İran Basın Bülteni (16-22 Aralık)

İran Basın Bülteni (16-22 Aralık)
Yazı boyutunu buradan ayarlayabilirsiniz

İç Politika


Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın İstifasıyla İlgili İddialar

Reformist cenahtaki Hemmihen gazetesi, “Cumhurbaşkanı’na Karşı İttifak Açığa Çıktı” başlıklı bir haberi manşete taşıdı. Haberde, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın istifasına yönelik sosyal medyada yayılan iddialarda, içerideki radikal akımlara mensup hesapların ve dışarıdaki Halkın Mücahitleri Örgütü’ne ait hesapların yoğun bir kampanya yürüttükleri iddia edildi. Amacın esasında sadece bu hükûmetin değil, İran’da her türlü istikrarın ve başarının önünde durmak olduğu iddia edildi. İSNA haber ajansı, konuya ilişkin Hükûmet Bilgilendirme Konseyi Sorumlu Başkanı’nın X hesabından yaptığı açıklamayı aktardı: “Son aylarda bir grup, hükûmetin bilinçli sessizliğini kötüye kullanmakta ve yanıltıcı bir şekilde Cumhurbaşkanı’na saldırmaktadır. Hükûmet, takipçi çekmek amacıyla uydurulan ‘Cumhurbaşkanı’nın istifası’ gibi büyük yalanlara dikkat etmemekte ve gereksiz konulara takılmamaktadır.”

Devrim Rehberi’nin Kadınlarla İlgili Açıklamaları

Devrim Rehberi Ayetullah Ali Hamenei, Hz. Fatıma’nın doğum günü çerçevesinde 17 Aralık tarihinde kadınlarla bir görüşme gerçekleştirdi. Haberi İran gazetesi, “Kadınların Siyasi, Ekonomik ve Sosyal Alanlardaki Varlığı Zorunludur” başlığıyla manşete taşıdı. Haberde Hamenei’nin Hz. Fatıma hakkında söyledikleri aktarıldıktan sonra Batı’nın “özgürlük ve bağımsızlık maskesiyle” kadınlara yönelik yanlış politikaları hakkında dediklerine yer verildi. Hamenei tarafından ayrıca erkek ve kadının farklı roller üstlenmesinin üstünlük göstergesi olmadığı, kadınların devrim sonrasındaki toplumdaki yeri üzerinde duruldu. Toplantıda ayrıca “direnişin devam edeceği” yönündeki ifadelere yer verildi. Haberi muhafazakâr cenahtaki Cevan gazetesi “Kadınların, Kadınlara Özgü Meselelerde Kadın Müçtehitleri Taklit Etmeleri Gerektiğine İnanıyorum”, Vatan-ı İmruz gazetesi “İsrail’in Kökü Kesilecektir” başlıklarını kullanırken; reformist İtimad gazetesi ise “Kadın ve Erkeğin Aile İçindeki Hakları Eşittir” başlığıyla ilk sayfaya taşıdı.


Dış Politika

Suriye Gelişmeleriyle İlgili Yorumlar

Suriye’deki gelişmelere yönelik ABD, İsrail ve Türkiye’yi suçlayan yaklaşımlar bu hafta da İran gazetelerine yansıdı. Vatan-ı İmruz gazetesi, manşete taşıdığı geniş değerlendirme yazısında ABD, İsrail, Türkiye ve bazı Körfez ülkelerinin Suriye’deki süreci desteklediğini iddia etti. Söz konusu hamlelerin sadece ideolojik ve siyasi değil, ekonomik amaçlar taşıdığı da belirtildi. Bu ülkelerin ekonomik motivasyonları olarak lojistik ve taşımacılık, enerji boyutu ön plana çıkarıldı. Ayrıca “direniş ekseninin” potansiyel ekonomik koridorunun hedef alındığı vurgulandı. Yazıda, bölgede “ABD’nin çıkarlarını güçlendiren, İsrail’i merkeze alan ve Türkiye ile bazı Körfez ülkelerinin de rol aldığı projelerin” gerçekleştirilmeye çalışıldığı iddia edilerek bunlar mercek altına alındı. Yine aynı gazetenin ilk sayfasında, “Erdoğan, ABD’nin bölgesel hedeflerini uyguluyor” başlıklı röportaj yayımlandı. Ali Haydari ile yapılan röportajda özellikle koridorlar üzerinden Türkiye-İran rekabetine değinildi. İran’ın mevcut durumu kendi lehine değiştirmesi için Kuzey-Güney transit yolunun bir an önce faaliyete geçirilmesi, Zengezur’un yerine geçebilecek olan Aras koridorunun tamamlanması gerektiği vurgulandı.

Dışişleri Bakanı’nın Nükleer Müzakerelerle İlgili Açıklaması

İSNA haber ajansı, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Arap basınından El-Kad ile yaptığı röportajı aktardı. Arakçi, nükleer müzakerelerle ilgili, “Biz hiçbir şekilde müzakere masasını terk etmedik ve karşılıklı saygı ve menfaatlere dayalı onurlu müzakerelere girmeye hazırız.” dedi. Bakanın ayrıca gerilimi tırmandırmaktan kaçınmak ve diplomatik bir çerçevede bazı çözümlere barışçıl yöntemlerle ulaşmanın mümkün olduğunu söylediği aktarıldı.

Konuyu manşete taşıyan İtimad gazetesi, reformist, ılımlı ve muhafazakâr olarak nitelendirdiği üç siyasetçi Ali Bakıri, İsmail Gerami Mukaddem ve Hüseyin Kenani Mukaddem ile yaptığı röportajları “Yeni Müzakere Masası” başlığıyla yayımladı. Röportajda, Ali Bakıri’nin “İç radikaller, uluslararası gerilimi artırma peşinde,” Gerami Mukaddem’in “Elitler, Batı ile müzakerelerin yapılması gerektiği konusunda mutabık” ve Kenani Mukaddem’in “BM, yapılacak her anlaşmanın uygulanmasını garanti altına almalıdır” sözleri ön plana çıkarıldı. Bakıri, Pezeşkiyan hükûmetinin seçim vaatlerine sadık kalarak dış politikada izlediği aktif diplomasi, gerginliği azaltma ve müzakereye dayalı politikasını savundu. Bu politikanın, bölgesel düzeyde komşu ülkelerle ilişkiler üzerinden şekillendiğini ve uluslararası düzeyde yaptırımları sona erdirmeye yönelik müzakereleri içerdiğini vurguladı. Gerami Mukaddem ise ekonomik baskıların çözümü için müzakerelere işaret ederek caydırıcılığın sadece askerî alanda değil, ekonomik ilişkilerin güçlendirilerek de sağlanabileceğinin altını çizdi. Kenani Mukaddem ise müzakerelere olumlu baktığını ifade etse de ABD’nin önceki anlaşmalara uymamasını hatırlatarak BM garantisinin önemini vurguladı.

Cumhurbaşkanı’nın D8 Çerçevesinde Mısır Ziyareti

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın 19 Aralık’ta D8 Zirvesi çerçevesinde Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyareti, İran gazetesi “Krizin Ortasında Yakınlaşma” başlığıyla uzun bir haber-analiz yazısında ele aldı. Haberde, bu ziyaretin İran-Mısır ilişkilerinde yakınlaşmanın bir göstergesi olduğuna dikkat çekildi ve “gerçekçiliğe dayalı politika”nın bir parçası olduğu vurgulandı. Ayrıca görüşmede, Cumhurbaşkanı’nın D8 Genel Sekreteri’ne üye ülkeler tarafından yatırım yapılmasını sağlamak amacıyla Kalkınma Fonu oluşturulmasını önerdiği aktarıldı. Bakan Abdülnasır Himmeti’nin D8’in ticari ve ekonomik ilişkiler bakımından önemine dair vurgusu da haberde yer aldı. Pezeşkiyan’ın, kapsamlı kalkınmanın gerçekleşmesi için önerdiği gereklilikler aktarıldı. D8 Zirvesi kapsamında Gazze ve Lübnan’daki durumun ele alındığı ayrı bir toplantı düzenlendiği de belirtildi. Lübnan konusunda, İsrail tarafından ateşkesin ihlal edilmesinin eleştirildiği kaydedildi. Suriye meselesinde ise Pezeşkiyan’ın şu ifadeleri kullandığı aktarıldı: “Biz, gelecekteki hükûmette tüm grupların ve kesimlerin katılımını, iyi komşuluk ilişkilerine ve İslam dünyası ile bölge ülkeleriyle yapıcı ilişkilere saygıyı destekliyoruz. Ayrıca, Suriye’deki farklı inanç ve dinlere saygı gösterilmesi gerektiğine inanıyoruz. Suriye halkının çeşitli dinî inançlarına saygı duyulmalı, onlar birlikte yaşamalı ve el ele vererek bu ülkenin istikrarı ve güvenliğinin teminatı olmalıdır.” Cumhurbaşkanı Sisi’nin Pezeşkiyan’ı sarayında ağırlamasına ve ikili görüşmeye haber metninde özel önem atfedildi. Suriye’deki son gelişmelerin ardından Türkiye Cumhurbaşkanı ile ilk görüşmenin gerçekleştirilmesinin de altı çizildi. Her iki ülke liderinin, Suriye’nin toprak bütünlüğüne yaptıkları vurgu ön plana çıkarıldı. Ayrıca, iki ülke arasında ilişkilerin geliştirilmesinin bölge istikrarı açısından önemine değinildi. Son olarak, Pakistan Cumhurbaşkanı Şahbaz Şerif ile yapılan görüşmenin detayları aktarıldı.

Bu ziyaretle ilgili, muhafazakâr cenahtaki Keyhan gazetesi “Reform İddiasındakilerin Şehit Reisi’nin Mirasıyla Övünme Dönemi” başlıklı bir değerlendirme yazısı yayımladı. Haberde, olumlu bir adım olarak bahsedilen ziyaretin 14. Hükûmet’e özgü olmadığı, 13. dönem Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Emir Abdullahiyan’ın mirası olduğu belirtildi. 13. Hükûmet’in, Hasan Ruhani döneminde zarar gören dış politika köprülerini yeniden inşa ettiği aktarıldı. Reformcu gazeteler ise bu rolü “göz ardı etmekle” ve yeni hükûmetin hanesine yazmakla eleştirildi.

TRT Farsça’ya yönelik tepkiler

TRT Farsça’nın faaliyete başlaması İran basınında bu hafta tartışılan konular arasında yer aldı. Konuya ilişkin, Keyhan gazetesinin sorumlu müdürü Hüseyin Şeriatmedari, “İnanın, Utanç Verici” başlıklı bir köşe yazısı yayımladı. Yazıda, TRT Farsça’nın açılmasına izin veren yetkililer sert bir dille eleştirildi: “Acaba ülkemizin saygıdeğer yetkilileri, bu kanalın açılmasına izin vererek, bugünlerde mazlum Suriye halkının kanına bulaşmış ve direniş güçlerine karşı ABD, İsrail ve Türkiye’den oluşan üçgenin bir parçası olduğunu inkâr etmeyen Erdoğan ve hükûmetine ödül mü vermişlerdir?” Yazıda, bu kanalın internet sitesi ve daha önce TRT Genel Müdürü’nün sözleri incelenmiş olsaydı böyle bir iznin verilmemesi için yeterli olacağı iddia edildi. Haber sonrasında Mehr Haber Ajansı, resmî tepkiyi aktardı: “Kültür ve İslami İrşat Bakanlığı Basın ve Medya Dairesi, bu konuda herhangi bir izin vermemiştir ve bu kanalın izinli olarak faaliyet gösterdiği yönündeki iddialar doğru değildir.” Bu yanıta, Keyhan gazetesinde “İzin Vermemiş miydiniz Yoksa İptal mi Ettiniz?” başlıklı bir yazıyla tepki verildi.

Ferhihtegan gazetesi ise “Erdoğan Darbe Sonrası Medya Oluşturdu” başlıklı yazıyı manşete taşıdı. Haberde, Türkiye’nin “medya hamlesinin” İran’ın bu konudaki “zayıf noktasını” hedef aldığı iddia edildi. İran’ın zayıf noktası olarak, halkın yüzde 70’inden fazlasının kendi medyasına güvenmemesi ve medya organlarının “taraflı ve güvenilmez bilgiler sunduğunu” düşündükleri aktarıldı. Haberde, Türkiye’nin “kültürel yayılma stratejisinin” 2007 yılında Yunus Emre Enstitüsü ile başladığı ve Türk dizileriyle zirveye eriştiği iddia edildi. 2016 darbe girişimi sonrasında “muhalif gazetecilerin tasfiyesinden” sonra ise TRT’nin “hükûmet politikalarını destekleyen propaganda aracına” dönüştüğü iddia edildi.


Ekonomi

Enerji Sorunu

İran’da devam eden enerji sorunuyla ilgili haberi Şark gazetesi, “Pahalı Elektrik Üretimi” başlığıyla manşete taşıdı. Haberde, elektrik enerjisi alanındaki dengesizliklerin sanayide ve elektrik ihracatında büyük kayıplara sebebiyet verdiği aktarıldı. Haberde özellikle santrallerdeki düşük verimlilik sorununa ve kullanılan doğalgaz giderlerinin neredeyse ücretsiz olmasına değinildi. Ayrıca enerji politikalarının petrol ve fosil yakıtlara bağımlılığı eleştirildi. Pezeşkiyan hükûmetine, çöküşün eşiğinde devraldığı bu duruma çözüm üretmek için “zorunlu tarife sisteminden enerji arzında optimize edilmiş mekanizmaya ve gerçek piyasa temelli bir sisteme geçiş”, enerji diplomasisi ve jeopolitik avantajları kullanma gibi öneriler sunuldu.

Hemşehri Online ise Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın enerji dengesizliği konusundaki eleştirilerine yer verdi: “Ülkemiz dünya petrol ve gaz rezervlerinde birinci sırada yer alıyor. Ancak bugün neden elektrik kesintileri ve enerji dengesizliklerine tanık oluyoruz?” Haberin devamında, meclisin konuyla ilgili şimdiye kadar kabul ettiği önemli yasaların isimlerine, 2025 bütçesinde sorunun çözümü için yapılan özel düzenlemelere ve çözüm için bir önceki haberdekine benzer önerilere yer verildi.