesilmesi durumunda “İran’daki yüz binlerce Starlink cihazı ve Iran International ile Manoto kanalları aracılığıyla iletişimin süreceğini” belirtmiştir. Starlink terminalleri konusunda NetFreedom Pioneers (NFP) adlı ABD merkezli kâr amacı gütmeyen kuruluş aktif rol oynamış, ABD hükümetinden yaklaşık 150.000 dolar fon almıştır. Eski NASA yöneticisi Firuz Naderi, diasporaya 1.000 terminal için 600.000 dolar toplama çağrısında bulunmuştur. Ocak 2026 itibarıyla İran’da 100.000’den fazla Starlink kullanıcısı olduğu tahmin edilmektedir.
Diaspora Gösterilerinin Coğrafyası
Protestoların başlamasının ardından diaspora, dünya çapında koordineli gösteriler düzenlemiştir. Ancak bu protestoların hemen hepsi 50-100 kişilik gruplarla gerçekleşmiştir. Bu gösteriler 2022’deki Mehsa Emini gösterilerinde Berlin’de yapılan protesto ölçeğinin yakınına dahi yaklaşamamıştır. 31 Aralık 2025 tarihinde Washington DC’de Beyaz Saray önünde İran-Amerikan Toplulukları Örgütü (OIAC) tarafından düzenlenen mitingde rejim değişikliği talep edilmiştir. 1 Ocak’ta Richmond Hill’de (Büyük Toronto) yüzlerce İranlı-Kanadalı, Pehlevi’nin danışmanlarının da katılımıyla gösteri düzenlemiştir. 3 Ocak günü, diaspora için koordineli eylem günü olmuştur. Londra’da Downing Street önünde toplanan yaklaşık 100 kişi “Cavid (Ebedi/Ölümsüz) Şah” ve “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganları atmış, Yahudi topluluğundan katılımcılar İsrail bayrakları taşımıştır. Berlin’de İran Büyükelçiliği önünde Halkın Mücahitleri Örgütü destekçileri gösteri yapmıştır. Washington DC’de İran Çıkarlar Bölümü (Iranian Interests Section) olarak bilinen diplomatik temsilcilik önünde yaklaşık 500 kişi toplanmıştır.
4 Ocak’ta Köln, Stockholm, Kopenhag ve Oslo’da gösteriler sürmüştür. Kanada’da Vancouver, Winnipeg ve Toronto’da Yahudi ve İranlı toplulukların ortak gösterileri dikkat çekmiştir. İkinci haftada, 6 Ocak’ta Oslo’da NCRI/MEK destekçileri miting düzenlemiş, Pehlevi’nin 8-9 Ocak için koordineli slogan çağrısı diasporada geniş yankı bulmuştur. ABD’de Los Angeles, Washington DC ve San Francisco ana merkezler olarak öne çıkmıştır. Beverly Hills Belediye Başkanı Sharona Nazarian “Beverly Hills, İran dışındaki en büyük İran topluluklarından birine ev sahipliği yapıyor. Sizi görüyoruz, duyuyoruz ve yanınızdayız” açıklaması yapmıştır. Kanada’da Yahudi-İranlı ittifakı özellikle görünür olmuş Toronto ve Vancouver’da İsrail ve İran bayrakları yan yana taşınmıştır.
İsrail’de hükümet açık destek vermiştir. MOSSAD “Sadece uzaktan ve sözle değil, sahada da sizinleyiz” duyurusu yapmıştır Başbakan Netanyahu “İran halkının mücadelesine özdeşlik hissediyoruz” açıklamasında bulunmuştur. İngiltere’de ayrı gösteriler gerçekleşmiştir. Anglo-İranlı Kadınlar Derneği Downing Street’te, Pehlevi destekçileri İran Büyükelçiliği önünde toplanmıştır.
Diaspora İçindeki Farklı Perspektifler
Diaspora içinde farklı muhalif fraksiyonlar, protestolara karşı değişen tutumlar sergilemiştir. Monarşist kanat, gösterilerde “Cavid (Ebedi/Ölümsüz) Şah”, “Bu son savaş, Pehlevi dönecek” ve “Rıza Şah, ruhun şad olsun” sloganlarını öne çıkarmıştır. Aslan ve Güneş amblemli bayraklar bu kesimin eylemlerinde hakim unsur olmuştur.
Halkın Mücahitleri Örgütü/İran Ulusal Direniş Konseyi ise farklı bir konumda durmuştur. Örgüt lideri Meryem Recevi protestoları “İran halkının dinî tiranlıktan kurtulma kararlılığının işareti” olarak nitelendirmiştir. Direniş Konseyi, 5 Ocak itibarıyla 31 ölüm bildirmiş ve güvenlik güçlerini “özgür İran mahkemelerinin beklediği” konusunda “uyarıda” bulunmuştur. Örgüt, Pehlevi’yi lider olarak tanımamış ve kendi “Direniş Birlikleri”ni protestoların omurgası olarak sunmuştur.
Kürt muhalefeti, toplu bir görüntü vermeye çalışmıştır. İran Kürdistan Demokrat Partisi (İKDP), Komala, PJAK başta olmak üzere 7 Ocak’ta yedi büyük Kürt partisi ortak bildiri yayımlamıştır. Bildiri Kirmanşah, İlam ve Luristan’daki rejim suçlarını kınamış ve genel grev çağrısı yapmıştır. Bu daha önce de birkaç kez yaşanan bir tavır olduğundan istisnai bir durum değildir. Kürt grupları federalizm ve özerklik talep etmiş, Pehlevi’ye mesafeli duruş sergilemiştir. GAMAAN 2024 anketine göre Pehlevi’nin Kürt bölgelerindeki desteği yüzde 20’nin altındadır. PJAK “tekelcilik, fırsatçılık ve siyasi manipülasyonun hareketi baltalayacağı” uyarısında bulunmuştur.
Cumhuriyetçi ve laik sesler ise “Ne Şah ne molla” sloganıyla hem teokrasiye hem monarşiye karşı tutum almıştır. Bu kesim, demokratik cumhuriyet talebini öne çıkarmış, bazı analistler monarşist medyanın protesto görüntülerini manipüle ettiğini iddia etmiştir.
Sonuç
Tüm muhalefet fraksiyonları, İslam Cumhuriyeti’nin sona ermesi, protestoculara destek ve rejim şiddetinin kınanması konularında ortak payda oluşturmuştur. 2 Ocak’ta geniş bir aktivist koalisyonu ortak bildiri yayımlamıştır. Bununla birlikte liderlik meselesi en kritik çatışma alanı olarak kalmıştır. Pehlevi temsil rolü talep ederken, diğer fraksiyonlar bunu reddetmiştir. Monarşi-cumhuriyet ikilemi temel ideolojik ayrımı oluşturmuş, federalizm Kürt grupların olmazsa olmazı olurken monarşist cenahta merkeziyetçi eğilimler güçlü kalmıştır. İsrail ile ilişkileri de Pehlevi’yi birçok muhalefet figüründen uzaklaştırmıştır.
Sonuç olarak, İran diasporası 28 Aralık protestolarına hızlı ve çok yönlü tepki vermiştir. Rıza Pehlevi, Batı medyasında en görünür muhalif ses olarak öne çıkmış ve koordineli eylem çağrılarıyla protestolara yön vermeye çalışmıştır. Ancak diaspora içindeki derin bölünmeler (monarşistler, MEK, Kürt grupları, cumhuriyetçiler) ortak bir liderlik oluşmasını engellemiştir. GAMAAN 2024 anketine göre Pehlevi’nin bireysel lider olarak desteği yüzde 31 olup, muhalefet figürleri arasında en yüksek olmakla birlikte çoğunluktan uzaktır. Önümüzdeki süreçte diasporanın bu parçalı yapıyı aşıp aşamayacağı, protestoların seyri kadar belirleyici olacaktır. Son olarak İran halkının büyük bir bölümünün diasporada olan bitenden haberdar olduğunu söylemek de zordur.