İran’ın silahlı Kürt örgütlere yönelik kuvvet kullanımı, İKDP, Komala ve PAK’a karşı sınır ötesi hassas vuruş ve sürekli baskıya, PJAK’a karşı ise İran topraklarındaki doğrudan güvenlik operasyonlarına dayanan farklılaşmış bir nitelik taşımaktadır.
Harekât, Haşdi Şabi içerisindeki farklı eğilimler arasındaki gerilimi artırarak silahsızlandırma sürecinin iç dinamiklerini daha da karmaşık hâle getirebilir.
ABD’nin İran’a yönelik olası bir amfibi harekâtının başarı ihtimalinin, büyük ölçüde harekâtın kapsamına, ağırlık merkezi tercihine ve müttefik katılımına ilişkin kararlara bağlı olduğu söylenebilir.
Tahran, sınırlı misillemelerin Washington’un saldırı temposunu durdurmakta yetersiz kaldığını gördükçe daha aktif ve riskli bir caydırıcılık çizgisine yönelmektedir.
İran’ın vekil güçlere desteğini tamamen kesmesi beklenmese de savaş sonrası dönemde kaynaklarını daha çok iç istikrar ve konvansiyonel caydırıcılık kapasitesine yöneltmesi öngörülmektedir.
Mutabakat zaptı etrafındaki tartışmanın yeni yönetim açısından asıl önemi, Payidari Cephesi’nin yalnızca anlaşmaya itiraz eden bir siyasi çevre olmasından öte, savaş sonrası dönemde karar alma süreçleri üzerinde baskı oluşturabilecek bir aktör olarak öne çıkmasıdır.
Mutabakat zaptı, İran sorununu çözen nihai bir uzlaşıdan çok bu dosyayı siyasi olarak yönetilebilir bir seviyeye indirme arayışının parçası olarak okunmalıdır.
Mevcut ateşkes ve zayıf mutabakat, krizi kalıcı olarak çözmekten ziyade dondurarak çatışmayı taktiksel düzeyde erteleme işlevi görmektedir.
Hizbullah’a yaklaşmak caydırıcılık kapasitesini beslerken doğrudan saldırıya maruz kalma riskini artırmakta; Hizbullah’tan kaçınmak ise güvenlik maliyetini azaltırken bölgesel etki alanını daraltmaktadır.
Lübnan dosyası, Tahran açısından müzakere sürecinin tali bir başlığı değil bölgesel caydırıcılık mimarisinin korunmasına ilişkin temel meselelerden biri olarak görülmektedir.
İran’ın yaklaşımı müzakere taktiğinden ziyade hayatta kalma ve caydırıcılık eksenli bir stratejik zorunluluktur.