Lübnan dosyası, Tahran açısından müzakere sürecinin tali bir başlığı değil bölgesel caydırıcılık mimarisinin korunmasına ilişkin temel meselelerden biri olarak görülmektedir.
İran’ın yaklaşımı müzakere taktiğinden ziyade hayatta kalma ve caydırıcılık eksenli bir stratejik zorunluluktur.
Özellikle ideolojik olarak daha sert bir çizgide duran ve başta parlamento ile medya alanında etkili olan Payidari Cephesi gibi radikal unsurların kamuoyu üzerindeki yönlendirici etkisi, yönetim açısından dikkatle idare edilmesi gereken bir iç faktör olmaya devam etmektedir.
Atama, dışarıdan gelen bir komutanın teşkilatın başına getirilmesi, rejim değişikliği beklentisinin kurumsal düzeyde sürdürülmesi ve İran dosyasının Başbakanlık Ofisi’nin doğrudan yönetimine geçmesi gibi unsurları bir arada barındırmaktadır.
Savaşın yayılması ve ABD’nin İran’da kaos üretmeye dönük kara harekâtına yönelmesi, Türkiye açısından net bir kırmızı çizgidir. Bu tarz bir tırmanma, hem savaşın uzamasına hem de Türkiye’ye yönelik tehdidin artmasına neden olacaktır.
İran Pasif Savunma Teşkilatı, orta ölçekli bir gücün teknolojik üstünlük karşısında geliştirebileceği en iddialı konvansiyonel hayatta kalma programlarından biri olarak değerlendirilebilir.
ABD’nin sınırlı kara operasyonu yürütme kapasitesi olsa da asıl mesele, bu operasyonun sağlayacağı muhtemel kazançların; tırmanma riski, uzun süreli angajman ihtimali ve İran’ın savunma ağlarının yaratacağı maliyete değip değmeyeceğidir.
Bulgular, operasyonun Batı İran’da geniş bir yerleşim ağına yayıldığını ve belirli güvenlik altyapılarının sistematik biçimde hedef alındığını göstermektedir.
Kalıcı sonuç üretebilecek kapsamlı bir harekât, operasyonel ve siyasi olarak uygulanabilir değildir. Uygulanabilir olan sınırlı hava harekâtları ise yapısal olarak kalıcı bir stratejik sonuç üretmeyecek, aksine İran’ın öğrenme ve güçlenme sürecini hızlan
Cenevre turu, görüşmelerin kopmadığını gösterse de somut ve ölçülebilir bir iyimserlik üretmiş değildir.
Görüşmelerde nükleer dosya ile başlanır ve mesafe katedilirse tansiyon düşebilir ancak bunun gerçekleşebilmesi için çatışma riskinin bütünüyle ortadan kalkması mümkün değilse de en azından azalması ve diplomasiye gerçek bir şans tanınması gerekiyor.
Mevcut yaptırımlara ek olarak DMO’nun terör listesine alınması, AB’nin İran sivil toplumunu destekleme ve İran yönetimi üzerindeki baskıyı artırma konusunda daha kararlı bir çizgiye geçtiğini göstermektedir.