2016 Uzmanlar Meclisi

İÇ POLİTİKA 03.08.2016
Serhan Afacan Genel Yayın Yönetmeni

“Halkın kahir ekseriyetince Merce-i Taklit[1] olarak seçilip kabul edilmiş olan Evrensel İslam Devriminin yüce Merce-i Taklidi ve İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullahü’l-Uzma İmam Humeyni’den sonra, onun şerif ruhu mukaddes olsun, yeni Rehberi tayin etmek Uzmanların uhdesindedir. Uzmanlar Anayasanın 5. ve 109. maddelerinde zikredilen şartları haiz fakihler hakkında araştırma ve istişare yaparlar. Onlardan birisinin fıkhi mevzu ve meselelerde ya da siyasi ve içtimai konularda en bilgili kişi olduğunu yahut genel kabule mazhar olduğunu ya da Anayasanın 109. maddesinde mezkur sıfatlardan birinde özellikle şayan-ı tercih olduğunu tespit ederlerse onu Rehber olarak seçerler. Bu haller dışında ise söz konusu şartları haiz kişilerden birisini belirler ve seçerler. Uzmanların seçtiği Rehber bu makamdan kaynaklı bütün mesuliyetleri uhdesine alacaktır. Rehber kanunlar karşısında diğer vatandaşlarla eşittir."

İran İslam Cumhuriyeti’nin özgün kurumlarından olan ve anayasanın yukarıda alıntılanan 107. Maddesinde temel görevi tanımlanan Uzmanlar Meclisi için 26 Şubat 2016 tarihinde gerçekleştirilen seçimler sonucunda Beşinci Meclis şekillenmiş oldu. Uzmanlar Meclisi Seçim Kanununa göre; Uzmanlar her bir seçim bölgesinden 1983 yılında Birinci Uzmanlar seçimi için tespit edilen sayı olan 83 olarak seçilir.[2] Bir seçim bölgesi içerisinde başka bir bölge oluşması durumunda esas bölgenin kontenjanı taksim edilir ve nüfusta her bir milyon artışa bir kontenjan ilave edilir. Uzman adaylarında aranan şartlar şunlardır:

  • Dindarlıklarıyla bilinen, güvenilir ve ahlaklı kişiler olmaları,
  • Bazı meselelerde içtihat edecek ve seçim durumunda yeni Dini Rehberi tespit edecek ilmi yetkinliğe sahip olmaları,
  • Siyasi ve toplumsal perspektife sahip ve günün meselelerine vakıf olmaları,
  • İran İslam Cumhuriyeti rejimine bağlı olmaları,
  • Kötü bir siyasi ve içtimai geçmişe sahip olmamaları.

Söz konusu maddede açıkça belirtildiği üzere Uzmanlar, Devrim Rehber’ini seçmek gibi son derece kritik bir sorumluluğun muhataplarıdırlar. Ne var ki İran İslam Cumhuriyeti Anayasası; bir yönüyle ayrıntılı, bir yönüyle ise farklı yorumlara açık ifadelerle Devrim Rehberliği adaylığını çerçeveleyerek rejimin mihenk taşlarından olan bu kurumun öngörülen şekilde yürümesini teminat altına almayı amaçlamıştır. Bu nedenle, Uzmanlar Meclisini değerlendirmeye geçmeden önce Rehber’e dair Anayasada ortaya konulan çerçeveye göz atmak yerinde olacaktır.

Devrim Rehberi olacak Fakihin taşıması beklenen özellikler konusunda 107. Maddenin atıfta bulunduğu 5. Maddede söz konusu kişinin adil, takvalı, zamanın şartlarına vakıf, cesur ve idari yetkinliğe sahip olması gerektiği yazılmaktadır. Anayasanın 109. Maddesinde daha da ayrıntılı biçimde Rehber’de bulunması gereken şu vasıflara yer verilmektedir:

  • Fıkhın muhtelif alanlarında fetva verecek ilmiyetkinliğe sahip olmak.
  • İslam ümmetine rehberlik etmek için gereken adalet ve takvayı haiz olmak.
  • Sağlıklı bir siyasi ve sosyal perspektife sahip olmak, ferasetli ve cesur olmak ve Rehberlik için gereken yeterli kudreti ve idari yetenekleri taşımak.
  • Söz konusu şartları taşıyan birden fazla kişinin bulunması durumunda daha güçlü fıkhi ve siyasi kavrayışı olanı tercih edilir.

Anayasaya göre Rehber, Uzmanlar Meclisi üyelerinden birisi olmak zorunda değildir. 1989 yılında Ayetullah Humeyni’nin ölümünü takiben yeni Rehber olarak seçilen Seyyid Ali Hamenei Birinci Uzmanlar Meclisinin üyelerinden birisiydi. Ali Hamenei’nin ardından da yine meclis içerisinden bir kişinin seçilmesi beklenmektedir.Uzmanların diğer maddelerde daha ayrıntılı olarak ele alınan yetkileri arasında Rehber’i denetlemek ve görev için gerekli nitelikleri kaybetmesi ya da hiç sahip olmamış olduğunun anlaşılması durumunda Rehberi görevden almak gibi önemli unsurlar bulunmaktadır. Ne var ki 1983 yılında göreve başlayan Birinci Uzmanlar Meclisinin 1989 yılında Ayetullah Humeyni’nin halefi olarak Ayetullah Seyyid Hamenei’yi seçmesi dışında Uzmanlar pratikte sistem içerisinde bu derece kritik başka bir rol üstlenmemişlerdir. Belirli periyotlarla bir araya gelen Uzmanların özellikle önde gelenleri daha yoğun diğer resmi vazifelerine ağırlık vermişlerdir. Örneğin yeni seçilen Uzmanlar arasında Cumhurbaşkanı Ruhani ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi başkanı eski cumhurbaşkanlarından Haşimi Rafsancani bulunduğu gibi 24 Mayıs 2016 tarihinde Beşinci Uzmanlar Meclisi başkanlığına seçilen Ayetullah Ahmed Cenneti’nin bizzat kendisi de Anayasa Koruyucular Konseyi başkanlığını yürütmektedir.Bunların dışında bazı diğer üyelerde çeşitli idari ve ilmi kurumlarda faal olarak görev yapmaktadırlar.

1979 İran Devrimi ve Birinci Uzmanlar Meclisi

Fikri ve kurumsal boyutlarıyla Uzmanlar Meclisi, varlığına doğrudan bağlı olduğu Velayet-i Fakih teorisi gibi girift bir tarihi ve teolojik arka plana sahiptir. 1960’ların ortasından itibaren Muhammed Rıza Şah Pehlevi’ye (s.1941-1979) karşı tavizsiz bir muhalefet yürüten ancak 1960’lar boyunca hanedan yönetimine karşı somut bir alternatif öne sürmeyen Humeyni 1970 yılında sürgünde bulunduğu Necef’te Velayet-i Fakih düşüncesini ortaya atmıştır. Humeyni bu bağlamda Şii inancı açısından son derece önemli şu önemli soruyu gündeme getirmiştir:

“Meselenin açıklığa kavuşması için şu soruyu soruyorum: Gaybet-i Suğra'dan 1000 yılı aşkın bir süre geçtiği ve belki de maslahat gereği hazretin zuhuru pekala yüz bin yıl sonra da vuku bulmayabileceğine göre bu uzun süre boyunca İslam hükümleri yerde kalmalı, uygulanmamalı ve herkes canı ne isterse yapabilmeli midir? […] Yani Allah Tealâ kendi göndermiş olduğu hükümlerinin uygulanmasını 200 yılla mı sınırlamıştır?”[3]

Humeyni Velayet-i Fakih teorisini bu soruya cevap olarak sunmuştur. Bu teoriye göre Mehdi’nin yokluğunda daha sonra İran İslam Anayasasının mezkûr maddelerine girecek olan şartları sağlayan bir fıkıh bilgini, Müslümanların işlerini üstlenecek böylece devlet idaresi İslami bir hüviyet kazanacaktır. On iki İmam Şii düşüncesinde On ikinci İmam’ın yokluğunda dünyevi otoritenin kime ait olduğu sorusu asırlar boyunca tartışma konusu olagelmiştir. Bu şartlarda ulemanın İmamların sahip olduğu yetkilerin birçoğuna sahip olduğunu öne süren 19. yüzyıl Şii âlimi Molla Ahmed Naraki (ö.831-31)[4], Ayetullah Naini (1860-1936) ve Ayetullah Şeyh Fazlullah Nuri (1843-1909) gibi Şii âlimler ulemanın devlet idaresinde sahip olmaları gereken konuma dair önemli görüşler ortaya koymuşlardır. Ayetullah Humeyni 1979 İran Devrimini takiben bu arka plana işaret etmiş ve Şeyh Fazlullah Nuri’yi İslam Cumhuriyeti’nin fikir babası olarak ilan etmiştir.[5] Ne var ki Humeyni’nin teorisinde ‘fakihi devletin yönetiminin en üst kademesini teşkil eden birçok kişiden biri olarak değil de devletin nihai yöneticisi, hâkimi ve koruyucusu olarak görmek konusundaki kesin inancı’onun yaklaşımını diğerlerinden ayırıyordu.[6]

İran Devrimi’nin ardından Humeyni’nin halefini seçmekle yükümlü olacak Birinci Uzmanlar Meclisi için 1983 yılında yapılan seçimlerde 83 koltuk için 168 kişi adaylık başvurusunda bulunmuş ve 146’sının adaylığı onaylanmıştır. Yirmi üç milyondan fazla seçmen arasından on sekiz milyonun biraz üstünde bir sayı sandık başına gidince seçime katılım oranı 77.38% olmuştur. Ayetullah Humeyni halefi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei’yi seçecek olan ve ‘şehinşahlık ve sitemşahlık tarihi boyunca zulüm görmüş milletin seçkinleri ve Uzmanlar Konseyi fakihleri’ diye hitap ettiği Birinci Uzmanlar Meclisi üyelerine seçimlerin ardından gönderdiği beyanatta şöyle seslenmiştir:

“Tarih ve gelecek nesiller sizin hakkınızda hüküm verecekler ve büyük Allah dostları sizin eylemlerinize ve görüşlerinize bakacak. En ufak bir ihmalkârlık ve taviz, şahsi görüşlerinizden kaynaklı en küçük bir hareket ve bu şerefli işi aslından saptırabilecek Allah korusun en ufak bir nefsani hevese tabi olmanız tarihin en büyük faciasını meydana getirecektir. Eğer aziz İslam dini ve yeni kurulmuş olan İslam Cumhuriyeti aslından sapar, sele kapılır ve sona ererse Allah göstermesin İslamiyet asırlarca unutulmaya mahkûm kalacak ve onun yerini şehinşahlık ve melikler İslam’ı alacaktır [...] Müstakbel muhterem Rehber’e ya da Rehberlik Konseyine biraderane ve halisane bir hatırlatmada bulunmam gerekir: Rehber ve Rehberlik semavi dinlerde ve İslamiyet’te kendisiyle kaim değeri olan ve Allah göstermesin insanı gurur ve böbürlenmeye sevk edecek bir makam değildir. Bunların amacı Hz. Ali efendimizin buyurduğu şeydir. Esasen peygamberler, Allah’ın salat ve selamı onlara olsun, kullara hizmet için, manevi hizmet için, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, mazlumlara hizmet için, hem ferdi hem de içtimai adaleti tesis etmek için gönderilmişlerdir.”[7]

5 Haziran 1989 tarihinde yani Ayetullah Humeyni’nin ölümünden yalnızca iki gün sonra Birinci Uzmanlar Meclisi Ayetullah Hüseyin Ali Muntazari gibi güçlü isimlerin olduğu bir ortamda Ayetullah Seyyid Ali Hamenei’yi İran İslam Cumhuriyetinin ikinci Rehberi olarak seçmiştir.

Ayetullah Muntazari daha önceden Ayetullah Humeyni tarafından halef tayin edilmesine rağmen, Humeyni’nin ölümünden kısa süre önce bu paye kendisinden yine bizzat Humeyni tarafından alınmıştır.[8] Muntazari’nin çoğulcu ve mutedil tavrı Humeyni dâhil daha sert devrimci tutumdan yana olanları rahatsız etmişti. Hamenei’nin gerek Şii ulema arasındaki nispeten düşük prestiji gerekse de seçilme süreci Ayetullah Humeyni’nin baskın liderliğinden sonra herhalükarda prestij kaybı yaşaması beklenen Rehberlik kurumunu daha da tartışmalı hale getirmiştir. 1983 yılından 2007 yılına kadar kesintisiz olarak Uzmanlar Meclisine başkanlık yapan Ayetullah Ali Meşkini, Hamenei’nin seçim tartışmaları esnasında diğer üst düzey âlimlerin ‘Müslümanların karşı karşıya olduğu siyasi, sosyal ve kültürel meseleleri’ kavramada yetersiz kaldıklarını ifade ederek;ilmi bakımdan daha düşük rütbeli de olsa Hamenei’nin siyasi ve toplumsal meselelere vakıf olması nedeniyle Rehber olarak seçildiğini belirtmiştir.[9] Diğer yandan, Ayetullah Humeyni’nin ölmeden önce halefi olarak Hamenei’yi işaret ettiği yönündeki söylemler de Ayetullah Humeyni’den sonra oluşması muhtemel boşluğu doldurmaya ve Hamenei’nin daha fazla kabul görmesini sağlamaya yönelik hamleler olarak görmek gerekir.

Humeyni Sonrası Uzmanlar Meclisi

3 Ekim 1990 tarihinde 180 aday adayından 109’una yarışma fırsatı verilen ve otuz bir milyonu aşkın seçmenden yaklaşık 12 milyonunun katılımıyla gerçekleşen seçimler sonucunda İkinci Uzmanlar Meclisi şekillenmiştir. Anayasada Uzmanlar için vazedilen denetleme görevi Ayetullah Humeyni’nin baskın liderliği ile geçen altı yılın ardından Hamenei döneminde de teoride kalmıştır. Zaten denetleme fikri İran İslam Cumhuriyeti Anayasanın ruhuna işlemiş olan Rehberlik vurgusu ile olduğu kadar Anayasanın 57. Maddesiyle de çelişki arz etmektedir:

“İran İslam Cumhuriyetinde hâkim olan erkler; yasama, yürütme ve yargıdan ibarettir ki bunlar Ümmet İmamlığının mutlak emir ve imametinin velayeti altında aşağıda zikredilen usule göre hareket ederler. Bu erkler birbirinden bağımsızdır.”

Büyük bölümü Haşimi Rafsancani’nin cumhurbaşkanlığı ile geçen 1990’lar boyunca gerek Ali Hamenei gerekse de Uzmanlar artan şekilde daha sağa ve sert bir muhafazakârlığa kaymışlardır. Rafsancani döneminde belirli düzeyde seyreden kutuplaşma Muhammed Hatemi’nin (1997-2005) cumhurbaşkanlığında daha da ileri gitmiş ve Rehber-Uzmanlar ekseninde katıbir muhafazakârlık yerleşmeye başlamıştır. Bu durum Üçüncü Uzmanlar Meclisi seçimlerine de yansımış ve Anayasa Koruyucuları Konseyi başta olmak üzere bu kurumu reformist eğilimlerden uzak tutmakta kararlı olan muhafazakâr kurumlar toplam 396 adalık başvurusundan yalnızca 167’sine olur vermiş ve 23 Ekim 1998 tarihinde seçimler %46.30’luk bir katılımla gerçekleştirilmiştir. Ali Hamenei’nin Üçüncü Uzmanlar Meclisi’nin açılışı münasebetiyle yaptığı beyanat sertleşen tavrı ortaya koyar bir nitelik taşımaktadır. Devrim ilkelerinin korunması gerektiğine vurgu yapan Hamenei; reformist eğilimlere şu şiddetli ifadelerle karşı çıkmıştır: “Bu ilahi nizamı ve halkı aynı düşmanın istediği gibi tavsif eden cahil gafiller ve aklını teslim etmiş hainler bilmelidirler ki bu nizamın ulu sütunları Cenab-ı hakkın kudreti ve halkın samimi himayesiyle berhudardır.”[10] Aynı dönemde Uzmanlar Meclisi’nin Muhammed Yezdi ve Misbah Yezdi gibi muhafazakâr üyeleri Hatemi’nin önde gelen muhalifleri arasında yer almışlardır. Öyle ki o dönem İmam Humeyni Eğitim ve Araştırma Enstitüsü başkanlığını da sürdüren Misbah Yezdi, Hatemi’yi ‘İslam Devrimi’ne ihanet etmekle’ suçlayacak kadar ileri gitmiştir.[11]

Siyasal Kutuplaşma ve Uzmanlar Meclisi

2005 yılında Rehber’e yakınlığı ile bilinen Mahmud Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanı seçilmesinden bir buçuk sene kadar sonra 15 Aralık 2006 tarihinde Dördüncü Uzmanlar Meclisi seçimleri yapılmıştır. Başvuran 493 kişinin yalnızca 167’sinin adaylığının onaylandığı seçimler %60.84 gibi önceki seçimlere nispeten yüksek bir katılımla gerçekleştirilmiştir. Aynı sene Ayetullah Meşkini’nin ölümü üzerine Uzmanlar Meclisi Başkanlığına Haşimi Rafsancani seçilmiş ve onun ardından bu göreve Muhammed Rıza Mehdevi Keni getirilmiştir. Mehdevi’nin 2014 yılında ölümünün ardından göreve sırasıyla Mahmud Haşimi Şahrudi ve Muhammed Yezdi getirilmiştir. Ahmedinejad döneminin özellikle 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından gerilen siyasi ortamında Rehberin ve Uzmanların pozisyonları toplumda daha yüksek sesle tartışılmaya başlamıştır. Bu dönemde Devrim Rehberliğini kuşatıcı bir makam olarak değil muhafazakâr siyasi pozisyonun savunucusu olarak görenlerin sayısı artmıştır.

2013 yılında ılımlı kanattan Hasan Ruhani’nin cumhurbaşkanı seçilmesi İran güç piramidindeki sıkıntıları tekrar ortaya çıkarmıştır. Ruhani’nin Batı ile nükleer proje konusunda müzakerelerden yana tavır alması, sosyo-kültürel ve ekonomik alanlarda Ali Hamenei’nin uygun görmediği düşünceleri ortaya koyması ilişkilerin gerilmesi sonucunu doğurmuştur. Gerek bu durum gerekse de 76 yaşındaki Hamenei’nin sağlık durumu Beşinci Uzmanlar Meclisi için yapılan seçimlerin büyük dikkat çekmesine neden olmuştur. 26 Şubat 2016 tarihinde Parlamento seçimleriyle birlikte yüzde 62’lik bir katılım oranıyla gerçekleştirilen seçimler dikkat çekici sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Adaylık için başvuruda bulunan 801 kişiden yalnızca 161’inin onaylandığı seçimlerde Misbah Yezdive Muhammed Yezdi gibi önemli muhafazakâr isimler dışarıda kalırken Rafsancani ve Cumhurbaşkanı Ruhani’nin yanı sıra muhtelif ılımlı isimler seçilmiştir.

Beşinci Uzmanlar Meclisi ve İran Siyasetinin Geleceği

Gerek milletvekili seçimlerinin gerekse de Uzmanlar seçimlerinin galibinin hangi cenah olduğu konusunda taraflar ve gözlemciler zıt görüşler serd etmişlerdir. Reformist-ılımlı cenahın altı kontenjanlı Tahran’da on beş kişiyi Uzmanlar Meclisi’ne taşırken sert muhafazakâr tutumuyla bilinen adaylardan yalnızca Ayetullah Ahmed Cenneti’nin seçilmesine vurgu yapanlar seçimleri muhafazakârların kaybettiğini öne sürmektedir. Diğer yandan Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin gerçekleştirdiği seçim öncesi eliminasyonu, reformist-ılımlı liste ve muhafazakâr liste arasındaki ortak aday çokluğunu ve nihayet 24 Mayıs 2016 tarihinde yapılan Uzmanlar Meclisi Başkanlığına Cenneti gibi muhafazakâr bir figürün seçilmiş olmasını öne çıkaranlar ise seçimin mutlak galibi olmadığını öne sürmektedir. Kaldı ki, Uzman adaylarına dair yazının başında zikredilen kanuni şartlar aday havuzunu dolayısıyla da Uzmanlar Meclisi’nin profilini önemli ölçüde peşinen belirlemektedir.

Reformist-ılımlı gruplar Uzmanlar Meclisi seçimlerinde Parlamento seçimleri kadar başarı gösterememiş olsalar da seçimler üzerinde dikkatle durulması gereken bir manzara ortaya çıkarmıştır. Ruhani hükümetinin uluslararası, kültür ve ekonomi politikalarından rahatsızlığı bilinen Devrim Rehberi Hamenei’nin reformist eğilimlere karşı tutumunun daha sertleşeceğini beklemek mümkündür. Özellikle 2017 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Ruhani ya da diğer bir ılımlı-reformist aday tarafından kazanılması ilişkileri daha da gerginleştirecektir. Önümüzdeki bir yıl boyunca Ruhani hükümeti ekonomide ve uluslararası politikada istediği sonuçları elde ederse muhafazakârların ülkede olağanüstü şartlar ihdas etmeleri zorlaşacak ve alternatif siyasi eğilimlerin önü daha da açılacaktır. Bu olasılık aynı zamanda Cumhurbaşkanı Ruhani’nin siyasi tavrını Hatemi benzeri bir reaksiyoner pozisyondan daha hâkim bir konuma taşıma potansiyelini barındırmaktadır. Ilımlı-reformist kanadın bu denli etraflı bir siyasi, toplumsal ve ekonomik programa hazır olup olmadığı ise henüz test edilmiş değildir. Nükleer anlaşma ve İŞİD’e karşı mücadele sayesinde İran lehine seyreden uluslararası dengelerin gidişatı ve Kasım 2016’da yapılacak Amerikan başkanlık seçimlerinin sonuçları da İran iç siyaseti açısından belirleyici rol oynayacaktır.

Kesin olan nokta ise özellikle Mahmud Ahmedinejad ile Mir Hüseyin Musevi arasında geçen ve Ahmedinejad lehine sonuçlanan 2009 yılındaki olaylı cumhurbaşkanlığı seçimlerinden itibaren artan şekilde tartışma konusu olan ve gündelik siyasal kutuplaşmanın parçası haline gelen Rehberlik kurumunun bu tartışmalı konumunu sürdüreceğidir. Mevcut Devrim Rehberinden daha yaşlı olan 84 yaşındakiCenneti’nin Uzmanlar Meclisi başkanlığına seçilmesi Hamenei’nin halefinin kim olacağı konusuna açıklık getirmekten uzak bir görüntü ortaya çıkarmıştır. Gerek muhafazakâr grup ve yayın organlarının Cenneti’nin seçilmesine duydukları coşkun memnuniyet gerekse de 26 Mayıs 2016 tarihinde kendisini ziyarete gelen Beşinci Uzmanlar Meclisi üyelerine Hamenei’nin yaptığı açıklamalar muhafazakârların endişelerini ortaya koyar niteliktedir. Benzer bir konjonktürde şekillenen Üçüncü Uzmanlar Meclisinin açılışında 23 Ekim 1998 tarihinde “bu ilahi nizamı ve halkı aynı düşmanın istediği gibi tavsif eden cahil gafiller ve aklını teslim etmiş hainlerden” bahseden Hamenei 26 Mayısta da söz konusu meclisin devrimci niteliğine ve seyrine işaret ettikten sonra “rejimin ilerlemesinin ve Devrim hedeflerinin gerçekleşmesinin yegâne yolu ‘ülkenin gerçek iktidarı’ ve ‘büyük cihat’ yani düşmana tabi olmamaktır’ beyanatında bulunmuştur. Uluslararası konjonktür Hatemi döneminde olduğu gibi Ruhani hükümetinin de aleyhinde seyreder yahut hükümet ekonomide beklenen açılımı sağlayamazsa Cumhurbaşkanı Ruhani’nin arkasındaki toplumsal desteğin ne kadar devam edeceği üzerinde dikkatle durulması gereken önemli bir konudur. Diğer önemli bir konu ise muhafazakâr grupların ve kurumların Ruhani karşısında ne gibi politikalar takip edeceğidir. Kesin olan nokta gerek Parlamento gerek Uzmanlar Meclisi için 2016 başlarında yapılan seçim sonuçlarının 2017 baharındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerini çok daha kritik bir düzeye taşımış olduğudur.

[1] Taklit/takip edilen otorite anlamına gelen bu ifade İmamiye Şiasında fetvasına başvurulan en üst düzey Şii din adamlarını ifade eder.

[2] Sitad-i entihabat-ı kişver, mecmua-i kavanin ve mukarrerat-ı intihabat-ı meclis-i hobregan, 3. http://www.moi.ir/portal/File/ShowFile.aspx?ID=25425dbc-4c6b-4917-8eb7-3033636d8b9f. Takip eden bölümlerde aksi belirtilmedikçe Uzmanlar Meclisi seçimlerine dair verilen bilgi bu kaynağa dayanmaktadır.

[3] Ayetullah Humeyni, Velâyet-i Fakih / İslam Devleti, (Tahran: İmam Humeyni’nin Eserlerini Tanzim ve Yayınlama Müessesesi) 37. Oniki İmam şiileri Onikinci İmam’ın Hicri 260 yılında gözlerden kaybolduğuna inanırlar. Bu tarihten Hicri 329'a kadar şiiler 4 naip aracılığıyla (Osman bin Said, Muhammed bin Osman, Hüseyin bin Ruh ve Ali bin Muhammed) Kayıp İmam dedikleri Onikinci İmamla irtibatın sürdüğüne inanırlar ki bu döneme ‘küçük gaybet dönemi’ ya da ‘gaybet-i suğrâ’  denir. Şiilere göre bu dönemden sonra ise ‘büyük gaybet dönemi’ ya da ‘gaybet-i kübrâ"nın başlamıştır.

[4]Venessa Martin. Creating an Islamic State: Khomeini and the Making of a New Iran  (London: I. B. Tauris, 2000), 117.

[5]Janet Afary, The Iranian Constitutional Revolution, 1906-1911: Grassroots Democracy, Social Democracy and the Origins of Feminism (New York: Columbia University Press, 1996), 1.

[6]Mohsen Milani. The Making of Iran’s Islamic Revolution: From Monarchy to Islamic Republic (London: Westview Press, 1998), 155.

[7] http://farsi.khamenei.ir/sahifeh-content?id=15978

[8] IRNA Mart 28,1989. Alıntılayan, Ray Takeyh, Guardians of the Revolution Iran and the World in the Age of the Ayatollahs (Oxford: Oxford University Press, 2009), 117.

[9] Kayhan (11 Haziran, 1989). Alıntılayan, Takeyh, Guardians of the Revolution, 118.

[10] http://www.majlesekhobregan.ir/fa/ashnayibamajlesView.html?ItemID=515

[11] Risalat (Mar. 29, 2001). Alıntılayan Takeyh, Guardians of the Revolution, 226.

İran’da Deprem ve Siyasi Artçıları

Mehmet Koç

12 Kasım 2017 Pazar gecesi merkez üssü Irak’ın Süleymaniye ve Halepçe kentlerinin kesiştiği nokta olan 7.3 büyüklüğündeki deprem Basra Körfezindeki ülkelerde de hissedildi.

echo 'test';