Görüş

ABD Başkanı Donald Trump, nükleer anlaşmadan çekilerek eski Batılı müttefiklerini ve yeni Doğulu ortaklarını yüzüstü bıraktığı gibi Orta Doğu’da yeni bir krizin fitilini de ateşledi.

Qingdao'daki Şangay İş Birliği Örgütünün (ŞİÖ) 18. zirvesi, İran'ın örgüte tam üyelik talebine bir kez daha açık bir yanıt verilmeden sona erdi.

Necef Havzası, İran’ın başta Irak Şiiliği olmak üzere Arap Şiiliğini Velayet-i Fakih sistemine angaje etme çabalarına karşı bir direnç noktası olmaya devam ediyor.

Tahran yönetimi Afganistan’daki baraj inşaatı faaliyetlerinin İran’ın su güvenliğini ciddi anlamda tehlikeye atacağını düşünüyor.

ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden sonra anlaşmayı hayatta tutacak bütün yolların Brüksel'e çıktığı görülmektedir.

Mukteda Sadr, uzun süredir yürüttüğü tutarlı stratejiler sonucunda seçimleri kazandı ve koalisyon görüşmelerini tamamladı. Bu süreçten sonra hükümette de belirleyici olacağı açık.

ABD Başkanı Trump’ın ülkesini anlaşmadan çekmesinin ardından üst düzey Amerikalı yetkililerden İran’a yönelik tehditler gelmeye devam ediyor.

ABD için nükleer anlaşma, İran’ın nükleer programının çok daha ötesinde bir anlama sahip olmaya devam etmektedir.

Seçim sonuçlarındaki en büyük sürpriz Mukteda es-Sadr’ın Sair’un Koalisyonu’nun zaferi olmuştur. Sair’un koalisyonu “Iraklılık” bilincine vurgu yaparken İslamcıları, komünistleri ve liberalleri aynı safta bir araya getirmiştir.

Yaptırımların kapsamı ve ileri sürülen şartların niteliği bir arada düşünüldüğünde Trump’ın yalnızca İran’ın nükleer programını hedef almadığı görülmektedir.

ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesi, İran’ın Suriye’deki faaliyetlerini doğrudan etkileyecektir. Nitekim Trump’ın bu kararında İran’ın Suriye’deki varlığı da etkili olmuştur.

Nükleer anlaşma konusundaki olumsuz tavrı bilinen ve her fırsatta İran’ı oldukça ağır ifadelerle itham ve tehdit eden Trump’ın bu kararı şaşırtıcı olmasa da beraberinde önemli belirsizlikler getirdi.