Ambargoların Kıskacında İran’ın İlaç Sektörü

Sertaç Sarıçiçek Araştırmacı, Kültür ve Toplum

İthalata getirilen sınırlama, yerli ilaçların muadil ithal ilaçlara nispeten kalitesiz oluşu ve ambargolar sebebiyle ilaç alımında yaşanan sorunlar kaçak ve sahte ilaç piyasasının oluşmasına zemin hazırlıyor.

ABD’nin Kasım 2018’de itibaren İran’a yönelik ambargoları kapsamlı olarak yeniden yürürlüğe koymasıyla ülke çapındaki birçok sektör gibi ilaç sektörü de gidişattan payına düşeni aldı. İlaç sektörünün toplum sağlığı açısından taşıdığı kritik önem, meseleyi ülkedeki sağlık sektörüne ilişkin en önemli gündem maddelerinden biri hâline getirdi.

Hâlihazırdaki ambargolar İran’a ilaç ithalatının azalmasına ve piyasada ilaç tedarikinde sorunlar yaşanmasına sebebiyet veriyor. Ambargoların uygulanmaya başladığı ilk aylarda ilaç ve gıda ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik yapılan ticari işlemlerde, İran’ın herhangi bir sınırlamaya maruz kalmaması bekleniyordu. Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve İran Özel Temsilcisi Brian Hook gibi isimlerin bu doğrultudaki açıklamaları söz konusu beklentiyi güçlendirmişti. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’la ticari ilişkileri bulunan bütün işletmelerin ikincil yaptırımların hedefi olacağına dair tehditkâr söylemi, Avrupa menşeli birçok şirketin İran’a ilaç satışında çekingenlik göstermesine neden oldu. Bunun yanı sıra ülkeye ilaç ithalinde muhabir banka vazifesi gören Parsiyan Bank’ın ambargo kapsamına alınması, ilaç ticaretini sekteye uğratan önemli faktörlerden biridir. İran’da insani bir kriz yaşanmaması amacıyla ilaç, gıda ve tıbbi malzemeler gibi temel gereksinimlerin karşılanması adına kurulan ve İran ile Avrupa arasında özel ödeme mekanizması işlevi gören yapının (INSTEX) da istenen ölçüde işletilemediği görülmektedir. Dahası ilaç ithalatında yaşanan sorunların yanında döviz kurunun ambargolar nedeniyle yükselmesi yurt dışından temin edilen sınırlı sayıdaki ilacın fiyatlarındaki artışı tetiklemiştir. İthal ilaç fiyatlarındaki artış hızı, yerli üretim ilaçların fiyatlarına nazaran çok daha yüksektir.1

Zikredilen hususlar kanser, MS (Multipl Skleroz), kalp-damar, solunum ve psikiyatrik hastalıkların tedavilerinde kullanılan önemli ilaçların yurt dışından İran’a ithal edilmesini zorlaştırıyor. Nitekim Tahran yönetimi, her fırsatta ABD ambargolarının uluslararası hukuka ve insan haklarına aykırı bir uygulama olduğunu ve siyasal sistemden ziyade doğrudan İran halkını hedef aldığını dile getirmektedir. Bu bağlamda İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif daha Ekim 2018’de yaptırımların kapsamına ve insani boyutuna dikkat çekmiş, Sağlık Bakanı Said Nemeki ise Mayıs 2019’da Cenevre’deki Dünya Sağlık Örgütü toplantısında ambargoların İranlı hastaları zor durumda bıraktığından değinmişti. Son olarak geçtiğimiz günlerde Tabipler Odası Genel Başkanı Mohammed Reza Zaferkandi tarafından BM Özel Raportörüne gönderilen mektupta ambargoların sağlık sektörüne olumsuz etkisine dikkat çekilmiştir.

İlaç sektöründeki kriz devam ederken İran halkının ilaca yönelik talebi ise her geçen yıl artmaktadır. Tahran yönetimi, ülke genelinde giderek artan ilaç talebini karşılayabilmek için millî ilaç sanayinin güçlendirilmesi gerektiği görüşündedir. İran Sağlık Bakanlığının bu konuda attığı ilk adım, İran’da üretilen ilaçların yurt dışından alınmasının yasaklanmasıdır. Bu doğrultuda yurt içinde üretilen 90 kalem ithal ilacın kullanımı yasaklanmıştır. Ancak yerli ilaç sanayii birçok sorunla karşı karşıya bulunuyor. Bunların başında üretimin sürdürülebilirliği gelmektedir. Zira yerli ilaç sanayiinin sağlıklı şekilde sürdürülebilmesi gerekli hammaddenin %60’ının dışarıdan temin edilmesine bağlıdır. Ne var ki ithalata getirilen sınırlama ve döviz artışı, hammadde ithalatını zora sokuyor. Sağlık Bakanlığı ise hammaddenin İran’ın öz kaynaklarından temin edileceğini açıklasa da bu konuda henüz bir kayda değer bir girişimde bulunulmamıştır.

Diğer taraftan, yerli ilaç üreticileri döviz kuru gerekçesiyle %50-60 arası artan üretim maliyetlerinden şikâyet etmekte ve devletin sağladığı mali desteği yetersiz bulmaktadır. İlaç ve Gıda Kurumu Başkanı Golamreza Asgari, ilaç üreticilerinin desteklenmesi yönündeki talebi parlamentoya, Millî Güvenlik Kuruluna ve Devrim Rehberliği Ofisine iletmiştir. Asgari’nin mektubunda, yetersiz ödenek yüzünden üreticilerin bankalardan kredi çekmek ve kredilerden doğan faizleri ödemek zorunda kaldıkları ve bunun üretimin maliyetini sürekli artırdığı dile getirilmiştir. Doğal olarak üreticiler artan üretim maliyetini ilaç fiyatlarına yansıtıyor. Bazı üreticiler ise artan maliyetten dolayı üretimlerini azaltmış veya tamamen durdurmuş bulunuyor. Bu durum toplu işten çıkarmalar veya işçi maaşlarının ödenememesi gibi hadiselere sebebiyet vermektedir. Örneğin İran’da 2019 yılına girerken ilaç sektöründe çalışan işçilerin belirli bir kesimi son bir yıldır maaşlarını alamadıklarını dile getiriyorlar.

İthalata getirilen sınırlama, yerli ilaçların muadil ithal ilaçlara nispeten kalitesiz oluşu ve ambargolar sebebiyle ilaç alımında yaşanan sorunlar kaçak ve sahte ilaç piyasasının oluşmasına zemin hazırlıyor. Öyle ki başkent Tahran’da Tophane Meydanı’nın güneyinde yer alan Nasır Hüsrev Caddesi, geçmişte olduğu gibi bu günlerde de yine kaçak ilaç satıcılarıyla dolmuş durumda. Eczanelerden istediği ilacı temin edemeyen halk, sağlığı için Nasır Hüsrev Pazarı’na başvurmak zorunda kalmaktadır. Hatta sağlık memurlarının ve eczacıların dahi burada oluşan pazardan ilaç satın aldıkları ileri sürülüyor. Bu durum Sağlık Bakanlığı tarafından ilk kez 2016 yılında doğrulanmıştı. Adı geçen caddede Türkiye, Irak ve Pakistan gibi İran’a komşu ülkelerden yasa dışı yollarla getirilen kaçak ilaçlar alıcı bulmaktadır. Buradan piyasaya sürülen ilaçların birçoğunun kullanım tarihinin geçmiş ve değiştirilmiş olduğu da iddialar arasında. İlaçların bir kısmı ambalajsız satılmakta olduğu ve kaçakçılar tarafından paket hâlinde satılmayan ilaçların daha ucuz olduğu söylenmektedir. Yasa dışı ilaçlar kuşkusuz halk sağlığını tehdit etmekte ve pek çok ölüme davetiye çıkarmaktadır. Nitekim Ağustos 2019’da kaçak ilaç kullanımından 52 kişi görme yetisini kaybetmiştir. Buna karşın kaçak ilaç satışı bütün hızıyla devam ediyor. Buna mukabil Tahran Emniyeti şikayetler üzerine 2019 yılı başında büyük çaplı bir operasyon başlatmış ve ülkeye yasa dışı yoldan giren 76 milyon adet ilaca el koymuştur. Söz konusu operasyonda Tahran’ın 18 farklı noktasındaki kaçak ilaç deposu ve dağıtım merkezi tespit edilmiştir.

Tahran yönetiminin uğraşlarına rağmen kaçak ilaç satımının neredeyse bir sektör hâlini aldığı ve yetkililerin gündüz gözüyle yapılan ticaretin önüne geçemediği ortadadır. Daha vahim olan husus, insanları kaçak ilaç alımına sevk eden ilaç yetersizliğinin resmî makamlarca kabul edilmemesidir. Sağlık Bakanı Said Nemeki ülkede ilaç yetersizliği yaşanmadığını defalarca savunmuş ve kaçakçılığın asıl sorumlusunun ülkeye yasa dışı yoldan ilaç sokan ve bundan para kazanan suç şebekeleri olduğunu iddia etmişti. Sağlık Bakanına göre kaçak ilaç işine giren şahıslar, yerli üretimi “değersizleştirmekte” ve yabancı ilaçları överek halkı kandırmaktadır. Nemeki, bazı sağlık çalışanlarının da bu suç şebekeleriyle iş birliği içerisinde olduğunu ifade etmiş ve bazı doktorların reçetelere bilerek yerli üretimi olsa dahi yabancı ilaç yazdığını ileri sürmüştür.

Resmî makamlar, her ne kadar halkı paniğe sürüklememek adına ülkede ilaç yetersizliği yaşanmadığını belirtiyorsa da Nasır Hüsrev Caddesi’ndeki kaçak ilaç pazarının canlılığı kafalarda soru işareti uyandırıyor. Kaldı ki İranlı devlet adamları, bir yandan ABD ambargoları ülkedeki sağlık sektörünü olumsuz etkiliyor diye çıkışta bulunurken diğer yandan ilaç sıkıntısının bulunmadığının savunulması başlı başlına bir çelişkidir. Öte yandan, ambargolar sebebiyle alım gücü yeterince azalan halk, sürekli artan ilaç fiyatları karşısında hayatını riske atma pahasına kaçak veya sahte ilaç kullanmaya yöneliyor. İran’da ilaç yetersizliği sebebiyle her yıl, çoğunluğunu kanser ve kalp hastalıklarının oluşturduğu binlerce kişinin yaşamını yitirdiği söylenmektedir. Hâl böyle iken son olarak temmuz ayında Sağlık Bakanlığına dışarıdan ilaç ve tıbbi malzeme alımı için tahsis edilen 1. 3 milyar doların akıbetinin meçhul olduğu ve bu paranın hangi ilaç şirketlerine aktarıldığının bilinmediğine dair çıkan haberler, bakanlığı zan altında bırakmıştır. Konuya ilişkin tartışmalar, ambargoların etkisiyle halihazırda geçim sıkıntıları giderek artmakta olan İranlıların tepkisine neden olsa da ilaç sektöründe yaşanan sorunlar kısa vadede çözülecek gibi durmuyor.

  Riyaset-i Cumhuri Muvenet-i Bernamerizi ve Nizaret-i Rahbordi Merkez-i Amar-i İran (Cumhurbaşkanlığı İran İstatistik Merkezi Planlama ve Stratejik İzleme Yardımcılığı), Eslah-i Olgu-yi Mesref Cild 2: Ab, Daru, Nan (Tüketim Modelinin Islahı Cilt 2 Su, İlaç, Ekmek), s.421. https://www.amar.org.ir/Portals/0/Files/abstract/1390/eslah-02.pdf (Erişim tarihi 8.8.2019)

İran, İlaç Sektörü, Amerika, Ambargolar

Lordigan’da Yaşanan Sağlık Krizi ve Güvenlik Sorunu

Sertaç Sarıçiçek

Lordigan’da yaşanan bu gelişmeler İran’da sağlık hizmetini ilgilendiren küçük bir meselenin kısa bir süre içinde nasıl bir güvenlik soruna dönüştüğünü ve toplumun siyasi kırılganlığını gözler önüne sermektedir.

İran’da Kutsal Savunma Sineması ve Sorunları

Sertaç Sarıçiçek

Rejimin son yıllarda giderek artan bir şekilde sorgulanması, siyasi otoritenin başta Devrim Rehberi’nin Kutsal Savunma Sinemasını yeniden canlandırılmasını istemesine neden olmuştur.