Pakistan’ın 28 Şubat sonrası diplomatik duruşu, bir tercih olduğu kadar kuşatılmışlık hissinin dayattığı stratejik bir zorunluluk niteliği taşımaktadır.
Yüksek enflasyon, genç işsizliği ve altyapı için gerekli devasa finansman ihtiyacı, Tahran’ın dış politikasını “ekonomik oksijen” arayışına bağımlı kılmaktadır. Ancak bu oksijen kanalları artık çok daha sınırlıdır. İran, yakın vadede büyük stratejik reviz
Tahran yönetimi hem Pakistan hem de Hindistan ile olan ilişkilerini zedelemeden dengeyi sürdürme stratejisini benimsemektedir. Özellikle ekonomik açıdan izole olduğu bir dönemde, bu iki ülkeyle olan bağlarını koruma çabası, İran dış politikasının temel ön
10 Mart 2023 tarihinde Çin ara buluculuğunda varılan anlaşma çerçevesinde, Suudi Arabistan’ın enerji altyapısına yönelik saldırılar, en azından geçici olarak durdurulabilir.
Cinping’in Riyad ziyareti, 2018’den bu yana Doğu’ya Bakış politikası kapsamında Çin’i mutlak müttefik olarak gören İran’da, bu politikayı eleştiren kesimlerin elini kuvvetlendirecektir.
Viyana görüşmeleri sürecinde devam eden belirsizlik ve bölgede yaşayan gelişmeler, İran ile Çin arasındaki 25 Yıllık Kapsamlı İş Birliği Anlaşması’nın uygulanmasını yavaşlatabilir.
Çin merkezli diplomatik aktivizmin merkezinde, Orta Asya’nın istikrarına ilişkin artan endişeler ve Viyana’da devam eden müzakereler başta olmak üzere birçok önemli mesele bulunmaktadır.
ABD’nin yaptırımlarının olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla İran, son derece önemli bir entegre projeyi geçtiğimiz günlerde devreye soktu.
Joe Biden’ın yönetimi devralmasıyla birlikte ABD’nin Nükleer Anlaşma’ya dönebileceği sinyalleri Çin’i, İran ile olan ilişkilerini artırma yönünde teşvik etmiş görünüyor.
İran’ın gerek bölgede yürüttüğü faaliyetler gerekse de İran içindeki siyasi gelişmeler Biden yönetimi ile İran arasındaki ilişkilerin doğasına ve yönüne etki edecektir.