Kalıcı sonuç üretebilecek kapsamlı bir harekât, operasyonel ve siyasi olarak uygulanabilir değildir. Uygulanabilir olan sınırlı hava harekâtları ise yapısal olarak kalıcı bir stratejik sonuç üretmeyecek, aksine İran’ın öğrenme ve güçlenme sürecini hızlan
Cenevre’den olumlu bir sonuç çıkması askerî baskının artmasından ziyade ABD’nin İran açısından kabul edilebilir, somut ve itibarı zedelemeyen bir çıkış formülü sunup sunamayacağına bağlıdır.
İsrail’in 2026 başından itibaren takındığı tutum “sessizlikten” çok, bilinçli biçimde sürdürülen çok katmanlı bir belirsizlik stratejisi görüntüsü vermektedir.
İran toplumu, rejime yönelik desteğin eridiği ancak tamamen çözülmediği, muhalefetin yaygınlaştığı ancak örgütsüz kaldığı, dış baskının ise toplumsal dinamikleri hem tetiklediği hem de karmaşıklaştırdığı bir dönemden geçiyor.
Gözaltılar yalnızca bugünün krizleriyle değil İslam Cumhuriyeti’nin gelecekteki siyasal mimarisiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Çin, nihai bir çözüm yerine aşamalı, sınırlı ve gerilimi düşürmeye dönük bir uzlaşmayı daha gerçekçi bulmakta ve tarafları bu yönde teşvik etmektedir. Pekin, bölgesel düzenin köklü biçimde yeniden şekillenmesindense, gerilimin kontrol altında tutulduğu bi
ABD-İran görüşmelerinin içerik ve gidişatını yalnızca bu iki ülkenin tutumu belirlemeyecektir. Başka ülkelerin de süreçte etkili olmak için farklı araçlar kullanacağını ve bunların başında İsrail’in geldiğini söyleyebiliriz.
Görüşmelerde nükleer dosya ile başlanır ve mesafe katedilirse tansiyon düşebilir ancak bunun gerçekleşebilmesi için çatışma riskinin bütünüyle ortadan kalkması mümkün değilse de en azından azalması ve diplomasiye gerçek bir şans tanınması gerekiyor.
Mevcut yaptırımlara ek olarak DMO’nun terör listesine alınması, AB’nin İran sivil toplumunu destekleme ve İran yönetimi üzerindeki baskıyı artırma konusunda daha kararlı bir çizgiye geçtiğini göstermektedir.
Toplumsal huzurun ve rızanın güvenlik merkezli yaklaşımlardan daha kalıcı bir istikrar üreteceğini ifade eden Ruhani, iç sorunların çözümünün dış tehdit söylemi üzerinden ertelenmesinin artık toplumda karşılık bulmadığını vurguladı.
İran’a yönelik askerî müdahalelerin stratejik sonuç üretmesi kara, hava ve deniz unsurlarının birlikte kullanıldığı kapsamlı bir müşterek harekât gerektirir. Ancak böyle bir operasyon ABD ve İsrail açısından uygulanabilir görünmemektedir.