İran’ın 2026’ya krizlerin bittiği bir eşikte değil, büyük krizleri aynı anda yönetmek zorunda kaldığı dar bir koridorda girdiğini söylemek mümkün.
ABD’nin Kasım 2025’te açıkladığı Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, Trump yönetiminin Ortadoğu tasavvurunu, ittifak mimarisine bakışını, İran’a atfettiği yeri ve çok kutupluluk tartışmaları bağlamında ABD’nin liderliğini nasıl kurguladığını son derece berr
İran’ın Suriye’ye sunabileceği maddi ve stratejik imkânların sınırlılığı göz önüne alındığında, Şam’daki yeni yönetimin ülke iç güvenliğini ve devlet bütünlüğünü tam olarak tesis etmeden Tahran’la ilişkilerini derinleştirme arzusunu taşımayacağı açıktır.
Mevcut göstergeler, İran’ın NPT’den çekilmenin ağır maliyetlerini karşılayacak bütüncül bir hazırlık sergilemediğini düşündürmektedir. Bu nedenle İran’ın gerçekten NPT’den çekilmesi ihtimali, mevcut koşullarda sanıldığı kadar güçlü görünmemektedir.
Tahran, Zengezur Koridoru’nu İran’ı jeoekonomik olarak by-pass etme, NATO/ABD varlığını kuzey sınırlarına yaklaştırma ve İsrail’in istihbarat ile lojistik erişim kapasitesini genişletme potansiyeline sahip bir jeopolitik kaldıraç olarak değerlendirmektedi
İran-İsrail çatışmasının hemen ardından kurulan ve en üst düzey güvenlik bürokratlarını bir araya getiren Savunma Konseyi, bazı çevrelerce ülkenin sürekli teyakkuz halinde bulunmasını sağlayacak “daimi bir savaş odası” olarak tanımlanmaktadır.
İsrail Başbakanı Netanyahu’nın taktiklerinin, mevcut koşullarda İran’da rejim değişikliğine yol açacak kadar güçlü ve örgütlü bir hareket ortaya çıkarması mümkün görünmüyor.
12 günlük çatışma sonunda gerçekçi, ölçülebilir ve sahaya dayalı bir tehdit değerlendirmesinin esas alınmaması, İran’ı mevcut güvenlik mimarisiyle gelecekte daha büyük kırılganlıklara sürükleyebilir.
İsrail, hava kuvvetlerinin teknolojik üstünlüğü, hassas güdümlü mühimmat envanteri ve gelişmiş istihbarat/izleme sistemleri sayesinde İran’ın nükleer ve füze altyapısına büyük zarar verirken; İran ise kitlesel dron ve füze saldırılarıyla doğrudan misillem
Saldırılar sonrasında İran, saldırı öncesine göre nükleer silaha erişim kapasitesine teknik olarak uzak olsa da irade olarak daha yakın olduğu söylenebilir.