Direniş Cephesi, ileriye dönük siyasi hesapları doğrultusunda nükleer dosya özelinde Reisi hükûmetine karşı eleştirilerini artırmaktadır.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etme amacıyla başlatmış olduğu savaş, başta güvenlik alanında olmak üzere siyasi ve ekonomik alanda İran için bazı fırsatlar yaratmış durumdadır.
Viyana anlaşması İran içi güç dengelerini etkileyecek olmasına rağmen asıl etkisi bölgesel politikalar konusunda olabilir.
Biden Dönemi’nde yaptırımlarda yumuşamaya gidilmesi, Batı Asya’da 2021 yılının en önemli değişikliklerinden biri olmuştur.
Finans ve döviz piyasalarındaki türbülans uzunca bir süre devam etmiş ve artan risk algısı ve ayrıca yaptırımların İran’ın ihracat gelirlerini çok ciddi oranda düşürmesi ile birçok ekonomik göstergede son derece kötü performanslar gözlemlenmiştir.
Reisi ve ekonomi ekibi, ekonominin yol haritasını tamamlarken KOEP ile ilgili negatif beklentiler, İran ekonomisini zora sokuyor.
Tarafların, taleplerini gerçekçi seviyeye çekmemeleri; müzakereleri ve dolayısıyla KOEP’i bütünüyle çöküş noktasına taşıyabilir.
Bloomberg’ün raporuna göre 2019 yılında İtalyan petrol devi Eni SpA, İran’dan yaklaşık 700.000 varil ham petrol satın almış.
Yaptırımlar devam etmesine rağmen ABD Başkanı Biden’ın, İran’a karşı bir önceki döneme göre takındığı yumuşak tutum, İran’ın döviz rezervlerini artırdı.
Menendez’in, KOEP karşıtı bir tavır sergilerken Dağlık Karabağ konusunda Türkiye ve Azerbaycan karşıtı bir tutumla İran’daki Fars milliyetçileri ile paralellik göstermesi dikkat çekicidir.
İran’da yerel yatırımın azlığı, yabancı yatırım ihtiyacını artırırken FATF, ABD ambargoları ve bazı yerel değişkenler sebebiyle ülkede yabancı yatırım krizi yaşanıyor.
ABD liderliğindeki Batı’yla sorunlar yaşayan ve yöneldiği Doğu ülkelerinden beklediği ölçüde destek göremeyen Tahran, son aylardaki bölgesel gelişmeler karşısında hazırlıksız yakalandı.