Moskova ve Şam’ın İdlib taarruzu, Süleymani’nin ölümünden sonra geçen 40 günde Kudüs Gücü’nün neredeyse tüm görev alanlarında eski etkinliğini sürdüremeyen İran’a güç gösterisi için önemli bir alan açtı.
İran’ın pazar günü saat 18:45 civarında İmam Humeyni Uzay Üssü’nden uzaya gönderdiği Zafer-1 uydusu yörüngeye oturma aşamasında başarısız oldu.
Parlamento seçimlerinde yaşanacak muhtemel bir boykot, İran’da teokratik yönetimin meşruluğunu farklı bir tartışma boyutuna taşıyacaktır.
İdlib meselesiyle ilgili kararlar, Tahran’da değil Ankara ile Moskova hattında verilmektedir.
Tıpkı İran'ın demokratik bir biçimde seçilen Musaddık hükûmetine karşı düzenlenen Ağustos 1953 Darbesi gibi Ocak 2020 de İranlıların kolektif hafızasından silinmeyecektir.
Tarihî ortak kültürel mirasa sahip bir girift yapı olan Türk-İran ilişkilerinde -özellikle tarihî ve edebî şahsiyetler gibi- paylaşılamayan konularda Farslaştırma politikalarına başvurulduğu görülmektedir.
Süleymani’nin yerine başka bir komutanın ikame edilemeyeceğinin farkında olan Hamenei, Kudüs Gücü’nde yeni bir komuta konsepti şekillendirmeye çalışmaktadır.
Irak'taki hükümet karşıtı gösterilerden desteğini çeken Şii lider Mukteda Sadr'ın manevraları, Irak'taki siyasi süreçleri yönetme sürecinde kendi metodlarını dayatmak istediğinin göstergesi.
Tahran yönetimi NPT’den çekilmenin olası ağır sonuçlarının farkındadır.
İran’ın bölgedeki maceracılığı Süleymani suikastıyla durdurulamayacaktır. Buna rağmen İran’ın uzun vadede bu yöndeki hırslarını yerine getirmesi de pek mümkün gözükmemektedir.
Namaki’nin uluslararası kurum ve kuruluşlara yazdığı iki mektup ve İHİÖ’nün raporu dikkate alındığında, ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımlar ülkede insanlık krizine neden olabilir.
İran’ın 2020 yılında bölgede “vekil güçler” kullanarak güvenlik stratejisini sürdürme olasılığı yüksek ancak Hürmüz Boğazı’nı ablukaya almayı şu aşamada göze alamaz.