ABD Başkanı Donald Trump, nükleer anlaşmadan çekilerek eski Batılı müttefiklerini ve yeni Doğulu ortaklarını yüzüstü bıraktığı gibi Orta Doğu’da yeni bir krizin fitilini de ateşledi.
Qingdao'daki Şangay İş Birliği Örgütünün (ŞİÖ) 18. zirvesi, İran'ın örgüte tam üyelik talebine bir kez daha açık bir yanıt verilmeden sona erdi.
Tahran yönetimi Afganistan’daki baraj inşaatı faaliyetlerinin İran’ın su güvenliğini ciddi anlamda tehlikeye atacağını düşünüyor.
ABD Başkanı Trump, 8 Mayıs 2018’de birçok gözlemcinin öngördüğü şekilde ülkesini nükleer anlaşmadan çekmişti.
ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden sonra anlaşmayı hayatta tutacak bütün yolların Brüksel'e çıktığı görülmektedir.
Mukteda Sadr, uzun süredir yürüttüğü tutarlı stratejiler sonucunda seçimleri kazandı ve koalisyon görüşmelerini tamamladı. Bu süreçten sonra hükümette de belirleyici olacağı açık.
ABD Başkanı Trump’ın ülkesini anlaşmadan çekmesinin ardından üst düzey Amerikalı yetkililerden İran’a yönelik tehditler gelmeye devam ediyor.
ABD için nükleer anlaşma, İran’ın nükleer programının çok daha ötesinde bir anlama sahip olmaya devam etmektedir.
İran’ın İskandinav ülkeleriyle ilişkileri, 17. yüzyıldan itibaren Danimarka ile başlamış ve zamanla diğer ülkelerle de gelişme kaydetmiştir.
Seçim sonuçlarındaki en büyük sürpriz Mukteda es-Sadr’ın Sair’un Koalisyonu’nun zaferi olmuştur. Sair’un koalisyonu “Iraklılık” bilincine vurgu yaparken İslamcıları, komünistleri ve liberalleri aynı safta bir araya getirmiştir.