Viyana Görüşmeleri ve Döviz Kurlarına Yansımaları

EKONOMİGÖRÜŞ 06.05.2021
Murat Aslan Başkan Yardımcısı / Koordinatör, Ekonomi

Viyana’da sürdürülen görüşmelerin olumlu bir şekilde somut bir anlaşmaya dönüşmesi durumunda döviz kurunun, 16.000-18.000 tümen bandına çekileceği tahmin edilmektedir.

2018 Mayıs ayında eski ABD Başkanı Donald Trump’ın yayımladığı bir başkanlık kararnamesi ile ABD, Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nda (KOEP/Nükleer Anlaşma) yer alan yükümlülüklerini yerine getirmeyeceğini açıklamış ve bu yüzden de İran bakımından KOEP en azından beklenen ekonomik yararları bağlamında ciddi anlamda değersizleşmiş ve defacto yani sadece kâğıt üzerinde bir anlaşma hâlini almıştı. Ocak 2021’de yemin ederek göreve başlayan Joe Biden yönetimi, ABD’nin KOEP’e döneceğine yönelik gönderdiği sinyallerin de bir sonucu olarak Avusturya’nın başkenti Viyana’da 6 Nisan’da müzakerelere başladı. Taraflar müzakerelerde, “ABD yaptırımlarının kaldırılması, ABD ve İran’ın Anlaşma’yı tam ve etkili şekilde uygulaması için atacağı adımların kararlaştırılması ve bu sürecin, her iki tarafı da tatmin edecek bir sıralamada gerçekleşmesi” konularında görüşüldüğünü ifade etti. Şu ana kadar üç tur görüşme yapıldı ve görüşmelerle ilgili herhangi bir resmî açıklama yapılmadı. Görüşmelere katılan diplomatların bireysel olarak yaptıkları değerlendirmelerde, görüşmelerin olumlu seyrettiği anlaşılıyor. Ancak görüşmelerle ilgili yapılan değerlendirmelerden ortaya çıkan diğer bir sonuç da somut bir anlaşma metninin ortaya çıkmasının zaman isteyeceği yönünde. Bu bağlamda tarafların ihtiyatlı bir iyimserlik içinde oldukları anlaşılıyor. Biden’ın göreve gelmesi ve Viyana’daki görüşmelerin, diğer konuların yanında İran döviz piyasalarına da yansıması gözlerden kaçmıyor. İran para biriminin ABD doları karşısında Eylül 2020’den itibaren değer kazandığı gözlemleniyor. Buradan hareketle bu yazı, İran döviz piyasalarında risk algısı ve mevcut gelişmeler ışığında, döviz piyasalarındaki son durumu iktisat teorisinin sunduğu araçları da kullanarak analiz etmeyi amaçlamaktadır.

Mal ve emek piyasalarından farklı olarak finans ve döviz piyasalarında fiyatlandırma büyük bir oranda piyasa aktörlerinin geleceğe yönelik beklentileri çerçevesinde şekilleniyor. İran bağlamında piyasa aktörlerinin geleceğe yönelik beklentileri iyimserleştikçe döviz piyasalarında İran yerel para birimi tümen, yabancı paralar karşısında değerlenirken tersi durumda değer kaybediyor.

İran döviz piyasası geçtiğimiz 3 yıldır artan siyasi ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle ağırlıklı olarak yüksek düzeyde risk fiyatlaması ile karşı karşıya. Bu durumu göstermek için aşağıdaki grafik oluşturuldu. Bu grafikte iki seri bulunmakta. İlki enflasyon endeksidir. İran İstatistik Merkezi tarafından aylık olarak hazırlanan tüketici fiyat endeksi (TÜFE) verileri kullanılmak suretiyle enflasyon endeksi verileri hesaplandı. İkinci gösterge ise döviz kuru endeksidir. Döviz kuru endeksi, İran döviz piyasalarında 1 ABD dolarının İran para birimi tümen karşısındaki değerini gösteriyor. 2016 Ocak ayından 2021 Mayıs ayına kadar geçen 64 ay için her iki seride meydana gelen değişmeler grafikte gösteriliyor. Hesaplanan rakamların yorumunu kolaylaştırmak amacıyla 2016 Ocak ayı için her iki serinin değeri 1 olarak alındı. Daha sonra enflasyon ve döviz kurundaki aylık değişimler dikkate alınarak seriler birikimli olarak 2021 Mayıs ayına kadar endeks hâline getirildi.

Kural olarak bu tür analizlerde başlangıç döneminin nispeten durağan ya da mutedil olması gerekmekte. Bu bağlamda başlangıç olarak 2016 Ocak ayının nispeten mutedil ve ılımlı bir dönem olması gerekiyor. Hatırlanacağı gibi KOEP, 2015 yılında İran ve P5+1 ülkeleri arasında imzalanmış ve 2016 Ocak ayında yürürlüğe girmişti. Dolayısıyla 2015 sonrasında İran’da döviz piyasalarının son derece mutedil bir seyir izlediği gözlemlenmektedir. Yine 2016 yılından itibaren İran’da enflasyonun aşağı yönlü ivmelenmesi başlamış ve 2017 yılında enflasyon, mutedil ya da tek haneli seviyelere gerilemişti. Bu bağlamda 2016 Ocak ayı her iki seri bakımından makul bir başlangıç dönemi olarak kabul edilebilir.

İktisat biliminde döviz kurlarında değişimi açıklayan “Nispi Satın Alma Gücü Paritesi” teorisine göre kısa dönemde iki ülkenin döviz kurunda meydana gelen değişimin, iki ülke arasındaki enflasyon farkına eşit olacağı kabul ediliyor. Bu bağlamda bu teoriye göre ABD’de düşük enflasyon oranı göz ardı edilecek olunursa İran’da döviz kurundaki değişimin, İran’daki enflasyon oranı ile uyumlu bir rota izlemesi gerekiyor. Döviz kurundan enflasyona geçişin, genelde belirli bir düzeyde gecikme ile gerçekleştiğini burada unutmamak gerekiyor. Ülke içi fiyatlarda bu bağlamda belirli bir düzey katılık ya da atalet söz konusu. Genelde üreticiler, yurt dışından ithal ettikleri malların (döviz kurundaki artış nedeniyle) maliyetlerinde artış olsa dahi bunu fiyatlarına ya yansıtmıyorlar ya da kademeli olarak yansıtıyorlar. Bu yüzden döviz kurundan enflasyona geçiş, belirli bir zaman gerektiriyor ya da gecikmeli bir şekilde ortaya çıkıyor.

 

İran’da Döviz Kuru (1 ABD Doları/Tümen) ve Enflasyon

Kaynak: Enflasyon endeksi verisi, İran İstatistik Merkezinden ve serbest döviz kuru endeksi bonbast.com sitesinden elde edilen veriler kullanılarak yazar tarafından hesaplanmıştır.

 

Teorik arka plan sunulduktan sonra grafiği yorumlayabiliriz. Grafikten anlaşılacağı gibi Mayıs 2018’den itibaren döviz kuru endeksinin, enflasyon endeksinden ayrıştığı gözlemlenmektedir. Bazı dönemlerde bu iki seri arasındaki makasın büyük sıçramalar nedeniyle çok fazla açıldığı daha sonra ise bu makasın yavaş yavaş daraldığı gözlemlenmektedir. Döviz piyasasındaki aktörlerin, İran’a yönelik risk algısında artış olduğu dönemlerde İran’ın yerel para birimi tümenden kaçtıkları ve daha güvenli para birimlerine ya da yatırım araçlarına yöneldikleri, bu nedenle de tümenin hızla değer kaybettiği ya da yukarıdaki grafikten de anlaşılacağı gibi ABD dolarının tümen karşısındaki değerinin hızla arttığı gözlemleniyor.

Eski ABD Başkanı Trump’ın, KOEP’ten çekildiğini duyurduğu Mayıs 2018’den sonra yaptırımlar, peyderpey sırası ile ağustos ve kasım aylarında devreye sokulmuştu. Birinci aşmadaki yaptırımların devreye girdiği ağustos ayı sonunda döviz piyasaları ciddi tepki vermiş ve eylül ayı başında döviz kuru endeksi (5,01) ve enflasyon endeksi (1,40) arasındaki makas, 3,57’ye ulaşmıştı. Daha sonraki aylarda Hasan Ruhani hükûmetinin aldığı ve İran Merkez Bankasınca uygulanan tedbirler neticesinde döviz kuru endeksinde aşağı yönlü bir ivmelenme başlamıştır. Döviz kurundan enflasyona geçişin etkisi ile enflasyon endeksi yukarı yönlü hareket etmiş ve böylece Ekim 2019’a kadar iki gösterge arasındaki makas oldukça daralmıştır. Ekim 2019’da döviz kuru endeksi 3,07 ve aynı ay enflasyon endeksi 1,96 olmuş ve ikisi arasındaki makas 1,57’ye kadar gerilemiştir.

2019 Kasım ayında Ruhani hükûmetinin aldığı tedbirler çerçevesinde akaryakıt fiyatlarında %200’ü bulan zam kararı üzerine, ülkede oldukça geniş katılımlı gösteriler patlak vermiş ve İran Devleti, gösterileri son derece sert bir şekilde bastırmıştır. İran kamu maliyesindeki bozulma nedeniyle alınan zam kararı ve buna halkın gösterdiği tepki, özünde ülke ekonomisinin yaptırımlar nedeniyle zorlanmasından kaynaklanmaktadır. İşte bahsi geçen gösteriler sonrasında bu iki gösterge arasındaki makasın giderek açıldığı ve dolayısıyla İran’daki aktörlerin, ülke ekonomisi bağlamındaki risk algısının giderek arttığı gözlemlenmektedir. Diğer taraftan Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’ye yönelik Ocak 2020’de düzenlenen suikast, koronavirüs salgını nedeniyle alınan kapatma önlemleri ve ayrıca İran içinde ve dışında ortaya çıkan gelişmeler; risk algısının yüksek seviyede kalmasına neden olmuş ve Eylül 2020’ye kadar aralıksız olarak iki değişken arasındaki makas sürekli açılma eğilimi göstermiştir. 2020 Eylül ayında döviz kuru endeksi 7,97’ye ve enflasyon endeksi 2,54’e yükselmiş ve iki gösterge arasındaki makas, 3,13 seviyesine ulaşmıştır.

2020 ABD Başkanlık Seçimlerinde Biden’ın seçilmesi, İran’da iyimserliğe neden olmuştur. Bu iyimserliğin de etkisi ile iki değişken arasındaki makas azalma eğilimine girmiş ve KOEP’in yeniden hayata geçirilmesine yönelik görüşmelerin nisan ayında başlaması ile makastaki daralmanın ivmelendiği gözlemlenmiştir. Dolayısıyla KOEP görüşmelerinde somut adımların atılması durumunda döviz kuru endeksinde aşağı yönlü sıçrama olacağı öngörülebilir.

Geçtiğimiz üç yılda İran Devleti, yarı kamusal malların fiyatlarını (sağlık eğitim vb.) bilinçli bir şekilde düşük tutmak suretiyle yoksul halk kesimlerini enflasyondan korumaya çalışmıştır. Bunun yanında fiyat politikaları ya da doğrudan kontrol yöntemi ile işletmelerin fiyatlarını maliyet artışları çerçevesinde artışına izin verilmemiştir. Bu tür fiyat kontrol politikaları nedeniyle işletmelerin uzunca süredir öteledikleri fiyat artışlarının peyderpey devreye girmesi ve enflasyon endeksinin bir süre daha bu şekilde yukarı yönlü hareketini sürdürmesi tahmin edilmektedir. Viyana’da yürütülen müzakerelerin 2021 yılının yaz aylarında somut bir anlaşmaya dönüşmesi durumunda, iki endeksin 4,5-5 arası bir bantta dengeleneceği öngörülmektedir.

5 Mayıs itibarıyla serbest piyasada 1 ABD doları 21.000 tümenden işlem görmektedir. Bu iyimser senaryonun gerçekleşmesi durumunda tümenin, ABD doları karşısında %15-25 aralığında değer kazanacağı düşünülmektedir. Dolayısıyla böylesi bir durumda döviz kurunun 16.000-18.000 tümen bandına çekileceği tahmin edilmektedir.

Döviz Kuru, Enflasyon, KOEP, Viyana Görüşmeleri, Risk Algısı

MTN’nin İran İHA/SİHA Yapımına Katkısı

Murat Aslan

Yakın dönemde yapılan haberlerde İran’ın, İHA/SİHA ve diğer silah üretme kapasitesini geliştirmesinde, merkezi Güney Afrika’da bulunan MTN isimli telekomünikasyon şirketinin de katkı yapmış olabileceği iddia ediliyor.

Yemen’de Ateşkes Görüşmelerinin Muğlak Geleceği

Murat Aslan Ömer Zengin

Yemen, önemli bir geçiş noktasındadır ve Orta Doğu’da sürdürülebilir bir güç dengesi tesis edilmeden ABD’nin bölgeyi terk etmesi, stratejik anlamda İran ve Çin’i güçlendirebilir.